Türkiye çelişkiler ülkesi. Bir yanda uzun yıllardır devam eden enflasyon yüzünden gelir dağılımındaki büyük bozulma, ayda 28 bin liralık asgari ücrete talim eden milyonlarca vatandaşın varlığı ile tescil olan yoksulluk, bir yanda ise bazıları milyon lirayı aşan değere sahip lüks saat ithalatında patlama. Türkiye, İsviçre'nin saat endüstrisinin yegane büyüyen pazarı oldu.
Türkiye’deki derin gelir dağılımı çelişkisini aslında her gün sokakta görebiliyoruz.
Bir yanda milyonlarca çalışanın aylık 28 bin liralık asgari ücrete talim etmesi, milyonlarca emeklinin düşük emekli maaşlarıyla geçinme yolları araması, sırf ucuza yemek satıyor diye Kent Lokantaları’nın kapısında kuyruklar olması, açık sınırının ve yoksulluk sınırının altında gelire sahip olanların fazlalığı…
Bunlar, Türkiye’de yıllardır devam eden ve bitecek gibi de durmayan yüksek enflasyonun yarattığı büyük gelir dağılımı bozulmasının sonuçları.
Ama bir yandan da lüks araç talebinde hiç bitmeyecekmiş gibi duran patlama, konut fiyatlarının uçmaya devam etmesi…
Şimdi bu belirtilere bir yenisi daha eklendi: Bazılarının fiyatı milyon liraya ulaşan lüks saat talebinde patlama.
Bu patlama öyle ki, İsviçre’nin aslında daralan ve küçülen saat pazarındaki yegane başarısı Türkiye’ye yönelik artan saat ihracatı.
Ekonomi gazetesinden Yener Karadeniz’in haberine göre İsviçre saat endüstrisi 2025 yılını küresel ölçekte daralmayla kapatırken, Türkiye pazarı dikkat çekici performansıyla öne çıktı. İsviçre Saat Endüstrisi Federasyonu’nun (FH) yayımladığı iki ayrı rapora göre, dünya genelinde İsviçre saat ihracatı yüzde 1,7 gerileyerek 25,6 milyar İsviçre Frangı’na düşerken, Türkiye’ye yapılan ihracat yüzde 9,8 artışla 322,2 milyon franga (1 İsviçre Frangı 57-58 TL) yükseldi. Bu sonuçla Türkiye, İsviçre saatleri için en hızlı büyüyen pazarlardan biri oldu. Türkiye aynı zamanda dünyanın en büyük 18’inci pazarı konumuna yükselirken, Kanada, Hindistan, Katar ve Tayland gibi ülkeleri geride bıraktı.
İki yılda yüzde 14,3 büyüme
Türkiye’nin performansı yalnızca yıllık bazda değil, iki yıllık dönemde de güçlü seyretti. 2023 yılında 282 milyon İsviçre frangı olan Türkiye pazarı, 2024’te 293,5 milyon franga, 2025’te ise 322,2 milyon franga çıktı. Böylece iki yıldaki toplam büyüme yüzde 14,3’e ulaştı. Bu tablo, yüksek enflasyon ve dalgalı kur ortamına rağmen Türkiye’de lüks tüketime yönelik talebin sürdüğünü ortaya koydu. Öte yandan bu oran Türkiye’yi ilk 20 ülke arasında Meksika’nın ardından en fazla büyüme gösteren ikinci ülke konumuna yükseltti.
Yeni varlıklı tüketici etkisi
Rapora göre 2025’te sektörün en büyük pazarı olan ABD’ye ihracat yüzde 0,5 gerilerken 4,35 milyar frang seviyesinde kaldı. Japonya yüzde 5,8, Çin yüzde 12,1 ve Hong Kong yüzde 6,5 düşüş yaşadı. Özellikle Çin pazarındaki iki yıllık kayıp yüzde 34,8’e ulaştı. Buna karşın Türkiye’nin neredeyse çift haneli büyüme kaydetmesi, markaların odağını yeniden gelişen pazarlara çevirebileceğine işaret etti.
Sektör temsilcilerine göre Türkiye’deki artışta birkaç temel unsur etkili oldu: Lüks tüketime yönelen yeni varlıklı yerli tüketici talebi, koleksiyon ve yatırım amaçlı saat talebinin artması ve premium AVM ve perakende noktalarının çoğalması… İsviçre saat sektörü değer bazında sınırlı gerilerken adet bazında daha sert daraldı.
Adet düştü, değer arttı
2025’te ihraç edilen saat adedi yüzde 4,8 düşerek 14,6 milyon adede indi. Bu da sektörün daha pahalı ve üst segment ürünlere dayalı büyüme modelini sürdürdüğünü gösterdi. FH, 2026 görünümünde küresel belirsizliklerin süreceğini belirtirken özellikle Çin’de hızlı toparlanma beklemiyor. ABD’de ise tarifeler ve ticaret politikaları risk oluşturmaya devam ediyor. Bu ortamda büyüme ivmesini koruyan Türkiye gibi pazarların, markalar açısından daha stratejik hale gelmesi bekleniyor.