Mekke Paktı'nı oluşturan üç ülkenin üst düzey yetkileri pazartesi günü Tahran'da Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rizai ile görüştü. Ertesi gün Rizai, ortalıkta hiç gözükmeyen dini lider Mücteba Hamaney'e gitti. Resmen hiçbir şey açıklanmadı ama görüşmelerin trafiği ABD ile İran arasında Mekke Paktı arabuluculuğunu akla getirdi.
Amerikan Başkanı Donald Trump haftalardır bangır bangır ilan ediyor zaten, ABD, 3 Kasımda yapılacak seçimler sonrasında İran’a saldırmaya hazırlanıyor. Üstelik bu sefer Amerikan tarafının İran’ın enerji altyapısı dahil daha önce vurmadığı sivil yapıları da vuracağı iddia ediliyor.
Savaşın yeniden başlaması ihtimali ise hem Körfez’deki emirlikler ve Arap devletlerini hemde Türkiye dahil bütün bölge ülkelerini tedirgin ediyor.
İşte bu ortamda pazartesi günü çok ilginç bir gelişme yaşandı, Mekke Paktı’nı oluşturan üç ülkenin önde gelen isimleri, Pakistan’ın en güçlü ismi Mareşal Asım Münir, Suudi Arabistan veliaht prensinin kardeşi ve ülkenin Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Türkiye’den de MİT Başkanı İbrahim Kalın Tahran’a gitti.
Burada İran’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rizai ile görüşen heyet, görüşme sonrası yapılan açıklamaya göre bölgesel güvenlik konularını ele aldı.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Rızai, Tahran’daki dörtlü toplantıya ilişkin açıklamada bulundu.
Bölge ülkelerinin daha önce işbirliğine başlamaları gerektiğini ve Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan Tahran’a gerçekleştirilen ziyaretin ABD’nin tehditlerinin dünya genelinde etkisinin olmadığını gösterdiğini savunan Rızai, “Batı Asya’daki güvenliğin bölge içine dayanması sonucuna vardık. Her türlü dış müdahale önlenmeli.” ifadelerini kullandı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’daki üst düzey yetkililerle yapılan görüşmelerde yeni ve olumlu bir atmosfer oluştuğunu dile getiren Rızai, İran ile birlikte söz konusu ülkelerin bölgedeki krizlerden çıkış yolunun dört ülkenin işbirliği ile mümkün olacağına inandığını söyledi.
Rızai, İsrail’in Lübnan ve Suriye’nin güneyi ile Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılarına son vermesi gerektiğini ifade etti.
Bu açıklamaların ardından salı günü ilginç bir gelişme daha yaşandı ve İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile ulusal ve uluslararası konular hakkında görüştüğü duyuruldu.
Mücteba Hamaney’in nerede olduğu bilinmiyor ve bugüne kadar da çok az kişiyle yüz yüze görüşme yaptı. Bu son görüşmenin hemen Mekke Paktı ziyaretinin ertesine denk gelmesi, akla Mekke Paktı’nın ABD ile İran arasında bir arabuluculuk yapıp yapmadığı sorusunu getirdi. Geçmişte Pakistan’ın güçlü ismi ve ülkenin fiili yöneticisi konumunda olan Asım Münir, İran ile ABD arasındaki ateşkesi sağlamıştı.
İran lideri Hamaney’in resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Hamaney’in Rızai ile yaptığı görüşmede, “ulusal birliğin güçlendirilmesi, halk ile yöneticiler arasında güvenin karşılıklı olarak sağlanması, anayasal çerçevede ülke sorunlarının çözümünde Cumhurbaşkanı başta olmak üzere yöneticilere destek olunması, Hürmüz Boğazı’ndaki yönetimle birlikte ulusal güvenliğin korunması ve komşu ülkelerle karşılıklı çıkar ilişkisi çerçevesinde ilişkilerin geliştirilmesi” konuları başta olmak üzere ulusal ve uluslararası meseleler ele alındı.
Hamaney, savaşın sona erdirilmesi ve “ne savaş ne barış” durumuna son verilmesi için İranlı yetkililerin öne sürdüğü şartların uygulanıp uygulanmadığının takip edilmesi gerektiğini belirtti.
Rızai ise Hamaney’e ülkenin mevcut durumu ile ilgili bir rapor sunarak, İran’ın bölge güvenliğinin bölge ülkelerine dayanması stratejisinin devam ettirilmesi yönündeki politikası hakkında bilgi verdi.
Görüşmenin ne zaman gerçekleştirildiği konusunda ise bilgi verilmedi.
Hamaney bir önceki görüşmesini İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kaibaf ile gerçekleştirmişti.
Hamaney ile görüştüğünü ve sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Kalibaf, görüşmede, vekil güçlerin durumu (direniş cephesi), diplomasi, müzakereler ve ekonomik planla ilgili sorunlar ile deniz ablukasına ilişkin konuların ele alındığını dile getirmişti.