Merkez Bankası, ‘İmamoğlu’ ismini anmaksızın 2025 ve 2026 şoklarını teknik yönden karşılaştırdı. İmamoğlu operasyonunun ekonomi açısından savaş kadar yıkıcı olduğunu tespit etti.
Merkez Bankası, geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan operasyonun ekonomiye etkisini teknik bir çalışmayla ortaya koydu. İmamoğlu ismi geçirilmeden yapılan çalışmada, İmamoğlu operasyonunun ekonomide yol açtığı şok dalgası ile İran savaşının neden olduğu şok dalgasının etki gücü birbirine çok yakın çıktı. Her iki durumda da yabancı yatırımcılar Türkiye’den aynı hızla kaçtı. Yerli yatırımcıların dövize hücumu ise İmamoğlu şokunda savaş şokundan da yüksek oldu.
Merkez Bankası’nın yaptığı, ‘Dışsal şok dönemlerinde döviz talebi: 2025-2026 analizi’ isimli çalışmada, İmamoğlu operasyonun yaşandığı dönem ‘2025 şok dönemi (Mart-Mayıs 2025)’ olarak ifade edildi. Bu dönem İmamoğlu ismi geçirilmeden, ‘Yurt içi gelişmeler ile küresel ticaret politikasına ilişkin belirsizliklerin eş zamanlı olarak yoğunlaştığı çoklu bir şok ortamı’ diye tanımlandı.
2026 şok dönemi (Şubat-Nisan 2026) ise ‘Bölgesel jeopolitik gerginliklerin küresel risk iştahını kayda değer ölçüde baskı altına aldığı bir dönem’ diye tarif edildi. Çalışmada, nitelik itibarıyla birbirinden farklı ‘iki şok’ döneminin, Türkiye’deki döviz talebi ve yatırımcı davranışı üzerindeki etkilerini değerlendirme imkanı sunduğu belirtildi.
Araştırmaya göre, her iki şok döneminde de en yüksek döviz talebi yüzde 70-71’le yabancı yatırımcılardan geldi. Yani yabancılar liralarını dövize çevirdi ve büyük bölümü ülkeden çıktı. İki şokta da döviz talebinin yüzde 28-29’u yurt içindeki vatandaştan geldi. Bu, İmamoğlu şokunun yerli ve yabancı yatırımcılar için savaşla eşit ağır hasar bıraktığını işaret ediyor.
Merkez’in analizinde, İmamoğlu dönemindeki şok dalgasında, sektörel bazda yurt içi döviz talebinin çok daha geniş alana yayıldığı belirlendi. Analizde “Bu geniş tabanlı dağılımın 2025 şok döneminin ‘çok boyutlu şok’ niteliğiyle örtüştüğü değerlendirilmektedir. Nitekim farklı kaynaklı belirsizliklerin eş zamanlı artması firmaların maruz kaldığı risk kanallarını çeşitlendirmiş ve genele yayılan bir kurumsal döviz talebine zemin hazırlamıştır” dendi. Savaş şokunda ise dövize talebin petrol ve altın fiyatlarından kaynaklandığı belirtildi.