Bir sabah uyanıyorsunuz, bir gazetecinin sesi kesilmiş.
Sonra bir gazeteci daha.
Sonra bir avukat.
Sonra bir televizyon kanalı…
Dün, 28 Eylül Pazartesi.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin açıklamasına göre en az 150 X hesabına erişim engeli getirildi.
BirGün muhabirleri Meral Danyıldız ve Sarya Toprak. ANKA Haber Ajansı’nın adliye muhabiri Esra Tokat. Avukatlar Sena Yazıbağlı ve Tuncay Koç. Bizim TV…
Daha iki gün önce de, en az 80 hesap engellenmişti.
Kısa Dalga, Hilmi Hacaloğlu, Başaran Aksu ve daha niceleri…
Peki gerekçe ne?
Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması.
Yahu, bi gazetecinin haber paylaşması, bi avukatın görüşlerini açıklaması hangi durumda kamu düzenini tehdit ediyor?
Bunu da bilmek hakkımız değil mi?
Bir de meseleye bizim tarafımızdan bakalım:
Adliye koridorlarında haber peşinde koşan bi muhabirin hesabını engellediğinizde, bundan kamuoyunun nasıl bir çıkarı olacak?
Bir avukatın sesini kıstığınızda, müvekkilinin sesini kim duyuracak?
Bir haber kanalının hesabını engellediğinizde, insanlar daha mı iyi haber alacak?
Üstelik bu kararlar, artık tek tük değil.
Peş peşe geliyor.
Burada mesele sadece gazetecilerin, avukatların ya da televizyon kanallarının hesapları değil.
Bizim haber alma hakkımız.
Bizim gerçeği öğrenme hakkımız.
Bizim soru sorma hakkımız.
Bir hesabı engelleyebilirsiniz.
Ama insanların merak etmesini, soru sormasını, gerçeğin peşine düşmesini engelleyemezsiniz.
Gazetecilik suç değildir.