Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek küresel belirsizliklerin zirvede oldmasına rağmen ekonomi programının sonuç verdiğini söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Medya 7 Grubu’nun düzenlediği Yükselen Türkiye Zirvelerinin ilkine katılarak yaptığı konuşmada, son dönemdeki gelişmelere yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.
Şimşek, konuşmasında küresel ekonomideki gelişmelere Türkiye ekonomisine yönelik söylemleriyle dikkat çekti. Özellikle programına yönelik son dönemdeki tartışmalara da cevap verdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel gelişmeler ışığında ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçtiğimiz hafta New York ve Washington’da temaslarda bulunduğunu belirten Şimşek, dünya ekonomisine dair önemli analizler yapma fırsatı bulduklarını ifade etti.
Şimşek, sunumunda hem küresel görünümü hem de Türkiye’nin ekonomi programını ele alacağını belirterek, küresel belirsizlik endeksinin tarihin en yüksek seviyelerine yakın olduğunu vurguladı.
Dünya ekonomisinin yalnızca belirsizliklerle değil, aynı zamanda jeopolitik riskler, kutuplaşmalar ve gerilimlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şimşek, kısa ve orta vadede önemli kırılmaların yaşandığını dile getirdi. Savaşların makroekonomik etkilerine dikkat çeken Şimşek, enflasyon ve büyüme kaybı endişelerinin öne çıktığını ve savaşların adeta “yeni normal” haline geldiğini ifade etti.
Korumacılığın zirveye ulaştığını belirten Şimşek, yapay zekânın ise önceki sanayi devrimlerinden daha hızlı yayılan, daha dönüştürücü ve potansiyel olarak daha yıkıcı etkiler yaratabilecek kapsamlı bir devrim olduğunu söyledi. Küresel borç seviyelerinin yüksekliğine ve faizlerin uzun süre yüksek seyretmesinin oluşturduğu risklere de dikkat çeken Şimşek, dünya nüfusunun yaşlandığını ve bunun büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.
Artan jeopolitik gerilimlerle birlikte fiyatlarında yükseliş yaşandığını ifade eden Şimşek, belirsizliklerin yüksekliği nedeniyle IMF ve Dünya Bankası’nın dahi ancak senaryo analizleri yapabildiğini belirtti.
İhracat ve Çin etkisi
Ticaret ortaklarında büyümenin zayıflamasının ihracat üzerinde baskı yaratacağını dile getiren Şimşek, “İhracatta tıkanma en kolay söylem” dedi. İhracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu vurgulayan Şimşek, mevcut küresel talep koşullarının güçlü olmadığını ifade etti.
“İkinci Çin şokunu konuşmamız gerekiyor” diyen Şimşek, Çin’in üretim kapasitesi, teknoloji ve ölçek açısından küresel ticarette belirleyici bir aktör haline geldiğini söyledi. Çin’de iç talebin zayıf olduğunu ve kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini belirten Şimşek, bu durumun diğer ülkeler üzerinde baskı yarattığını ifade etti.
Korumacılık ve Türkiye’nin konumu
Küresel ticarette korumacılığın 2008 sonrası hızla arttığını belirten Şimşek, Türkiye’nin bu süreçte nasıl konumlanması gerektiğine odaklandıklarını söyledi. Türkiye’nin enerji ve ticaret koridorlarında stratejik bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, Asya ile Avrupa’yı bağlayan Orta Koridor’un güçlendirilmesine yönelik yatırımların sürdüğünü dile getirdi.
İstanbul’daki üçüncü köprü üzerine planlanan demiryolu bağlantısının bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu belirten Şimşek, Dünya Bankası ile bu alanda anlaşma imzalandığını söyledi. Ticarette artan parçalanmaya karşı Türkiye’nin bağlantısallığı artırmaya odaklandığını vurguladı.
Hizmet ticaretinde henüz korumacılık olmadığını ifade eden Şimşek, Avrupa Birliği ile iş birliklerinin siyasi nedenlerle sınırlı kaldığını ancak Türkiye’nin Afrika ve Asya ile ilişkilerini güçlendirdiğini belirtti.
Yapay zekâ ve eşitsizlik riski
Yapay zekânın hızlı gelişimine dikkat çeken Şimşek, bu teknolojinin eşit dağılmayacağını ve verimlilik artışı sağlarken gelir ve bölgesel eşitsizlikleri artırabileceğini söyledi. Sanayi sektörünün bu dönüşümü kaçırmaması gerektiğini vurguladı.
Demografi ve yeni fırsatlar
Dünya nüfusunun yaşlandığını ve Türkiye’nin de bu süreçten etkileneceğini belirten Şimşek, bunun hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını ifade etti. Sağlık ve yaşlı bakım hizmetleri sektörünün hızla büyüdüğüne dikkat çeken Şimşek, bu alanın önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Türkiye’nin sağlık ve alanındaki gücünü birleştirerek önemli bir potansiyel yakalayabileceğini dile getiren Şimşek, su stresi ve tarım gibi alanlarda da dönüşüm ihtiyacının arttığını belirtti.
Şimşek, Türkiye’nin bu küresel dönüşüm sürecinde “seyirci olmadığını” vurgulayarak, gerekli yatırımların sürdüğünü ifade etti.
Ekonomi programı
Şimşek, Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinde deprem, KKM ve EYT’ye özellikle vurgu yaptı.
Savaşa yönelik gelişmelerin OVP’de güncellemeye neden olabileceğini belirten Şimşek, “dünyaya paralel” şekilde hedeflerin revize edileceğini belirtti. 1970’lerden bu yana yaşanan en büyük şoku olduğuna dikkat çeken Şimşek, 2026 yılında petrol fiyatlarındaki ortalamanın 80 dolar olmasıyla enflasyonda yüzde 2,8 ila 3,5 aralığında bir oranda, cari açık/GSYH oranında 0,7-1,1 oranında, büyümede eksi 0,5-1,2 oranında ve bütçe açığı/GSYH oranında da 0,4 oranında bir güncelleme olabileceğini belirtti.
Para politikası eleştirileri
“Bu program para politikasından ibaret tabi. Öyle diyorlar, profesörler ekranlara çıkıp böyle söylüyor” diyen Bakan Şimşek, programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reformlar içerdiğini belirtti.
Konuşmasının sonunda son dönemdeki tartışmalara cevap olarak Bakan Mehmet Şimşek, şunları söyledi:
“Bu program çalışıyor. İşe yarıyor. Sonuç verdi. Dünyadaki her program gibi mükemmel değil. Mükemmel sonuçlar vermiyor. Ancak son 2 yılda Türkiye’yi korudu, kolladı, sonuç verdi.”