ABD'nin Rusya-Ukrayna savaşını bitirmek için Kremlin'le yürüttüğü diplomaside Putin'den bir sürpriz hamle geldi: Rus petrol şirketi Lukoil hisselerini Trump'ın yakın çevresine ve onların Ortadoğu'daki iş ortaklarına verecek milyarlarca dolarlık bir petrol anlaşması.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi ile Rusya arasında Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik sürdürülen müzakereler, milyarlarca dolarlık dev bir petrol anlaşmasını da kapsayacak şekilde genişledi. Söz konusu anlaşmanın, ABD’li başmüzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner ile yakın iş bağlantıları bulunan Orta Doğulu iş insanlarına fayda sağlayacağı belirtiliyor.
The New York Times’ın özel haberine göre, ABD hükümeti ve Kremlin’in onayına bağlı olan bu dev satış; Rusya’nın en büyük enerji şirketlerinden Lukoil’e ait dünya genelindeki petrol sahalarını, rafinerileri ve benzin istasyonlarını kapsıyor.
Anlaşmayı satın almak için yarışan konsorsiyumun başında dikkat çekici isimler yer alıyor:
Todd Boehly: Trump’ın siyasi kampanyalarına toplamda 2 milyon dolar bağışta bulunan Amerikan yatırımcı.
Orta Doğulu Yatırım Grubu: Kushner ve Witkoff aileleriyle geçmişte iş ortaklığı yapmış iki büyük Orta Doğu merkezli grup.
ABD Hükümeti: Anlaşmaya doğrudan paydaş olarak katılan ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu (DFC).
Görüşmelere yakın kaynaklar, Kushner ve Witkoff’un bu süreçten doğrudan kişisel bir finansal kazanç elde edeceğine dair bir kanıt olmadığını vurguluyor. Ancak süreç, jeopolitik kararlar ile kişisel iş ağlarının birbirine ne derece karıştığını gözler önüne seriyor.

Todd Boehly, Trump seçim kampanyasının en büyük bağışçılarından.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 5 Eylül’de Kremlin’de Witkoff ve Kushner ile yaptığı görüşmede bu satışı bizzat gündeme getirdi. Putin, bu anlaşmanın Rusların ABD ile hâlâ iş yapabileceğini göstermek adına iyi bir fırsat olduğunu belirtti.
Amerikalı müzakereciler ise bu adımı Kremlin ile jest oluşturmak ve küresel enerji fiyatlarını düşürmek için bir imkan olarak gördü. ABD onayının çıkması halinde, yaptırım altındaki Lukoil varlıkları serbest kalacak ve değerleri anında katlanacak.
Trump, Rusya ile ticaret yapma fikrini uzun süredir “büyük bir fırsat” olarak nitelendiriyordu. Witkoff ve Kushner, Batı ile ekonomik bağların yeniden kurulması vaadinin, Putin’i Ukrayna konusunda taviz vermeye ikna edebileceğini savunuyor.
Nitekim ABD yönetimi, Rusya ile ilişkileri sıfırlama konusundaki ciddiyetini göstermek adına, savaş henüz bitmeden bu tür ticari anlaşmalara açık olduğunun sinyalini veriyor.
Konsorsiyumda yer alan diğer aktörler ve aralarındaki girift ilişkiler dikkat çekiyor:
Katar Merkezli Şirket: Arnavutluk’ta Kushner ve Ivanka Trump ile milyar dolarlık lüks otel projesini finanse eden Al-Khayyat kardeşler.
Abu Dabi Yatırım Fonu: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoon bin Zayed Al Nahyan’ın kontrol ettiği fon. Şeyh Tahnoon, aynı zamanda Kushner’ın özel sermaye şirketinin en büyük yatırımcıları arasında bulunuyor.
Kripto Varlık Bağlantısı: Şeyh Tahnoon’a bağlı bir şirket, Trump ailesi ve Steve Witkoff’un kurucusu olduğu kripto para şirketi World Liberty’ye yüklü miktarda yatırım yaptı.
Adalet Bakanlığı’nın eski yolsuzluk ve etik danışmanlarından Hui Chen, bu durumu “endişe verici bir ilişkiler yumağı”olarak yorumlayarak, kişisel çıkarların ABD dış politikasını yönlendirme riski taşıdığını ifade ediyor.
Lukoil, kağıt üzerinde özel bir şirket olsa da Moskova’daki kaynaklar son kararın tamamen Putin’e ait olduğunu söylüyor. ABD tarafında ise Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), Beyaz Saray’ın belirlediği dış politikayı uygulayacağını belirtti.
Kamerun’daki petrol sahalarından Avrupa’daki rafinerilere ve ABD’deki benzin istasyonlarına kadar uzanan 20 milyar dolar değerindeki bu dev portföyün geleceği, nihai olarak Trump ile Putin arasındaki pazarlıklara kilitlenmiş durumda.