Çok uzattım yaşamayı, biliyorum.
Bilmediğim, seni nasıl seviyor olmaklığımdı.
Olmadığım zamanlardaki yoksunluğum,
Kokumun tenindeki izlerini örtmek içindi – maya.
Sonra telaşla baktım da sana,
Dingin ve sessiz süzülüyordu sözlerim yanaklarından.
Çok uzaktım yaşamaya, biliyorum.
İçim dışıma küsmüştü,
Dışım neredeydi kimse bilmiyordu.
Ölümün Eros’tan, yaşamın Thanatos’tan öğrenecek nesi vardı?
Apriori sevmiştim seni, aposteriori terkettin beni,
Günün hep o aynı saatinde,
Günün o en müphem vaktinde.
Tasavvurumdun işte istememe,
Öylece, bilgimi arzumla sundum sana.
Sen istedin, Platon’un vahşi siyah atıydı bedenim,
Çıkıp giden, çekip giden ruhumun,
Bir deniz dibi sürüngeniydi sürgün hapishanesi.
Ah Lolitam! Yeter sebep ilkem benim!
Zorunluydum ben sana!
Cupio ergo sum!
18 Ağustos 2026 - Sevgili günlük…
15 Ağustos 2026 - Yer değiştiren taraflar: Protagoras’ta Erdem, Birlik ve Ölçme Sanatı
8 Ağustos 2026 - Kaçan Heykeller: Menon’da Erdem, Bilgi ve Doğru Kanı
3 Ağustos 2026 - İkna Etmek ya da İtaat Etmek: Apologia ve Kriton Üzerine
31 Temmuz 2026 - Nasıl Yaşamak Gerektiği Üzerine: Gorgias ve Utancın Sınırı