Bunu da yaşamadık demeyiz: ABD’ye kaçak giren Türk hemen entegre oldu, Amerika’nın göçmen politikasını eleştirdi

Büyükannesinin küllerini yemek sosuna katan torundan dilini bilen olmayınca 12 yıl hapis yatan kadına, ABD'ye kaçak giren Türk'ün hezeyanından çiftçi tarlasından çıkan bin yıllık Viking kılıcına son günlerin en tuhaf 10 haberini sizler için derledik.

Dünya 17 Haziran 2024
Bu haber 1 ay önce yayınlandı
FOX News muhabiri Bill Melugin'in San Diego sınırında yaptığı röportajlardan biri. Ülkeye kaçak giren Türk vatandaşının yorumları gündem oldu. / Fotoğraf: Bill Melugin

Bir “Bunu da yaşamadık demeyiz” bültenimizle daha karşınızdayız. Birbirinden tuhaf haberleri derlediğimiz bültenimizde dilini bilen kimse çıkmayınca derdini anlatamayıp 12 yıl hapis yatan kadından ABD’ye kaçak girmeye çalışırken demeç veren ve diğer düzensiz göçmenlerden yakınan Türk’e, vefat eden büyükannesinin küllerini yemeğe sos yapıp kardeşine yediren kadından tarlasında bin yıllık Viking kılıcı bulan Norveçli çiftçiye kadar birbirinden ilginç 10 gelişmeyi sizler için bir araya getirdik.

Büyükannesinin küllerinden makarna sosu yapıp kardeşine yedirdi

İlk tuhaf haberimiz Avustralya’dan. Cheyenne isimli bir kadın vefat eden büyükannesinin küllerini ‘şaka amaçlı’ kullandı. Şakanın hedefinde erkek kardeşi vardı.

Ülkede salı günleri yayınlanan ‘Fifi, Fev & Nick’ programına katılan kadın olayı şöyle anlattı: “Büyükannem geçen yıl ağustosta vefat etti ve krematoryumda yakıldı. Ailem ve ben tabii ki yas içindeydik. Bir gece anneme gittim ve onu biraz neşelendireceğimi düşünerek ‘Hadi büyükannemin tadına bakalım’ dedim.”

Aktiviteyi tek başına yapmak istemediğini söyleyen kadın annesine bu teklifle gittiğini ve birlikte yaptıkları makarnayı yediklerini söyledi. Hapisten yeni çıkan erkek kardeşine de şaka yaparak küllü yemeği yedirmek istediğini belirten kadın “Çocukluğumuzdan bu yana (erkek kardeşimle) birlikte yaşamıyoruz. Ben de ona şaka yapmanın komik olacağını düşündüm ve büyükannemin küllerinden birazını makarna sosuna kattım” dedi.

Programın sunucuları kadının bu açıklamaları karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Fuji Dağı’nın manzarasını engelleyen apartman yıkılıyor

Şimdi Japonya’ya uzanıyoruz. Başkent Tokyo’nun simgelerinden biri de Fuji Dağı. Dağın manzarası da kentliler ve kente dışarıdan gelen turistler için oldukça önemli. Fakat Kuniçati semtinde yeni yapılan ve daireleri satışa hazır olan 10 katlı bir apartman semttekiler için dağ manzarasının önünde devasa bir engel.

Semt sakinleri bu durumdan şikayetçi olunca “manzara üstündeki etkisinin yeterince dikkate alınmadığının firma tarafından kabul edilmesi” sonucunda binanın yılılması kararı alındı.

Apartmanı inşa eden Sekisui House isimli firma daire fiyatlarının 440 bin dolardan başladığı yapının yıkım maliyetlerini karşılayacağını bildirdi.

Japonya'da daireleri satışa hazır apartman "Fuji Dağı" manzarasını engellediği gerekçesiyle yıkılacak

Devasa manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakan Fuji Dağı. / Fotoğraf: AA

Uçak motoruna kapılan kişi hayatını kaybetti

Şimdiki durağımız Hollanda. Başkent Amsterdam’daki Schiphol Havalimanı’nda kraliyet hava yolu şirketi KLM’ye ait bir uçak, Danimarka’nın Billund kentine gitmek için hazırlık yaparken inanılmaz bir olay meydana geldi.

“KLM Cityhopper” adlı uçak çalışırken bir insan bir anda motora çekildi. Motorun içine çekilen kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ulusal basındaki haberlere göre bir görgü tanığı ölenin motorun içine bilerek atladığını söyledi.

Uçak personeli ve yolcular olayın uçak geri manevra yaparken gerçekleştiğini belirtti.

40’tan fazla kadını öldüren seri katil cezaevinde öldürüldü

Kanada tarihinin en ünlü seri katillerinden Robert Pickton, cezaevinde başka bir mahkumun saldırısına uğradıktan sonra 74 yaşında hayatını kaybetti. Kanada Ceza İnfaz Kurumu (CSC) Robert Pickton’ın 19 Mayıs’ta bir mahkumun saldırısı sonucunda yaralandığını ve hastanede öldüğünü bildirdi.

Eski bir multimilyoner ve domuz çiftliği sahibi olan Pickton 2002 yılında yakalanmış ve 2007’de altı kadını öldürmekten ömürboyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Kanada polisi 2002 yılında Pickton’ın domuz çiftliğinde yaptığı aramada insan kalıntıları bulmuş ve kalıntılar 33 farklı kadının DNA’sı ile eşleşmişti.

Picktonskayıp 43 kadının daha dosyasında şüpheli olarak yer alıyordu. Polis mahkeme sürecinde Pickton’ın gizli görevdeki bir polise 49 cinayet işlediğini itiraf ettiğini belirtmişti.

Seri katilin ölümü özellikle kadın sosyal medya kullanıcıları tarafından sevinçle karşılandı.

Roma’daki tarihi duvara imzasını atan Hollandalı turist

Pompeii gibi MS 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasından çıkan volkanik külle kaplanan bir Antik Roma kenti olan Herkulaneum’da meydana gelen “barbarlık” olayını aktarıyoruz şimdi de. İtalya polisi pazartesi günü bir turistin pazar gecesi kasabada bir evin duvarlarına “imza attığını” açıkladı.

Polisin verdiği bilgiye göre Campania’da tatil yapan 27 yaşındaki bir Hollandalı turist, Vezüv Yanardağı’nın kül kalıntılarıyla kaplı bir evin eski sıvalarına siyah bir kalemle silinmeyen bir yazı yazdı. Kimliği hemen belirlenen adam sanat eserlerine zarar verme ve bulaştırma suçlamasıyla bildirildi.

İtalya Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano Facebook’ta yaptığı açıklamada şüphelinin “sanat eserine zarar verme ve tahrip etme” suçlarından cezalandırıldığını ifade etti. Sangiuliano “Mirasımıza, estetik değerlerimize ve kimliğimize verilen herhangi bir zarar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır” dedi.

Bin yıllık Viking kılıcı Norveçli çiftçinin tarlasından çıktı

Norveç basınına konuşan çiftçi Oyvind Tveitane Lovra, Rogaland ilçesinin Suldal bölgesinde yer alan ve uzun süredir kullanılmayan arazilerine gittiklerini, burada Viking Çağı’ndan kalma yaklaşık bin yıllık olduğu düşünülen bir kılıç bulduklarını söyledi.

Man carrying ancient Viking sword

Norveçli çiftçi ve bulduğu antik kılıç / Fotoğraf: Rogaland Belediyesi

Demirden yapılmış, İskandinav kültürüne ait yazılar taşıyan kılıcı önce atmayı düşündüğünü dile getiren Lovra yakından inceleyince kılıcın tarihi eser olduğunu fark ettiğini ve Norveç yasalarına göre bir arkeologla temasa geçtiğini belirtti.

Suldal’da çalıştığını belirten Lovra “Bir süre sonra bunun sıradan bir kılıç olmadığını anladım” dedi ve “Tarihimize ışık tutacak değerli bir eser” diye ekledi.

Daha sonra arkeologlar 37 santimetre uzunluğundaki kılıcın Viking Çağı’na ait olduğunu doğruladı ve üstündeki yazılar sayesinde kılıcın Frank kökenli nadir bir parça olan Ulfberht olduğunu açıkladı.

Kırk yıl önce kaybolan kız çocuğu olduğunu iddia etti, anne yalanladı

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşayan bir kadın yaklaşık 40 yıl önce Pensilvanya’da bir otobüs durağında kaybolan sekiz yaşındaki kız çocuğu olduğunu iddia etti.

Cherrie Mahan en son 22 Şubat 1985’te ABD merkezli Pittsburgh şehrinin 53 kilometre kuzeydoğusundaki Winfield Township’teki evinden yaklaşık 90 metre uzakta okul otobüsünden inerken görülmüştü.

Pensilvanya eyalet polisi kimliği belirlenemeyen kadının yerini belirlemek için eyalet dışı kolluk kuvvetleriyle birlikte çalıştıklarını söyledi.

Ancak Cherrie’nin annesi Janice McKinney kadının kendi kızı olduğuna inanmadığını belirtti. McKinney, Butler Eagle haber sitesine de “Kendisinin Cherrie olduğuna inanmıyorum. Hiç Cherrie’ye benzemiyordu” dedi.

Geçen ayın sonlarında başka bir kadın da “Memories of Cherrie Mahan” adlı Facebook grubundaki bir gönderide söz konusu kayıp kız olduğunu iddia etmişti.

McKinney yerel haber sitesine Cherrie’nin ortadan kayboluşunun yıldönümünde ve şubat ayındaki doğum gününde rastgele gelen ihbarlara alışık olduğunu söyledi.

ABD’ye kaçak giren Türk diğer göçmenlerden şikayetçi

Şimdiki haberimiz ABD’nin güney sınırından. Kaçak yollarla ABD’ye giren bir Türk vatandaşı sınır güvenliği konusundaki endişelerini dile getirdi.

Yaklaşık 10 bin dolar ödeyerek insan kaçakçıları aracılığıyla ABD’ye kaçak giriş yapan bir Türk sınır güvenliği konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu. FOX News muhabiri Bill Melugin Kaliforniya San Diego’daki Jacumba’da ABD’ye giriş yapan göçmenlerle yaptığı röportajları sosyal medyada paylaştı.

Mikrofon uzatılan göçmenler arasında birçok Türk vatandaşının da yer aldığı görüldü. Türklerin yanı sıra İran, Hindistan, Çin ve Pakistan’dan gelen kişilerin de kaçak yollarla ABD’ye girdiği tespit edildi.

Bu kaçak Türk muhabire güvenlik konusundaki “hezeyanını” dile getirerek “Amerikan halkının endişelerinde haklı olduğunu düşünüyorum. Ülkeye girenlerin kim olduklarını bilmiyorlar. Ben iyi biriyim ama ya diğerleri iyi değilse? Ya bir katil ya da psikopat varsa aralarında? İnsanları öldürmeyeceklerinin garantisi yok. Güvenlik kontrolleri yetersiz” dedi.

Dilini bilen çıkmayınca 12 yıl hapis yattı

8 Haziran 1983 tarihinde ABD’nin Kansas eyaletinde polisler bir kilisede kıyafetleri kirli ve kafası karışmış halde bir kadın buldu. Kadın polislere birkaç anlaşılmaz kelime mırıldandı. Polisler İngilizce konuştuklarında kadının ne dediğini anlamadı.

İletişim kuramamanın sonucu olarak kadın 12 yıl boyunca özgürlüğünü kaybetti. Kadının adı Rita Patino Quintero‘ydu ve Meksika’daki Raramuri halkına mensup bir yerliydi. Polisler onu bulduğunda Kansas eyaletindeki Manter kasabasındaki bir Metodist kilisesinin bodrumunda kalıyordu.

Meksikalı yönetmen Santiago Esteinou Rita’nın hayatını konu alan “Yıldızların ve Dağların Kadını” adlı belgeselin yönetmenliğini yapmaya karar verdi. Filmde Rita’nın polis karakoluna götürüldüğünde kendisini yıkamaya çalışan bir polise vurduğunu anlatıyor.

Rita sadece Raramuri dilinde konuşabiliyordu. Kansas’ta mahkeme süreci boyunca ve hastanede kaldığı sürede ona yardımcı olabilecek bir tercüman bulunamadı. Talihsiz kadın başına gelenleri ve neden hapsedildiğini anlayamıyordu. Atanan resmi tercüman da onun dilini çözmeyi başaramadı.

Esteinou Rita’nın yaşadıklarını BBC Mundo’ya şöyle anlatıyor: “Mahkemeye çıkarıldı. Hakim, onun akıl sağlığının yerinde olmadığına ve kendisi için tehlikeli olduğuna karar verdi. Bu nedenle bir psikiyatri hastanesine gönderildi.” Rita sonraki 12 yılını dışlanma, tıbbi şiddet, bürokratik engeller ve yalnızlık içinde geçirdi.

80 yaşındaki adamla evlenen 23 yaşındaki kadın: Emekli maaşı var

Son haberimiz de Çin’den. Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Çin şaşırtıcı bir olayla gündeme geldi. 23 yaşındaki bir genç kadın 80 yaşındaki bir adamla evlendi. Yerel basının “olağanüstü bir aşk hikayesi” olarak duyurduğu haberde çiftin isimleri açıklanmadı.

Adam, yaşlılar yurdunda kalırken ikili ortak ilgi alanları sayesinde iletişim kurmaya başladı ve kısa sürede arkadaş, ardından ilişkilerini ilerleterek sevgili oldular. Nihayetinde de evlendiler.

57 yıllık yaş farkına rağmen genç kadın ilişkilerinde hiçbir sorun yaşamadıklarını, eşinin kibarlığı ve cömertliğinin onu derinden etkilediğini söyledi. Kocasının sadece emekli maaşı olduğunu ve mal varlığının olmadığını öne süren genç kadın bu süreçte ailesini dahi karşısına aldığını ancak aşkından vazgeçmediğini belirtiyor.

Bunu da yaşamadık demeyiz: 'İnternet azizi', ölümlü seks fantezisi ve kargalarBunu da yaşamadık demeyiz: ‘İnternet azizi’, ölümlü seks fantezisi ve kargalar

Bunu da yaşamadık demeyiz: Müdür yardımcısının erotik filmi ortalığı karıştırdıBunu da yaşamadık demeyiz: Müdür yardımcısının erotik filmi ortalığı karıştırdı

Bunu da yaşamadık demeyiz: Almanya'da trenlere 'sevişme' kabini geliyorBunu da yaşamadık demeyiz: Almanya’da trenlere ‘sevişme’ kabini geliyor

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.