🏆 DÜNYA KUPASI 2026 MERKEZİ 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → 🏆 Dünya Kupası 2026 Merkezi Keşfet →

Dünya Kupası’nın 96 yıllık tarihinde böylesi görülmedi

Trump ve adamları, turnuva başlarken, vize uygulamalarıyla, güvenlik soruşturmalarıyla, sınırdan geri çevirmelerle, eşya ve üst aramalarıyla bazı ülkeleri ve sporcularını aşağılayarak bir güç gösterisi yaptı. Ancak, Trump, Dünya Kupası’nı kendine “koltuk değneği" yapamayacak.

14 Haziran 2026

İngiltere Galler, Hensol Şatosu… Sahnedeki opera sanatçısı performansını sürdürürken, salondaki kıpırdanmanın nedenini anlamaya çalışıyor. Ön sıralardaki çoğunluğu erkek izleyiciler cep telefonlarına davranmış, birbirlerine eğilerek bir şeyler söylüyorlar. Dünya futbolunun kural koyucusu “Uluslararası Futbol Birliği IFAB’ın 140. Genel Kurulu’ndayız. Salonda, FIFA’nın üst yönetiminin de aralarında bulunduğu, dünya futbolunun “yasama meclisi” var. 

Hareketliliğin sebebi, ABD ile İsrail’in başlattığı ortak hava saldırısı sonucunda İran’ın “Yüce Lideri” Ayetullah Ali Hamaney’in öldüğü haberi… Yüzler endişeli… Akıllarda savaşın Dünya Kupası’na olası yansımaları var. Arkadan gelecek daha vahim haberi henüz kimse bilmiyor. Hürmüz Boğazı’na 25 km mesafedeki Minab’da, İran Devrim Muhafızları’na ait deniz üssünün yanıbaşındaki bir kız ilkokulunun ilk günkü hava saldırılarında isabet aldığı haberi, durumu daha vahim hale getirecek: 110’u çocuk 168 ölü… Üst yönetim, bütün burnu havada görüntüsüne rağmen, bunun FIFA için en zor Dünya Kupası olacağını kavramış olmalı. Nitekim İranlı futbolcular “rozet protestosu” ile bu düşünceyi teyit ediyor.

Meksika, Tijuana… General Rodríguez Uluslararası Havalimanı… Antalya’dan gelen Emirates’in kiralık uçağının ön kapısı açılıyor. İran futbol takımının oyuncuları, beyaz tişörtlerinin üzerine giydikleri siyah ceketleriyle birer birer merdivenden iniyorlar. Yakalarında bir rozet var. Biraz yaklaşınca rozet okunabiliyor: #168.

Dünya Kupası’nda Trump terörü

Dünya Kupası’nın ilk maçı oynanmadan önce genellikle takımların hazırlıkları, antreman görüntüleri, tahminler, teknik direktörlerin, yıldızların görüşleri ortalığı kaplar. Bunlar yine var ama pek alışık olmadığımız başka haberler daha fazla gözümüze batıyor.

İran takımına, ilk maçından 10 gün önce vize verildi. Aralarında futbol federasyonu başkanının, başkan yardımcısının, takımın idari direktörünün de bulunduğu 15 yardımcı personele ise vize verilmedi. Arizona Tucson’da İran’a tahsis edilen kamp yeri son anda iptal edildi. Takım Tijuana’da kamp yapacak; grup maçları için Los Angeles ve Seattle’a Meksika’dan uçakla gidip gelecek. Gruptan çıkarsa diğer bütün maçlar için aynı şey yaşanacak. 

Ayrıca İran Futbol Federasyonu, turnuvanın başlamasına sadece birkaç gün kala FIFA’nın Dünya Kupası için İran’a ayırdığı bilet kotasının iptal edildiğini açıkladı. Nedeni, İran’a uygulanan mali ambargo nedeniyle, taraftarların bankalar üzerinden bilet ücretlerini ödeyememesi… 

Afrika’nın en iyi hakemi olarak kabul edilen ve FIFA tarafından dünya kupasında maç yönetmek üzere görevlendiren Somalili Omar Abdulkadir Artan, hakem kampına katılmak üzere İstanbul’dan Miami’ye uçtu. Bütün belgeleri tamamdı ama havaalanında 11 saat sorgulandıktan sonra, “terörle bağlantılı olma” şüphesiyle, İstanbul’a geri gönderildi. “Bu en büyük rüyamdı,” diyen Artan, Dünya Kupaları’nda görev yapan ilk Somalili hakem olacaktı. Somali devlet başkanı Mohamed Farmaajo kendisini telefonla arayıp üzüntülerini bildirdi. Bu olaydan sonra. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Artan’ı, 12 Ağustos’ta oynanacak UEFA Süper Kupa maçında hakemlik yapması için görevlendirdi.

Irak milli futbol takımının fotoğrafçısı Talal Salah 10 saatten fazla bekledikten sonra ABD’ye alınmadı. Takımın yıldız oyuncularından Aymen Hussein ise Chicago havaalanında saatlerce sorgulandı. Telefonuna el kondu, incelendi. Sonunda, ülkeye girmesine izin verildi. Özbekistan kafilesinin bagajları ikinci kez x-ray’den geçirildi. Çantaları ayrıntılı biçimde arandı, telefonları incelendi. Senegalli futbolculara terminale girdiklerinde üst araması yapıldı.

Wall Street Journal’ın haberine göre, konuk takımların maç bileti alan, uçak ve otel rezervasyonu yapan binlerce taraftarı, vize alamayarak hüsrana ve zarara uğradı. Amerikan Otel ve Konaklama Derneği tarafından yapılan bir ankete göre, ABD’deki ev sahibi şehirlerin otel işletmecilerinin yaklaşık %80’i, rezervasyonların ilk tahminlerin altında seyrettiğini belirtti. %70’i ise vize engelleri ve daha geniş kapsamlı jeopolitik endişelerin Dünya Kupası seyahatlerine yönelik uluslararası talebi önemli ölçüde azalttığını ifade etti.

Perşembe’nin gelişi ya da “tencere ile kapak” hikâyesi  

13 Haziran 2018 tarihinde Moskova’da düzenlenen 68. FIFA Kongresi’nde, 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak üzere iki aday vardı. Kuzey Amerika (Meksika-ABD-Kanada) ortaklığı ve Fas. Kuzey Amerika ortaklığı 134 oyla seçilirken Fas 65 oy almıştı. Görünüşe göre net bir seçim…

Ancak o dönemde, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun, tüzükteki tarafsızlık ilkesini çiğneyerek, Kuzey Amerika ortaklığının seçilmesinden yana bir tutum içinde olduğu ileri sürülmüştü. Fas, FIFA’ya resmi şikayette bulunarak, puanlama kriterlerinin dosya tesliminden 24 saat önce ABD lehine olacak şekilde değiştirildiğini; Infantino’nun kurdurduğu özel denetleme ekibinin, eksikleri kasıtlı olarak abarttığını belirtmişti. 

O sırada ABD Başkanı yine Donald Trump’dı (ilk dönem). Trump, sosyal medya üzerinden, ABD ortaklığına oy vermeyecek müttefik ülkelere yönelik açık siyasi ve ekonomik yaptırım tehditlerinde bulunmuştu. 

Trump yönetiminin o dönem uygulamaya koyduğu, bazı Müslüman ülkelere yönelik vize kısıtlamaları ve katı göçmenlik politikaları biliniyordu. İnsan hakları örgütleri ve spor yazarları, Infantino’yu “İleride sporcular, hakemler ve taraftarlar ABD sınırında büyük krizler yaşayacak, buna rağmen neden turnuvayı oraya veriyorsunuz,” diyerek uyardı. 2018’de yapılmış kehanet gibi bir uyarı…

Infantino, Trump’tan “çok yakın dostum” diye bahsediyordu. Trump’ın politik görüşlerini paylaştığını saklamıyordu. FIFA Barış Ödülü diye bir şey icat etmişti ve ilk ödülü 2026 kuralarının çekildiği sırada Trump’a vermişti. Dünya spor basını ona “Trump’ın kuklası” diyordu, ödülden sonra bu tabir “Trump’ın yalakası”na dönüştü.

Trump Dünya Kupası’nı iç siyasette bile kullandı

Trump, bütün dünyanın gözü bu kupa maçları üzerindeyken, vize uygulamalarıyla, güvenlik soruşturmalarıyla, sınırdan geri çevirmelerle, eşya ve üst aramalarıyla FIFA gibi, Olimpiyat Komitesi gibi, ulusal devletlere kendi kurallarını dikte eden kuruluşlara alışmış dünya spor kamuoyuna, “burada benim kurallarım geçer” diyor, bununla tüm dünyaya güç gösterisi yapıyordu. 

Trump, ülke içinde de, Dünya Kupası’nı şantaj için kullanmıştı. Demokrat belediye başkanları tarafından yönetilen ve başta göçmen politikaları olmak üzere Trump’ın politikalarına muhalefet eden Seattle ve San Francisco gibi bazı ev sahibi ABD şehirlerini açıktan tehdit etmişti.  Bu kentleri, “Radikal solcu deliler tarafından yönetilen tehlikeli yerler” olarak nitelendiren Trump, federal hükümetle iş birliği yapmayan veya “en ufak bir güvenlik açığı barındıran” şehirlerin elinden maçların derhal alınacağını ve başka şehirlere kaydırılacağını söylemişti. FIFA başkanı Gianni Infantino’nun, kendisinin ricasıyla maç yerlerini “çok kolay bir şekilde değiştirebileceğini” iddia etmişti.

Spor organizasyonları her zaman politikaya konu oldu  

Dünya Kupası ve Olimpiyatlar gibi yüksek görünürlüğü olan modern spor organizasyonlarının dünya kamuoyuna politik mesajlar vermek için kullanılması, 1936 Berlin Olimpiyatlarına kadar giden bir geçmişe sahip. Hitler, Berlin Olimpiyatları’nı Nazi propagandası için kullanmak istiyordu; ancak ABD’li siyahi atlet Jesse Owens’in, atletizmde kazandığı 4 altın madalya, Nazilerin “üstün Alman ırkı” tezini yerle bir ederek, Hitler’in hüsrana uğramasına neden olmuştu.

Süveyş (Kanalı) Krizi yüzünden Ekim 1956’da İsrail birliklerinin Batılı güçlerin desteğiyle, Sina Yarımadası’nı (Mısır) işgal etmesi üzerine Mısır, Lübnan ve Irak 1956 Montreal Olimpiyatları’nı boykot etmişti. Aynı yıl Rusya da Macaristan’a girmişti. Bu işgali de İsviçre, İspanya ve Hollanda protesto etti ve takımlarını oyunlardan çekti. Macaristan ise çekilmedi. 

1968 Meksiko Olimpiyatları’nda, iki ABD’li atletin madalya kürsüsünde, ABD Milli Marşı’nı dinlerken, siyah eldiven geçirilmiş yumruklarını havaya kaldırarak ABD’deki ırk ayrımını protesto etmeleri akıllardan silinmeyen bir fotoğraf karesiydi. 

1972 Münih Olimpiyat Oyunları’nda, Filistin Kara Eylül örgütü, olimpiyat köyünü basarak iki İsrailli sporcuyu öldürmüş, 9 sporcu ve antrenörü de rehin almıştı. Anlaşmalı olarak rehinelerle köyden ayrılan Kara Eylül militanlarına baskın yapan Alman polisi başarısız olmuştu. Çatışmada 8 militandan 5’i ölürken, militanlar rehinelerin tamamını öldürmüştü.   

Güney Afrika, ırk ayrımı politikaları yüzünden, 1964’ten beri Olimpiyatlar’dan men edilmişti. Yeni Zelanda ragbi takımı, bunu dikkate almayarak Güney Afrika turnesine çıkmıştı. Bunun üzerine Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nden, Yeni Zelanda’yı olimpiyatlardan çıkarması istenmişti. Olimpiyat Komitesi’nin bu isteği reddetmesi üzerine, çoğu Afrika’dan olmak üzere, yaklaşık yirmi ülke 1976 Montreal Olimpiyatları’nı boykot etmişti. 

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali üzerine ABD öncülüğünde çok sayıda ülke 1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmişti. Bunun ardından Sovyetler Birliği ve müttefikleri 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’nı boykot etti. 

Katılım engellemeleri uzun yıllar sonra yeniden sahnede

Yüksek görünürlüğü olan spor müsabakalarında, protestolar ve boykotlar dışında bir de bazı ülkelerin bu müsabakalara katılımının veya ev sahipliği yapmasının engellenmesi söz konusuydu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk oyunlar olan 1948 Londra Olimpiyatları’na müttefiklerin düşmanı, mağlup Almanya ve Japonya davet edilmemişti. Zaten pek katılabilecek halleri de yoktu. (Rusya bile, galipler arasında yer aldığı ve davetli olduğu halde, savaş sonrasında takımlarını Londra’ya gönderememişti.) 

Güney Afrika, “apartheid” (kurumsal ırk ayrımı rejimi) nedeniyle 1964’ten itibaren Olimpiyatlardan dışlandı; bu tecrit fiilen 1992 Barselona Oyunları’na kadar sürdü. Üstelik yaptırım yalnızca Olimpiyatlarla sınırlı kalmadı. FIFA ülkeyi önce askıya aldı, sonra ihraç etti. Güney Afrika’nın dönüşü 1992’de oldu. Ragbi ve krikette de uluslararası tecrit uzun yıllar boyunca sürdü.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle bu ülkede düzenlenmesi planlanan çok sayıda büyük spor organizasyonu ve uluslararası etkinlik iptal edilerek başka ülkelere kaydırıldı. 2022 UEFA Şampiyonlar Ligi finali ve FIFA Dünya Kupası elemeleri, Erkekler Voleybol Dünya Şampiyonası bunların ilk akla gelenleriydi. Rusya bunun ötesinde, 2026 Dünya Kupası’ndan tamamen ihraç edildi. 

Dünya Kupası üzerinden güç gösterisi

Kısacası geçmişte spor sık sık politikaya “alet edilmişti.” Popülist liderlerin popüler sporları siyasi maksatlarla kullanmaları eşyanın tabiatı gereğiydi. Ancak bu kez durum farklıydı. 96 yıllık Dünya Kupası tarihinde böylesi hiç görülmemişti. Trump ve adamlarının yaptığı, ev sahibi olarak bazı misafir ülkeleri ve onların sporcularını dünyanın gözü önünde aşağılamaktı. Tüm dünyaya “ipler benim elimde” diyerek, Dünya Kupası üzerinden güç gösterisi yapmaktı. Popülaritesinin en düşük olduğu noktada, Dünya Kupası’nı kendisine “koltuk değneği” yapmayı tasarlayan Trump’ın, Hitler’in 1936 Berlin Olimpiyatı’nda yaşadığı hüsranın benzerini yaşaması kaçınılmaz gözüküyor…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.