Ama ortalıktaki hareketliliğin ne kadarı sağlığımız için, ne kadarı “ tamamen duygusal”, bu belli değil.

Özellikle yapay zeka üzerinden bir tür hazır “satış konuşması“ ile adeta kapı gezerek alenen “gelecek satıcılığı” yapılması üzerine o alanda canı çok yanmış biri olarak kuşkularımı yazdım.
Bunlarda gerçekten bir satıcı gibi “malı överek” anlatılanlar yanında konuyla ilgili endişelerin bilmezden gelinişi bir tuhaflık.
Dün akşam New York Times’dan tam da bu mesele üzerine uzun bir yazı geldi. Bir tıp doktoru, Danielle Ofri yazmış.
Bazı bölümlerin çevirerek iletmek istiyorum.
“Yapay zekânın analiz ettiği ‘hasta’yla insan doktor ya da hemşirenin değerlendirdiği hasta arasında okyanuslar kadar mesafe var.”
“Bu boşlukta yol bulmak yazarların da uğraştığı bir mesele.”
“Editörlüğünü yaptığım edebiyat dergisine yayımlanacak iyi bir metni “teşhis ederken” bedenselliği hissedilen ve duygusal karmaşıklığı hem içgüdüsel hem de canlı biçimde kurulmuş karakterler ararım. Bu ayrıntılar her zaman açıkça söylenmez; ipuçları ve ince işaretlerle örülür. Yıllar içinde fark ettim ki bu, bir doktorun hastasının sağlığını değerlendirirken yapmak zorunda olduğu şeyden çok da farklı değil.”
“İşte bu, tıpta yapay zekânın doğasındaki sınırlamadır. En azından şimdilik, bu araçların çok boyutlu hastayı gerçekten “görmesi” imkânsızdır.”
“Yapay zekâ, madde kullanımına bağlı olarak çocuğuyla arasına mesafe girmiş bir ebeveynin yaşadığı acının kan basıncını nasıl etkilediğini bilemez. İlaç uyumunu etkileyen ekonomik ve toplumsal akıntıları hesaba katamaz.”
“Eş kaybının için için süren yasının bir hastanın sağlık kararlarını herhangi bir klinik kılavuzdan nasıl çok daha fazla belirlediğini değerlendiremez.”
“Dolayısıyla yapay zekâ, özellikle örüntü tanıma ve veri düzenleme açısından yararlı bir araç olsa da, yönettiği “hastalar” daha çok kalıp karakterler gibidir.”
“Gerçek hastalarla paylaştıkları özellikler, bir Harlequin romanı kahramanının Anna Karenina ile aynı sayıda uzva sahip olması kadar yüzeyseldir.”
“Yapay zekâ hızla bir tedavi planı sunabilir, hatta doğru da olabilir; ancak o tedavinin karşısında oturan o özgül insan için nasıl işleyeceğine — hatta uygulanıp uygulanmaması gerektiğine — klinisyen karar verir. Bu tür kararlar kolayca bir algoritmayı izlemez.”
“Kitabi bilgiye sahip olmak kolaydır — yapay zekâ araçlarımız ve veri tabanlarımız bilgi işleme konusunda zaten tekele yaklaşmış olabilir — ama bilge olmak ve elimizdeki bilgi hazinesini nasıl kullanacağımızı bilmek çok daha zordur.”
“Yeni nesil doktorları ve hemşireleri yetiştirirken, zekâ konusunda biraz daha az kaygılanabiliriz (hepsi yeterince zeki ve ihtiyaç duydukları bilgiyi bulabilirler); asıl yapmamız gereken, onlara bu bilgileri nasıl kullanacaklarına dair bilgelik kazandırmak ve bireysel hastaları, kendilerine özgü hastalık girdaplarında nasıl yönlendireceklerini öğretmektir.”
***
Sağlıkta trilyonluk mücadeleyi hepimiz görüyoruz da, sahalarımızda görmek istediğimiz asıl hareketler bunlar.
Suçu bilememem ama bazılarının günah işlediği ortada çünkü.