Henüz çok yavaş ama günler giderek uzuyor: Hayır, 21 haziran yaklaştığı için değil

Yeni araştırmaya göre günler son 20 yıldır her yüzyılda yaklaşık 1,33 milisaniye uzadı. Sebep iklim krizi nedeniyle dünyanın kütle dağılımının değişmesi.

Bilim Teknoloji 5 Haziran 2026

Bir günün 24 saat sürdüğünü kabul ederiz. Ancak bilim insanları Dünya’nın dönüş hızının zaman içinde değiştiğini ve günlerin çok küçük ölçekte uzadığını belirtiyor.

Bu değişim günlük hayatta hissedilecek kadar büyük değil. Fakat milisaniyelik farklar bile, hassas zaman ölçümüne bağlı sistemler için önemli olabilir.

Yeni araştırmaya göre son 20 yılda günler yüzyıl başına yaklaşık 1,33 milisaniye uzadı.

Bu rakam insan algısı için neredeyse yok hükmünde. Ancak Dünya’nın dönüşünü temel alan bilimsel sistemlerde, çok küçük zaman farkları bile hesaplamaları etkileyebilir.

Araştırmacılara göre bu yavaşlamanın arkasındaki önemli nedenlerden biri kutup bölgelerindeki buzların erimesi.

Arktik, Grönland ve Antarktika’daki buzlar eridikçe ortaya çıkan su okyanuslara karışıyor. Bu suyun kutuplardan uzaklaşıp daha geniş alanlara yayılması, Dünya’nın kütle dağılımını değiştiriyor.

Dünya’nın dönüş hızı gezegenin kütlesinin nerede toplandığıyla bağlantılı. Kütle dönme ekseninden uzaklaştıkça dönüş yavaşlayabilir.

Bilim insanları bunu buz patencisi örneğiyle anlatıyor. Patenci kollarını vücuduna yaklaştırdığında daha hızlı döner, kollarını açtığında dönüşü yavaşlar. Dünya’da da suyun kutuplardan okyanuslara yayılması benzer bir etki yaratıyor.

Eriyen buz gezegenin yüzeyinde yeni bir kütle dağılımı oluşturuyor. Kutuplarda katı halde bulunan su okyanuslara yayıldığında Dünya’nın dönme eksenine göre konumu değişiyor.

Bu da gezegenin dönüş hızında çok küçük ama ölçülebilir bir yavaşlamaya yol açıyor.

Gündelik hayatta “bir gün 24 saattir” deriz ama bilimsel olarak bu süre sabit değildir. Dünya’nın dönüşü Ay’ın çekim etkisi, okyanuslar, atmosfer, yer kabuğu hareketleri ve iklim değişikliği gibi birçok faktörden etkilenir.

Bu yüzden gün uzunluğu çok hassas ölçümlerle takip edildiğinde küçük dalgalanmalar gösterir.

Bu değişim, yarın sabah saatlerimizin şaşacağı anlamına gelmiyor. Günlerin 24 saatten belirgin şekilde uzun hale gelmesi milyonlarca yıl alacak bir süreç. Bu değişim yarın sabah saatlerimizin şaşacağı anlamına gelmiyor. Günlerin 24 saatten belirgin şekilde uzun hale gelmesi milyonlarca yıl alacak bir süreç. Ancak bilim insanları açısından önemli olan bu yavaşlamanın son derece hassas şekilde ölçülebiliyor olması ve iklim değişikliğiyle bağlantısının giderek daha görünür hale gelmesi.

Araştırmacılara göre Dünya’nın dönüşündeki bu yavaşlama, son 3,6 milyon yılda benzeri görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor olabilir. Bu ifade, değişimin insanlar tarafından hissedilecek kadar büyük olduğu anlamına gelmiyor. Fakat gezegen ölçeğinde bakıldığında iklim değişikliğinin Dünya’nın fiziksel davranışını da etkilediğini gösteriyor.

Dünya’nın bugünkü dönüşü uydular ve hassas ölçüm teknikleriyle hesaplanabiliyor. Ancak milyonlarca yıl önceki gün uzunluğunu anlamak için farklı yöntemler gerekiyor.

Araştırmacılar, eski deniz canlılarının fosillerindeki kimyasal izleri inceledi. Bu izler, geçmişteki deniz seviyeleri ve dolaylı olarak Dünya’nın dönüşündeki değişimler hakkında bilgi verebiliyor.

Antik deniz tabanı organizmaları kabuklarını deniz suyundaki kimyasallarla oluşturuyordu. Bu kabuklarda kalan kimyasal parmak izleri geçmiş okyanus koşullarını anlamaya yardımcı oluyor.

Deniz seviyesindeki değişimler ise buzulların durumu ve Dünya’nın kütle dağılımıyla bağlantılı. Bilim insanları bu verilerden yola çıkarak geçmişte günlerin ne kadar sürdüğünü hesaplayabiliyor.

Milisaniyelik farklar günlük yaşamda fark edilmese de GPS ve navigasyon sistemleri için kritik olabilir. Bu sistemler, konum hesaplamak için son derece hassas zaman bilgisine ihtiyaç duyar.

Dünya’nın dönüşündeki küçük sapmalar doğru hesaba katılmazsa, konum ve yön bulma sistemlerinde hata payı artabilir.

Uyduların yörüngeleri, haberleşme sistemleri ve Dünya gözlem verileri hassas hesaplamalara dayanır. Dünya’nın dönüş hızındaki küçük değişimler, bu hesaplamalarda dikkate alınmak zorundadır.

Bu nedenle bilim insanları, gezegenin dönüşündeki milisaniyelik değişimleri bile yakından izliyor.

Modern dünyada zaman ölçümü yalnızca kol saatlerinden ibaret değil. Finans sistemleri, internet altyapısı, havacılık, uzay görevleri ve elektrik şebekeleri hassas zaman senkronizasyonuna ihtiyaç duyar.

Dünya’nın dönüşüyle atomik zaman arasındaki fark büyüdüğünde bu sistemlerin uyumlu çalışması için bilimsel düzeltmeler gerekebilir.

Araştırmacılara göre Dünya’nın dönüşündeki yavaşlamayı tamamen geri çevirmek bugünkü koşullarda mümkün görünmüyor.

İklim değişikliği devam ettikçe buz kaybı ve deniz seviyesindeki yükselme, gün uzunluğu üzerindeki etkiyi artırabilir. Ancak bu eğilimi yavaşlatmak, küresel ısınmayı sınırlamaya bağlı.

Eriyen buzulların deniz seviyesini yükselttiği, kıyıları tehdit ettiği ve ekosistemleri değiştirdiği biliniyordu. Yeni bulgular ise iklim değişikliğinin Dünya’nın dönüş hızına kadar uzanan etkileri olabileceğini gösteriyor.

Kısacası mesele yalnızca havanın ısınması değil. Gezegenin dengesi, milisaniyelerle ölçülen ama teknolojik çağ için kritik olan yeni bir değişimden geçiyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.