17,1 milyar dolar yüksek bir meblağ gibi görünebilir. Ancak California, Colorado, Kentucky ve New Jersey eyaletlerinin Facebook ve Instagram’ın çocukları bağımlı hale getirecek biçimde tasarlandığı iddiasıyla açtıkları davada yaklaşık 200 milyar dolar para cezası talep etmeleri bekleniyordu.
Meta, uzlaşmaya giderek aleyhine çıkabilecek ve hakkında açılmış diğer binlerce davayı da etkileyebilecek bir karar yerine, olası talebin onda birinden düşük bir ödeme ile öngörülebilir yükümlülükleri tercih etti. Meta ile çok sayıda Amerikan eyaleti arasında 26 Ağustos’ta varılan uzlaşma sosyal medya açısından bir dönüm noktası: platformların yıllardır benimsediği, kullanıcıyı ekranda tutmaya yönelik iş modeline ciddi sınırlamalar geliyor. En azından çocuklar için.
Basında bir “hukuk zaferi” olarak yansıtılan uzlaşma, ABD’de 1998’de varılan “tütün uzlaşması” ile kıyaslanıyor. Bu uzlaşmayla sigara şirketlerine hem para ödettirilmiş hem de ürünün pazarlanma biçimi değiştirilmişti. Benzer bir nitelikte olan Meta uzlaşmasının gerçek bir “hukuk zaferi” olup olmadığı ise son derece tartışmalı.
17,1 milyar dolar yüksek bir meblağ gibi görünebilir. Ancak California, Colorado, Kentucky ve New Jersey eyaletlerinin Facebook ve Instagram’ın çocukları bağımlı hale getirecek biçimde tasarlandığı iddiasıyla açtıkları davada yaklaşık 200 milyar dolar para cezası talep etmeleri bekleniyordu. Uzlaşma açıklandığında süreç ilerlemiş, Instagram yöneticisi Adam Mosseri ifade vermeye başlamıştı. Mark Zuckerberg’in de tanık kürsüsüne çıkması bekleniyordu.
Uzlaşmaya giderek Meta, aleyhine çıkabilecek ve hakkında açılmış diğer binlerce davayı da etkileyebilecek bir karar yerine, olası talebin onda birinden düşük bir ödeme ile öngörülebilir yükümlülükleri tercih etti. Üstelik hukuka aykırı davrandığını veya zarara yol açtığını da kabul etmedi. Anlaşılacağı üzere uzlaşma, bir “hukuk zaferi” olmaktan ziyade Meta açısından başarıyla sonuçlanmış bir risk yönetimi işlemi.
Yine de yıllardır tekrarlanan “sosyal medyanın zararlı olduğu tam olarak ispatlanamıyor” söyleminin arkasına sığınmak artık daha zor. Bu da küçük, fakat bir türlü aşılamamış bir eşiğin nihayet aşılması anlamına geliyor.
Davaya öncülük eden dört eyalet, sonsuz kaydırma, kişiselleştirilmiş öneriler, sürekli bildirimler ve beğeni sayıları gibi özelliklerin gençleri mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmak için bilinçli biçimde tasarlandığını ileri sürmüştü.
Varılan uzlaşma tam da bu noktalara temas eden tasarım değişiklikleri içeriyor. 18 yaşından küçüklerin Facebook ve Instagram’daki toplam günlük kullanımı kural olarak iki saatle sınırlandırılacak; bu sınır ancak ebeveyn izniyle kaldırılabilecek. Gece yarısı ile sabah 06.00 arasında erişim varsayılan olarak kısıtlanacak, okul saatlerinde bildirimler kapatılacak. Beğeni ve tepki sayıları yine kural olarak gizlenecek; bazı estetik müdahale filtreleri kullanılamayacak; gençlere kişiselleştirilmemiş bir akış seçeneği sunulacak. Yaş doğrulama güçlendirilecek ve uygulama bağımsız bir denetçi tarafından izlenecek.
Uzlaşmanın en ilginç yönlerinden biri de Meta’nın ödeyeceği yaklaşık 5 milyar dolarlık ek tutarın TikTok ve YouTube’un benzer önlemleri uygulayıp benzer mali yükümlülükler üstlenmesine bağlanması. Snapchat, TikTok ve YouTube aynı yönde hareket ederse Meta’nın yükümlülükleri de ağırlaşacak: günlük sınır platform başına bir saate düşecek, gece kısıtlaması 22.00-07.00 arasına genişleyecek ve bazı kurallar daha uzun süre uygulanacak.
Meta’nın bu şartlara ilişkin açıklaması basit: Instagram kullanımı sınırlandırılan çocuk TikTok’a veya YouTube’a geçerse toplam sosyal medya kullanımı azalmayabilir.
Bu tartışma Türkiye için de önemli. 7578 sayılı Kanun’un 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek hükümleri, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmasını yasaklıyor; 15 yaşını doldurmuş çocuklara ise “ayrıştırılmış hizmet” sunulmasını öngörüyor. Meta uzlaşması, ayrıştırılmış hizmetin yalnızca uygunsuz içerikleri göstermemekle sınırlı olmayıp kullanım süresi, bildirimler, algoritmik akış ve beğeni sayıları gibi tasarım unsurlarını da kapsayacak biçimde somutlaştırılabileceğini gösteriyor.
Hem konu hakkındaki haberler hem de uzlaşma tamamen çocuklar üzerine kurulu. Oysa insan davranışını yönlendirmek için özel olarak tasarlanmış mekanizmalar, kullanıcı 18 yaşına girdiği gün zararsız hale gelmiyor. Yetişkin olmak, bu mekanizmalar karşısında her zaman sağlıklı muhakemeyle ve özgür iradeyle hareket edebilmek anlamına gelmiyor.
Sosyal medya kullanımının yetişkinlerde dikkat sorunları, uyku bozuklukları, yorgunluk, kaygı ve depresyonla ilişkili olabileceğini gösteren geniş bir literatür mevcut. Elbette kullanım biçimi, kişinin psikolojik durumu ve diğer bireysel etkenler de önemli rol oynuyor. Fakat olası zararı yalnızca çocuklarla sınırlamak gerçekçi değil.
Üstelik bir nesil bu platformları kullanarak büyüdü. Çocukken veya gençken Facebook ve Instagram kullanmaya başlayanlar bugün yetişkin. Kaybedilen zamanın, bozulan uykunun, azalan üretkenliğin ve yıllarca süren sosyal karşılaştırmanın hesabı ise bu uzlaşmada yok. Ödenecek tutarlar kamu makamlarına aktarılacak; yetişkin kullanıcıları doğrudan tazmin eden genel bir mekanizma kurulmayacak. Bu nedenle 17,1 milyar doların toplumun uğradığı zararın gerçek karşılığı olduğunu söylemek mümkün değil.
Sonuçta elimizde hâlâ iki önemli soru var: Bu zararı kim karşılayacak? ve İnsan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratması kuvvetle muhtemel ve insan davranışını yönlendirme üzerine kurulmuş bir iş modeline, kullanıcı “yetişkin” diye hiçbir sınırlama getirmemek ne kadar doğru?
28 Ağustos 2026 - Sosyal medya bağımlılığına 17 milyar dolarlık yargı müdahalesi
21 Ağustos 2026 - Gerçek olamayacak kadar başarılı akademisyen: Jason Arday
14 Ağustos 2026 - Amerikan şirketleri küresel asgari vergiden muaf mı?
1 Ağustos 2026 - Evlerini Airbnb üzerinden kiraya verenlere Danıştay’dan müjde!