NYT yazdı: Trump, Çin’den eli boş döndü

ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin’de Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve büyük beklentiler yaratmıştı. İkili görüşmelerde Şi'ye defalarca "dostum" diyen Trump, çeşitli iltifatlar etse de karşılık bulmadı. ABD Başkanı, somut bir kazanç olmadan Çin'den ayrıldı.

Dünya 18 Mayıs 2026

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in Boeing uçakları ve daha fazla Amerikan soya fasulyesi satın alacağına dair muğlak bir anlaşmayla Pekin’den ayrıldı.

İran ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapıldı, ayrıca fentanil üretiminde kullanılan kimyasallara yönelik denetimlerin artırılması gibi başlıklara da değinildi.

Ancak Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile gerçekleştirdiği iki günlük zirvenin ardından cuma günü Pekin’den ayrılırken elinde somut denebilecek neredeyse hiçbir sonuç yoktu.

Trump’ın İran’daki savaştan ABD’yi çıkarmakta yaşadığı zorluk nedeniyle ertelenen ve aylar süren hazırlıkların ardından düzenlenen zirve; Orta Doğu, ticaret, Tayvan, nükleer silahların yayılması, yapay zeka ya da dünyanın iki süper gücü arasındaki gerilim kaynağı olan diğer sayısız konuda büyük bir ilerleme olmadan sona erdi.

Trump, Şi ile kişisel bir bağ kurmanın peşinde

New York Times’tan Anton Troianovski’in haberine göre Trump, farklı türde bir diplomasi yürütüyor gibi görünüyordu; kendi ülkesinin stratejik gündemini ilerletmeye çok daha fazla odaklanan Çin lideriyle kişisel bir bağ kurmaya çalışıyordu.

Trump, perşembe günü Pekin’de düzenlenen akşam yemeğinde Şi için “benim dostum” ifadesini kullandı ve cuma günü kameraların önünde bir araya geldiklerinde “gerçekten dost olduklarını” söyledi.

Zirve sırasında düzenlenen basın toplantısında Şi’nin Trump’ı dost olarak görüp görmediği sorulan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise diplomatik bir ifadeyle şu yanıtı verdi:

“İki taraf önemli konularda görüş alışverişinde bulundu.”

Trump, Pekin’deki zirveyi büyük bir başarı olarak tanımlarken, Çin’in uzun süredir görevde olan lideriyle kurduğunu söylediği kişisel bağa vurgu yaptı. Ancak Şi’nin daha ölçülü tonu ve büyük anlaşmalara dair netlik olmaması, bu hissin karşılıklı olmadığını gösterdi.

New York merkezli Asia Society bünyesindeki ABD-Çin İlişkileri Merkezi Başkan Yardımcısı Orville Schell, zirveyi “oldukça içi boş ve temennilere dayalı” olarak nitelendirdi.

Schell, “Trump’ın yüksek sesle hayal kurduğunu görüyoruz” dedi.

Bu tablo, Trump’ın kişilik merkezli dış politikasının risklerini ortaya koyuyor.

Trump, dünyanın sorunlarını ve ABD’nin çıkarlarını kendi cazibesi ve irade gücüyle çözebileceğine inanıyor. Ancak Şi, bu hafta Trump’ın övgü ve ihtişam arzusunu iyi analiz etmiş ve bunu nasıl kullanacağına dair strateji geliştirmiş bir muhatap olarak karşısına çıktı.

Analistlere göre ortaya çıkan sonuç, Çin’in küresel sahnede artan özgüvenini ve Trump yönetimindeki ABD dış politikasının stratejik açıdan karmaşık ve yönsüz görünümünü gözler önüne seren bir zirve oldu.

Bu zirve ileride ABD ile Çin arasında daha istikrarlı bir ilişkinin başlangıcı olarak görülebilir. Ancak Trump’ın dile getirdiği sınırlı başarıların bile çok azı Çin tarafından doğrulandı. Şi ise Tayvan konusunda sert bir duruş sergileyerek zirvenin tonunu belirledi.

Uzmanlar, liderler arasındaki kişisel kimyanın özellikle Çin gibi otoriter ve merkeziyetçi ülkelerde kritik önem taşıdığı konusunda hemfikir.

1990’larda ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Asya uzmanlarından biri olan Susan L. Shirk, dönemin Başkanı Bill Clinton’ın o dönem Çin lideri olan Jiang Zemin ile yakın ilişki kurmak için yoğun çaba harcadığını söyledi. Shirk’e göre Clinton, tercüme sırasında bile gözlerini Jiang’dan ayırmıyordu.

Ancak Shirk, Trump’ın Şi’ye yönelik yoğun övgülerinin farklı olduğunu ve Çin liderinin daha kontrollü diliyle keskin bir tezat oluşturduğunu belirtti. Ona göre bazı anlar “utanç vericiydi.”

Shirk, Trump’ın zirve sırasında Fox News sunucusu Sean Hannity’ye verdiği röportajda Şi için “uzun, çok uzun biri” dedikten sonra “Özellikle bu ülke için, çünkü genelde biraz daha kısa oluyorlar” şeklinde etnik stereotipe kayan ifadeler kullanmasını örnek gösterdi.

Trump’ın Şi’ye aşırı iltifatları karşılık bulmadı

Kaliforniya Üniversitesi San Diego kampüsünde profesör olan Shirk, “Şi’ye aşırı derecede iltifat ediyordu ve bunun işe yaramadığı açıkça görülüyordu. Hazırlık eksikliği görüşmede böyle bir içerik boşluğu yarattı ve Çin tarafı bu boşluğu doldurdu” ifadelerini kullandı.

Trump, kişisel etkisinin dış politikada sınırları olduğunu da görmüş oldu. İlk başkanlık döneminde Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile “aşk yaşadıklarını” söylemesine rağmen Pyongyang’ın nükleer silahlarından vazgeçmesini sağlayamamıştı.

İkinci döneminde ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı onlarca telefon görüşmesi ve Alaska zirvesine rağmen Rusya’nın Ukrayna işgalini durduramadı.

Yine de Fox News sunucusu Bret Baier’in zirvenin ABD açısından en önemli başarısının ne olduğunu sorması üzerine Trump şu yanıtı verdi:

“Bence en önemli şey ilişki. Her şey ilişkilerle ilgili.”

Trump sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anlam ifade etmiyormuş gibi görünebilir ama aslında her şey demek.”

Çin de, ziyaretin kişisel boyutunu öne çıkardı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirvenin ardından yaptığı açıklamada “liderler düzeyindeki diplomasinin”, “dünyanın en önemli ve en karmaşık ikili ilişkisi için yol gösterici yıldız” olduğunu söyledi.

Wang, Trump ve Şi’nin yaklaşık dokuz saat birlikte vakit geçirdiğini ve “iniş çıkışların ardından genel istikrarı sağlayabildiklerini” belirtti.

Ancak Çin, görüşmeye daha geniş bir gündemle geldi ve ABD’nin başarı söylemini törpülemeye çalıştı. Şi, Tayvan konusunda çatışma riskine karşı Trump’ı uyardı.

Trump ise Air Force One, Pekin’den havalanana kadar ada demokrasisine dair hiçbir açıklama yapmadı. Wang ayrıca Trump’ın öne çıkardığı başarıların (Çin’in 750 adede kadar Boeing uçağı satın alacağı iddiası gibi) kesinleşmediğini ima etti.

Çin cumartesi günü bazı uçaklar satın alacağını açıkladı ancak Boeing’den belirli sayıda uçak alınacağını doğrulamadı.

Schell, “Eğer bu zirvedeki yakınlaşmanın sonucu olarak somut anlaşmalar ortaya çıkarsa, bunu bir dönüm noktası olarak adlandırabiliriz. Ancak bu henüz gerçekleşmedi” dedi.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.