Bir Kalbe Kaç Kişi Sığar? Kalbin Aşk Kapasitesi

21 Ekim 2026

Bir erkek düşünün. Evli, karısını seviyor, çocuklarıyla ilgileniyor, evine zaman ayırıyor, tatillere gidiyor, evlilik yıldönümünü unutmuyor. Karısı da evliliğinden memnun.

Adamın bir de sevgilisi var. Onunla da ilgileniyor, güzel vakit geçiriyor, onu da sevdiğini söylüyor. Üstelik ikisinden de ayrılmak istemiyor.

Şimdi biraz tehlikeli bir soru soracağım. Bir erkek iki kadını birden sevebilir mi? Daha da tehlikelisi, ikisine de yetecek kadar sevgisi, ilgisi, zamanı ve enerjisi varsa gerçekten ortada bir sorun var mı?

Hemen kızmayın. Ben de adamı tebrik edip yılın kocası ödülünü vermeye hazırlanmıyorum. Ama mesele sandığımızdan biraz daha karışık.

Bu soruyu düşünmeme The Guardian’da yayımlanan bir okur mektubu neden oldu. Eleanor Gordon-Smith’in yanıtladığı mektupta yirmi yılı aşkın süredir evli olan bir kadın, kocasının bir yıldır başka bir kadınla ilişki yaşadığını öğrendiğini anlatıyor. Kocası evliliğini bitirmek istemiyor, karısını sevdiğini söylüyor ama sevgilisinden de vazgeçmeye yanaşmıyor. Üstelik diğer kadın da evli ve kendi evliliğinde açık ilişki yaşıyor. Kadının sorusu ise insanın içini burkacak kadar açık. Kocasının kalbinin yarısıyla yetinmeli mi?

Ben bu hikayeyi okurken en çok erkeğin kendisinden emin tavrına takıldım. Adamın karısına sevgisinin bittiğini söylemek gibi bir derdi yok. Tam tersine, evliliğini sürdürmek istiyor. Ama sevgilisini de hayatından çıkarmak istemiyor. Sanki iki ilişkiyi aynı anda yürütmek, iyi bir zaman yönetimi meselesiymiş gibi. Pazartesi karısı, çarşamba sevgilisi, cuma aile yemeği, cumartesi romantik kaçamak. Pazar günü de dinleniyor herhalde.

İnsan ister istemez merak ediyor. Bir insan gerçekten iki kişiye aynı anda aşık olabilir mi, yoksa burada sevgi dediğimiz şeyin içine biraz bencillik de mi karışıyor?

Aldatan erkeklerin en meşhur savunmalarından biri şu değil mi zaten? “Karımı seviyorum ama…”

Devamı duruma göre değişiyor. Biraz heyecan aradım, kendimi yeniden genç hissettim, aramızda bir şeyler eksikti, nasıl oldu anlamadım, kendimi kaptırdım.

Ama burada alıştığımız savunmalardan farklı bir şey var. Adam karısına sevgisinin azaldığını söylemiyor. Sevgilisini de sevdiğini iddia ediyor.

Peki sevgi gerçekten bölünebilen bir şey mi? İki çocuğunuzu aynı anda sevebiliyorsunuz. Annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı birbirlerinden farklı ama gerçek bir sevgiyle sevebiliyorsunuz. İnsan kalbinin yalnızca tek kişilik bir kapasitesi yok.

Romantik duygular da bazen aynı anda birden fazla kişiye yöneltilebiliyor. Ama romantik ilişkilerde mesele yalnızca sevginin varlığı değil. O sevginin hangi koşullarda yaşandığı. Çünkü evlilikte çoğu insan yalnızca sevilmeyi değil, eşinin romantik ve cinsel bağlılığının kendisine özel olmasını da bekliyor.

Benim evliliğe bakışımda da bu özel bağın çok önemli bir yeri var. Birini seçmek, yalnızca onunla birlikte güzel vakit geçirmek değil, başka ihtimaller karşısında da o seçimin arkasında durmak demek.

Elbette herkes evliliği aynı biçimde yaşamıyor. Karşılıklı anlaşmayla açık ilişki sürdüren çiftler var. Ama iki insanın bilerek ve isteyerek kurduğu böyle bir düzenle, birinin diğerinden habersiz ikinci bir ilişki yaşaması aynı şey değil. Birinde taraflar kuralları birlikte belirliyor. Diğerinde kuralları biri bozuyor, öteki ise durumu sonradan öğreniyor.

Ve bana göre asıl mesele burada başlıyor. Yıllardır aldatmanın nedenlerini konuşurken ilk baktığımız yer evliliğin kendisi oluyor. Eşiyle mutlu mu, seks hayatı nasıl, evde ilgi görüyor mu, karısıyla anlaşabiliyor mu? Sanki her aldatmanın arkasında mutlaka kötü bir evlilik olması gerekiyormuş gibi.

Oysa bu her zaman doğru değil. Bir insan evliliğinde mutlu olduğunu söylerken bazen başka bir ilişki isteyebiliyor.

Yenilik arayışı olabilir. Cinsel merak olabilir. Beğenilme ihtiyacı olabilir. Kendini yeniden çekici hissetme arzusu olabilir. Bazen de kişi mevcut hayatından vazgeçmek istemeden başka bir hayatın heyecanını yaşamak istiyordur.

İşin biraz can sıkıcı tarafı şu. Bunların hiçbiri eşinin kötü bir insan olmasını gerektirmiyor. Kadın güzel olabilir, başarılı olabilir, iyi bir eş olabilir. Adam evliliğinden memnun da olabilir. Ama yine de başka bir kadına ilgi duyabilir.

Le Monde’un 30 Temmuz 2026 tarihli aldatma dosyasında bu konuyla ilgili çok ilginç bir tartışma var. “İtiraf Etmeli mi, Etmemeli mi? Aldatanların İkilemi” başlıklı yazı, aldatan insanların gerçeği eşlerine söyleyip söylememek konusunda yaşadıkları ikilemi inceliyor.

Yazıda Fabrice isimli, altmışlı yaşlarında bir erkek, hayatı boyunca sadakatsizlik yaşadığını anlatıyor. Karısını üzmek istemiyor, sevgilisini üzmek istemiyor, kendisi de hiçbirinden vazgeçmek istemiyor.

Bir tek herkesin ne istediğini bilerek karar verebilmesi kısmı biraz eksik kalıyor. Çünkü burada çok önemli bir soru var. Gerçeği söylememek gerçekten karşınızdaki insanı korumak mı, yoksa onun verebileceği karardan korkmak mı?

Le Monde’un yazısında bu konuda farklı görüşler var. Bazı uzmanlar itirafın kimi zaman gereksiz yıkım yaratabileceğini savunurken, bazıları gerçeği gizlemenin ilişkinin temelindeki güveni aşındırdığını düşünüyor.

Bence tartışmanın en zor tarafı da bu. Bir insanın eşini üzmemek için her ayrıntıyı anlatmamasıyla, eşinin hayatını doğrudan etkileyen bir ilişkiyi gizlemesi aynı şey değil. Çünkü karınız sizin başka biriyle birlikte olduğunuzu bilse belki evliliği sürdürmeyecek. Belki açık ilişkiyi kabul edecek. Belki evliliğini kurtarmak için mücadele etmek isteyecek. Ama gerçeği bilmediğinde bu seçeneklerin hiçbirini değerlendiremiyor.

Siz onun adına karar vermiş oluyorsunuz. Üstelik kendi çıkarınıza olan kararı.

Adam iki kadına da yettiğini söylüyor. Peki kadınlar ne diyor? Karısı gerçekten bu evlilikten memnun mu, yoksa kocasını kaybetmemek için razı mı oluyor? Sevgilisi kendisini özel ve değerli mi hissediyor, yoksa sürekli ikinci sırada olmaktan yoruluyor mu?

Bir de erkeğin kendisine sormamız gereken bir soru var. İki kadını birden sevdiğini söylüyorsun. Peki karın da başka bir erkeği sevse ve ikinizden de vazgeçmek istemese ne yapardın?

Nedense bazı erkeklerin çoklu aşka ilişkin felsefi açıklamaları, eşleri başka bir erkekle kahve içmeye başladığında hızla değişebiliyor.

İnsan evliyken başka birine aşık olabilir mi? Olabilir. Başka birini çekici bulabilir mi? Elbette.

Bunlar insan olmanın karmaşık tarafları.

Ama her hissettiğimizi yaşamak zorunda değiliz. Evliliğin biraz da bununla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Birini seçmek, hayatımız boyunca başka hiç kimseyi çekici bulmayacağımıza dair gerçekçi olmayan bir söz vermek değil. Başka ihtimaller ortaya çıktığında nasıl davranacağımıza ilişkin bir sorumluluk üstlenmek.

Bence evliliğin romantizmi de burada.

Guardian’daki kadının sorusuna dönelim. Kocası onu sevdiğini söylüyor ama sevgilisinden vazgeçmek istemiyor. Kadın ise evliliğini kaybetmek istemediği için bu düzeni kabul edip edemeyeceğini düşünüyor.

Bana kalırsa burada erkeğin iki kadını sevip sevemeyeceğinden daha önemli bir mesele var. Kadın nasıl bir evlilik istiyor? Kocasının kalbinin yarısıyla mutlu olabilir mi? Yoksa onu kaybetmemek için kendi beklentilerinden mi vazgeçiyor?

Ben evliliklerin kolayca bitirilmesinden yana değilim. Aldatma yaşandığında bazı çiftler ilişkilerini yeniden kurabiliyor, güveni onarabiliyor ve birlikte devam etmeyi seçebiliyorlar.

Bazen bir ilişkiyi kurtarmak, iki insanın da istediği her şeyi elde etmesi anlamına gelmiyor. Bazen bir şeyden vazgeçmek gerekiyor.

Bence insanın aynı anda birden fazla kişiye romantik duygular beslemesi mümkün. Bunu yalnızca erkekler değil, kadınlar da yaşayabilir. Ama iki kişiyi sevebilmek, iki kişiye de iyi davranabildiğiniz anlamına gelmiyor. Hele iki kişiden biri gerçeği bilmiyorsa.

Benim için iyi bir evliliğin en önemli taraflarından biri, insanın sevdiği kişinin yanında kendisini güvende hissetmesi. Yarın ne olacağını bilemeyiz ama bugün birbirimize ne söz verdiğimizi biliriz.

O yüzden iki kadına da yettiğini söyleyen erkeğe son bir sorum var. Madem iki kadını da mutlu ediyorsun, neden birinin gerçeği öğrenmesinden bu kadar korkuyorsun? Madem iki kadını da mutlu edebileceğini düşünüyorsun da kadınların bunu bir yıldır öğrenmelerine izin vermedin. Neden korkuyorsun?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.