Doğu Almanya'daki Saksonya-Anhalt eyalet seçiminde aşırı sağcı AfD yüzde 44'ten fazla oy alarak birinci parti çıktı ama 83 üyeli Meclis'te 39 sandalye kazandığı için tek başına iktidar olamıyor. Almanya'da ilk kez aşırı sağcılar birinci parti oluyor. Trump seçim sonucuna çok sevindi.
Pazar günü açıklanan neredeyse kesin sonuçlara göre, Almanya için Alternatif (AfD) partisi kritik eyalet seçimlerini açık arayla birinci tamamladı. Ancak parti, Nazi döneminden bu yana ülkede eyalet düzeyinde iktidara gelen ilk aşırı sağcı parti olmak için gereken mutlak çoğunluğu elde edemedi.
Sonuçların bu şekilde kalması halinde, rakiplerinin AfD hükûmetini desteklememe sözüne rağmen, partinin koalisyon müzakerelerine bağlı olarak önümüzdeki haftalarda doğudaki Saksonya-Anhalt eyaletinde iktidara gelme şansı hâlâ bulunuyor.
Saksonya-Anhalt görece küçük bir eyalet ve AfD’nin Doğu Almanya’daki en güçlü kalesi konumunda. Buna rağmen seçim sonuçları, II. Dünya Savaşı sonrasında aşırı sağcı partilerin yeniden iktidara gelmesini önlemek üzerine kurulan ülke siyasetinde büyük bir sarsıntı yarattı.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Berlin Şubesi Başkanı Jana Puglierin duruma ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi, kendi siyasi programının cazibesinden ziyade, mevcut siyasi merkezin eyaletin ekonomik, siyasi ve sosyal geleceğine dair ikna edici bir vizyon sunmaktaki başarısızlığının net bir göstergesidir.”
Yerleşik siyasi partiler AfD’ye uzun süredir toplumdan tecrit edilmiş bir yapı muamelesi yapıyordu. Buna rağmen parti; ekonomik ve sosyal konulardaki hoşnutsuzluğu arkasına alarak oyların yaklaşık %44’ünü topladı ve 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 sandalye kazanmayı garantiledi.
Partinin eyalet başbakan adayı Ulrich Siegmund, pazar günü tezahürat yapan kalabalığa yaptığı konuşmada, “Tarih yazdık ve ülkemizi geri alıyoruz. Her şey burada, Saksonya-Anhalt’ta başlıyor,” ifadelerini kullandı.
Sandık çıkış anketleri, AfD’nin oy artışının büyük ölçüde Başbakan Friedrich Merz’in partisi olan ve eyaletteki mevcut hükûmeti yöneten merkez sağ Hristiyan Demokratlar (CDU) aleyhine gerçekleştiğini gösteriyor. Rekor katılımın yaşandığı seçimde AfD, ilk kez oy kullanan çok sayıda seçmenin de desteğini aldı.
Almanya iç istihbarat teşkilatı, AfD’yi “şüpheli aşırı sağcı”, partinin Saksonya-Anhalt teşkilatını ise doğrudan “aşırı sağcı” olarak sınıflandırıyor. Parti liderlerinden bazılarının Holokost’u küçümseyen açıklamaları ve Nazi sloganları kullandığı bilinirken, bazılarının ise Rusya ile güçlü bağları bulunuyor. AfD ayrıca İslam’ın Alman Anayasası ile bağdaşmadığını savunuyor ve kitlesel sınır dışı vaatlerinde bulunuyor.
AfD aşırılıkçılık suçlamalarını siyasi motivasyonlu diyerek reddediyor. Pazar günü sandık başında konuşan seçmenlerin çoğu, AfD’yi ekonomi, güvenlik ve göç konularında geleneksel partilere kıyasla daha iyi çözümler sunan bir alternatif olarak gördükleri için bu suçlamaları göz ardı ettiklerini belirtti.
Magdeburg’da oy kullanmaya bisikletiyle gelen 63 yaşındaki ısıtma teknisyeni Thomas Schröder, “Siegmund bana umut veriyor, bu yüzden oyum ona,” diyerek diğer partilere olan güvenini kaybettiğini ekledi: “Hemen hemen hepsini denedim, elime ne geçti?”
Seçim sonucu ülke genelindeki ve dünyadaki AfD destekçilerini heyecanlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump, AfD’nin önde olduğunu gösteren bir sandık çıkış anketini kendi sosyal medya platformu Truth Social’da paylaştı.
Magdeburg Tren İstasyonu önünde telefonundan ilk sonuçları takip eden 70 yaşındaki Bavyeralı Elias Beck, Alman hükûmetinin yurt dışına yüz milyonlarca dolar harcarken yurt içindeki yasa dışı göç gibi ciddi sorunları göz ardı ettiğini söyledi: “Almanya’da her türlü sorun var ama bütün para Ukrayna’ya gidiyor.”
Diğer partilerin bazıları seçmenlerini AfD’ye karşı mobilize etmeyi başarırken, Berlin’deki bazı liderler bu çabanın olası bir AfD hükûmetine karşı başlayacak tepkinin yalnızca ilk adımı olduğunu vurguladı.
Başbakan Yardımcısı ve merkez sol Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Lars Klingbeil, seçim sonuçlarını “bir dönüm noktası” olarak nitelendirerek, “Almanya genelinde AfD’nin bu seçim sonucundan korkan ve endişe duyan çok sayıda insan var,” dedi.
Bu endişeyi taşıyanlardan biri de 2023’te Pakistan’dan Almanya’ya gelen 27 yaşındaki Muhammad Hassan. Almanya’ya uyum sağlamak için elinden geleni yaptığını belirten Hassan; Almanca öğrendiğini, ehliyet aldığını, su mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladığını ve altyapı projelerinde teknik ressam olarak iş bulduğunu ifade etti. Ancak sürekli oturum izni almasına bir yıl kala, olası bir AfD hükûmetinin her şeyi elinden almasından korktuğunu dile getirdi: “Bugünkü durumu gördüğümde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Hayal ettiğim şeyleri şu an göremiyorum.”
Rakip partiler hâlâ AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta iktidara gelmesini engelleyebilir. Seçimi ikinci sırada tamamlayan Hristiyan Demokratlar; merkez sol Sosyal Demokratlar, Yeşiller, aşırı sol Die Linke ve popülist Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ile beşli bir koalisyon kurabilirse eyalet yönetimini üstlenebilir.
Ancak eyaletteki bazı CDU’lu yöneticiler, “aşırı” olarak niteledikleri Die Linke ile çalışmayacaklarını ilan etti. BSW liderleri de ne mevcut CDU’lu Eyalet Başbakanı Sven Schulze’yi ne de AfD’yi destekleyeceklerini belirterek tarafsız bir başbakan önerisinde bulundu. Siegmund ise bu öneriyi reddederek bazı CDU üyelerini AfD hükûmetini desteklemeye davet etti.
Önümüzdeki koalisyon pazarlıklarının günler hatta haftalar sürmesi bekleniyor. Analistler, hangi parti iktidara gelirse gelsin, eyaletin yeni liderinin oldukça kırılgan bir konumda kalacağını belirtiyor.
Düşünce kuruluşu German Marshall Fund Başkan Yardımcısı Sudha David-Wilp’e göre pazar günkü sonuçlar, “merkez partilerin istikrarlı koalisyonlar kurma konusundaki yetersizliğinin bir habercisi” niteliğinde.