Dustin Hoffman, kendisini dünyaya tanıtan filmi çekerken epey bir işkence yaşamış

89 yaşındaki ünlü oyuncu hatıralarını yazdı, ona büyük ün kazandıran The Graduate filminin setinde ne kadar rahatsız olduğunu, yönetmen Mike Nichols'un sadist davranışlarını anlattı, "Tokat yediğim bir sahneyi 27 kez çektik, 27 kez tokat yedim" diye yazdı.

Kültür Sanat 4 Kasım 2026

The Graduate (Mezun) filminin vizyona girmesinin üzerinden yaklaşık 60 yıl geçmişken, Dustin Hoffman kariyerini başlatan 1967 yapımı bu filmi çekmenin “korkunç bir deneyim” olduğunu açıkladı. Yahudi bir oyuncu olarak “öz-WASP” (Beyaz, Anglo-Sakson, Protestan) karakteri Ben Braddock’u oynarken kendisini “anında huzursuz ve yetersiz” hissettiğini belirtti.

89 yaşındaki aktör, New Yorker yazarı Ariel Levy ile birlikte kaleme aldığı ve yakında çıkacak olan otobiyografisi Look at Me’den (Bana Bak) uyarlanan New Yorker makalesinde şu ifadeleri kullandı:

“The Graduate, en başından beri tüm özgüvensizliklerimi tetikledi. Dönemin en gözde yönetmeni Mike Nichols’ın filminde başrol oynuyordum ama orada bulunmaya hiçbir hakkım yokmuş gibi hissediyordum. Rol için seçmelere katılmak bile istememiştim.”

“Yüzümdeki Yahudi İzlerini Silmeye Çalıştılar”

Nichols kendisiyle ilgilendiğinde Hoffman başarılı bir tiyatro oyuncusuydu. Yönetmen, Ben rolü için Dustin Hoffman’ı, Elaine Robinson rolü için de Katharine Ross’u seçmeden önce Robert Redford gibi isimlerle görüşerek başrol oyuncularını aramak için iki yıl harcamıştı.

Hoffman, Nichols’ın makyaj sanatçılarına görünüşünü değiştirmeleri için direktifler verdiği saatleri hatırlıyor; tek kaşının alınması ve burnunun şekli hakkında yapılan yorumlar da buna dâhil:

“Düşündüğümü hatırlıyorum: Yüzümdeki Yahudi izlerini silmeye çalışıyorlar ama bu olmayacak. Tek istediğim eve, ait olduğum o etnik New York’a dönmekti. Başrol adamı olmadığımı biliyordum. Haddimi biliyordum.”

Sette Bitmek Bilmeyen Baskı ve Sadizm

Hoffman, haftalar süren provaların ardından film çekimlerine geçildiğinde Nichols’ın “bambaşka bir insana” dönüştüğünü söylüyor: Duygularını anlamak zordu, ruh hali değişkendi ve “sık sık huysuzdu”.

Hoffman, filmin nihai kurgusunda yer bile almayan bir sahne için Ross tarafından 27 kez tokatlandığını açıklayarak şöyle yazdı: “Mike herkese karşı sinirliydi ama bana karşı sanki belli bir sadizm devreye giriyordu. Bize 27 tekrar yaptırdı.”

“Sahnede Benjamin, yaşlı bir kadınla ilişki yaşadığını söylemek için yağmurdan sırılsıklam olmuş halde Elaine’in odasına koşuyordu; saniyeler içinde Elaine bu kadının kendi annesi olduğunu anlıyordu. Mike, Katharine’e bana vurmasını, daha sert vurmasını söyleyip durdu. Katharine canımı yakmaktan korkuyordu, ben de ona ‘İyiyim, sadece kulağıma vurma yeter’ dedim. Ne yazık ki birkaç kez ıskaladı. Günün sonunda başım dönüyordu ve Mike filmde o tokat sahnesini kullanmadı bile.”

Fiziksel İşkenceye Dönüşen Çekimler

Ertesi gün Hoffman, bir yüzme havuzunda dalgıç kıyafetiyle su altı sahnesi çekerken kulak zarını patlattı.

“Birkaç tekrardan sonra nefes almak için su yüzüne çıktığımda kulağımdan kan sızıyordu. Bir önceki günkü tokatlar ve havuzun dibindeki su basıncı yüzünden kulak zarım yırtılmıştı.”

Hoffman, yaşlı sevgilisi Mrs. Robinson’ı canlandıran rol arkadaşı Anne Bancroft’un sıcak bir günde çekilen bir sahne sırasında bayıldığını ve “oksijenle ayıltılması gerektiğini” paylaştı. Hoffman’ın kendisi ise Elaine’e olan aşkını ilan etmek için arabasından kiliseye koştuğu sahneyi bayılacağını hissedene kadar tekrar etmek zorunda kaldı.

“Yorgunluktan ve susuzluktan tamamen bitap düşene kadar tekrar tekrar yaptık. Bilincimi kaybedeceğimi düşündüğüm için kilisenin önündeki çimlere uzandığımı hatırlıyorum.”

“Yönetmenin Kendi Nefretini Yansıttığı Bir Kuklaydım”

Yedi dalda Oscar’a aday gösterilen ve 40. Akademi Ödülleri’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan The Graduate’i çekmek, “hayatımı değiştiren” bir film için “korkunç bir deneyim” haline gelmişti.

“Tüm zaman boyunca Mike’ın bana öfkeli olduğunu hissettim; ya yanlış bir şey yaptığım için ya da herkesin zaten bildiği bir şeyi, yani filmindeki başrol için yanlış seçim yaptığını fark ettiği için.”

Hoffman, altmış yıl sonra bakıldığında, filmin 1939’da küçük bir Yahudi çocuk olarak Almanya’dan ABD’ye gelen yönetmen Nichols için bir nevi “otobiyografik portre” olduğunu düşünüyor.

“Kendi ötekisini (alter ego) arıyordu; Benjamin rolünün oyuncu seçiminin yıllar sürmesinin ve belki de bana bu kadar sert davranmasının nedeni buydu. Mike’ın kendi öz-nefretini emmek için orada duran bir dublördüm.”

Dustin Hoffman’ın Look at Me adlı otobiyografisi 10 Kasım’da yayımlanacak.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.