Berlinale Günlüğü: Wenders’e Gazze tokadı!

Berlin Film Festivali’nde jüri başkanı Wim Wenders’in Filistin’deki insanlık dramıyla ile ilgili soruya  “Biz politikanın dışında durmalıyız’ cevabı karşısında yazar Arundhati Roy “Gazze’de yaşananlara karşı tavır almayan sanatçıları tarih yargılayacaktır" diyerek festivale katılmama kararı aldı.

Kültür Sanat 16 Şubat 2026

Berlin’de ise festivalin açılış töreninden bu yana büyük bir tartışma var. Büyük ödül Altın Ayı’yı verecek jürinin başkanı yönetmen Wim Wenders’in basın toplantısında Almanya’nın Gazze savaşındaki rolü ile ilgili bir soruya “Biz politikanın dışında durmalıyız. Filmler dünyayı değiştirebilir, ama politik açıdan değil” diye cevap vermesi büyük tepki çekti.

Almanya’da İsrail’in politikalarını eleştirmek neredeyse imkansız. Bunu herkes biliyor. Wenders de genel eğilime uygun bir cevap verip topu taça atmaya çalışmış olmalı. Ancak olay böyle kapanacak gibi görünmüyor.

Arundhati Roy, ilk romanı ‘Küçük Şeylerin Tanrısı’ ile Booker Ödülü kazanmıştı.

‘Şok içindeyim ve iğreniyorum’

Senaryosunu yazdığı 1989 yapımı ‘In Which Annie Gives it Those Ones’ adlı filmi festivalin Klasikler Bölümü’nde gösterilecek olan Hintli yazar Arundhati Roy “Gazze’de yaşananlara karşı tavır almayan sanatçıları tarih yargılayacaktır. Şok içindeyim ve iğreniyorum” diyerek festivale katılmama kararı aldığını açıkladı. Hatırlayan olacaktır ilk romanı ‘Küçük Şeylerin Tanrısı’ ile Booker Ödülü kazanan ve Arundhati Roy, yıllar önce yaptığı konuşma nedeniyle ülkesinde yargılanmıştı.

Festival dışında Almanya bu günlerde çok eğlenceli. Köln ve Mainz başta olmak üzere batıdaki kentlerde Faşing var. İnsanlar rengarenk kıyafetler içinde sabahlara kadar sokaklarda şarkı söylüyor ve dans ediyorlar. Kimse kimsenin ne yediğine, ne içtiğine, ne giydiğine, ne yaptığına karışmıyor. Almanları rahatsız eden tek şey şiddet. Biri başkasının canını yaktığında, şiddet uyguladığında çok kızıyorlar. Bizim ülkemizdeki durumun tam tersi.

Leyla Bouzid’in yönettiği ‘Fısıldayarak’ (A Voix Basse / In a Whisper) filminden bir kare.

Tunus’un tuhaflıkları

Festivale gelecek olursak… Altın Ayı yarışında yer alan Leyla Bouzid’in yönettiği ‘Fısıldayarak’ (A Voix Basse / In a Whisper) bir Fransa, Tunus ortak yapımı. Fransa’da mühendis olarak çalışan 32 yaşındaki Lilia amcasının cenazesine katılmak için Tunus’a geliyor. Ancak yalnız değil. Partneri de ona eşlik ediyor. Amcanın ölüm nedeni belli olmadığı için otopsi yapılmış ama aileden kimse bu konuda konuşmak istemiyor.

Ailenin reisi durumundaki anneanne çok güçlü bir kadın. Eşinden boşanmış olan kızı doktor, oğullarından biri de eskiden milletvekilliği yapmış başarılı ve saygın bir iş adamı. Polis işin içine girince başka bir gerçek ortaya çıkıyor. Amca LGBT birey ve bir ilişki sırasında kalp krizi geçirdiği için hayatını kaybetmiş.

Amcanın, annesinin baskısıyla zorla bir kadınla evlendirildiğini ve aslında başka birini sevdiğini fotoroman tarzı görüntüler ile öğreniyoruz. Amcanın ilişkide olduğu LGBT birey tutuklanıyor. Çünkü Tunus’ta LGBT birey olmanın hapis cezası var. Fransız kültürü almış kızımız olaya müdahale ediyor, Tunus’ta bir dedektif gibi iz sürüyor, herkese ne yapması gerektiğini öğretiyor ve diğer iş adamı amcasının devreye girmesiyle ölen amcasının arkadaşı hapis cezasından kurtuluyor. Bu çok doğal çünkü “Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır” diye atasözü var. Bu film sayesinde Tunus’ta gay olmanın suç olduğunu ancak devletin lezbiyenliği pek önemsemediğini de öğreniyoruz. Çünkü kızımız büyük bir cesaretle polise kafa tutup “Ben de lezbiyenim, beni de tutuklayın” deyince tutuklanmıyor.

Berlinale Günlüğü: Festival Afgan filmi 'İyi Erkek Yok'la açıldıBerlinale Günlüğü: Festival Afgan filmi ‘İyi Erkek Yok’la açıldı

Berlinale Günlüğü: 'Sarı Zarflar' açıldı içinden iyi film çıktı!Berlinale Günlüğü: ‘Sarı Zarflar’ açıldı içinden iyi film çıktı!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.