Sırt Okşamanın Kelime Hâli

31 Temmuz 2026

Rumeli kökenli ninemden öğrendiğim, çocukken beni çok eğlendiren bir söz vardı: “Ko sevinsin!

Bırak sevinsin… Bırak öyle sansın...” demekti.

Çocukluğumda sevimli bir deyim gibi gelirdi bana.

Bugün ise onu, sırt okşamanın kelime hâli gibi görüyorum.

İlk bakışta masum bir nezaket cümlesi gibi geliyor insana. 

Ama galiba çağımızın ruhunu da anlatıyor.

Çevreme bakıyorum: İnsanlar birbirinin yüzüne gerçeği söylemiyor. 

Daha ilginci, gerçeği bilmedikleri için değil; bildikleri hâlde söylemiyorlar.

Falanca bana aslan dedi...” diye keyiflenenler tanıyorum, aslan olmadığını en çok kendi biliyor. 

Ama öyle söylenmesinden bile bile hoşlanmış görünüyor.

Birine “şahane bir şey yaptın” diyorlar. Kapı kapanınca bambaşka cümleler kuruyorlar. 

Toplantıda alkışlıyorlar. Koridorda eleştiriyorlar. 

Sosyal medyada destekliyorlar. Akşam yemeğinde alay ediyorlar. 

Sanki herkes aynı oyunun içinde rol alıyor.

Bu hoşnutluk sadece gerçeğinin başkasınca da bilinmesinden duyulan gizli kaygıyla açıklanmıyor. 

Çıkarla da açıklanmıyor. Galiba daha derinde duran başka bir ihtiyaç var.

Çünkü oyunun öbür tarafında da ilginç bir insan hâli bulunuyor. 

Kişi bazen gerçeği hissediyor. Hatta biliyor. Ama yine de kendisi hakkında kurduğu hikâyeyi koruyor. 

Çünkü o hikâye, eksik bıraktığını bildiğin bir yeri tamamlıyor.

İnsanın kendisiyle yüzleşmesi kolay olmaz. 

Kendi anlattığı hikâyeye inanmayı sürdürmek daha kolay geliyor.

Tam bu noktada iki ayrı insan zaafı birbirine dolanıyor. 

Birisi inanmak istiyor. 

Diğeri o inancı bozmamayı seçiyor. 

Birisi kendi yanılsamasına tutunuyor. 

Diğeri sessizliğiyle o yanılsamayı besliyor.

Belki de “ko sevinsin”, tam bu: 

İki ipliğin bir melanj oluşturur gibi birbirine karıştığı yerde doğuyor.

Post-modern zamanlar bu tabloyu daha da büyütmüş olabilir. 

Hakikat, ortak bir zemin olmaktan o bakışla uzaklaştı çünkü. 

Anlatılar çoğalıyor artık. İmajlar gerçeğin önüne geçiyor. İletişim, “birlikte hakikati aramanın yolu” olmaktan epey önce çıkıp karşılıklı performansların sahnesine dönüştü.

Bu yüzden bugün birçok insanın gerçekten ne düşündüğünü değil, kendi de bile hangi rolü oynadığını görüyoruz. 

Belki bunun için, siyaset de giderek bir gösteriye benziyor.

Liderler alkışı duyuyor. 

Çevrelerindeki insanlar ise çoğu zaman alkışın gerçek kanaatleri mi, yoksa bir ilişki biçimi mi olduğunu ayırt ettirmiyor.

Bence burada derin bir kırılma yaşanıyor. 

İnsan, zamanla gerçeği gösterenle, kendisini iyi hissettiren arasında seçim yapmaya başlıyor. 

Gerçeği gösteren rahatsız ediyor; eksik bırakıyor, sorgulatıyor. 

Hileli bir aynaya bakmak ise, daha kolay geliyor; daha parlak, daha okşayıcı. Ve daha rahatlatıcı.

Çoğu zaman alkış da oradan yükseliyor.

Bir süre sonra etrafta gerçeği söyleyenler değil, iyi hissettirenler çoğalıyor. 

Zaten arananlar da onlar.

Sadece siyasette değil; ailelerde, arkadaş çevrelerinde, işyerlerinde… İnsanlar birbirlerini idare etmeyi, birbirlerine hileli ayna tutmaya tercih ediyor. 

Çünkü dürüst ayna bazen insanı kırıyor, moralini bozuyor. 

İdare etmek ise, ilişkiyi kurtarıyor gibi görünüyor.

Asıl soru burada başlıyor galiba. 

Ko sevinsin” dediğimizde kimi koruyoruz? 

Karşımızdakini mi, yoksa gerçeği eğip bükmeden söylemenin doğuracağı rahatsızlıktan kaçarak kendimizi mi?

Çünkü karşısındakini oyaladığını sanan kişi, belki de en çok kendisini oyalıyor. 

Doğruyu söylemenin açacağı tartışmayı, bozulacak ilişkiyi, yaşanacak hesaplaşmayı erteliyor. 

Bunun adına da “nezaket” deniyor.

Oysa ertelenen sadece bir konuşma olmuyor. 

Bir yüzleşme de erteleniyor. 

Belki de en büyük ironi de burada.

Karşımızdakine “Ko sevinsin…” derken, farkında olmadan kendimize de aynı cümleyi söylüyoruz. 

Kendi sessizliğimizi haklı çıkarıyoruz. 

Kendi kaçışımızı makulleştiriyoruz.

Belki de  o söz, başkasını avutmanın değil, kendimizi avutmanın cümlesi oluyor.

Zamanımızın en yaygın yalanı, başkalarına söylenen değil; kırılmasın diye sessizce yaşatılan yalan olabilir mi?

Bunu söyleyenlere de, çoğu zaman “Doğrucu Davut” deniyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.