Hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim. Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkum eden bir egoizme tanık olmadım.
İlk oyumu 1969 seçimlerinde verdim.
O günden bu yana kaç seçimde oy kullandım hatırlamıyorum.
1978-80 yılları arasında CHP Parti okulunda çalıştım, Bülent Ecevit’e danışmanlık yaptım.
12 Eylül’ün en karanlık günlerinde rahmetli Bülent Ecevit’in yasaklı yıllarında, onun çıkardığı “Arayış” dergisinde yazılar yazdım.
Derginin 6’ıncı sayısında Ecevit’e yazı yasağı getirilince, onun başyazı yazdığı sayfada, O başyazıları imzasız olarak ben devam ettirdim.
Fransa’da öğrencilik yıllarımda, Saint Guillome Sokağı’ndaki Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kütüphanesinde günlerim, aylarım geçti.
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde ona oy verdim.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yani…
Ondan önce de kim bilir kaç defa oy verdim onun başında bulunduğu partiye…
Ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
Dün yaptığı ve devam edeceği anlaşılan ilk video konuşmasını izlerken, vatandaş olarak işte bu şahsi siyasi tarihim geçti gözümün önünden…
O yenilmeye doyamadı… Hiçbir başarısızlığının hesabını vermedi.
Biz yine de onun başında olduğu partiye oy vermeye devam ettik.
Onun dönemi benim hafızamda işte böyle bir zincirleme hüsran yılları hatırası olarak kaldı.
O nedenle ilk defa böyle öfkeli bir ruh haliyle yazacağım…
Özetlediğim bu uzun hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim.
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkum eden bir egoizme tanık olmadım.
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlara, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekalı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
İnsanlar iki türlü yaşlanırmış…
Ya bilgeleşerek…
Ya da habisleşerek.
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de…
Bu kadar hezimetten sonra hala bu kadar habisleşen bir “Siyaset emeklisini ” hiç görmedim.
Konuşmayı kim hazırladıysa, “Dünya sinsilik” ve “Habislik” tarihine bir başeser kazandırdığından emin olmalı.
Sinsi diyorum ama zannetmeyin ki zeki bir belagat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belagat…
Nasıl da kendinden emin…
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır…
Ama hiçbiri sahici değil, hepsi “Miş” gibi…
Lime lime sarkıyor…
Güya CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi…
Ama bir dakika…
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan…
Siz bizi geri zekalı zannedebilirsiniz, ama biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz…
2017 referandumunda daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
Artık yutmuyoruz o şehvetli belagatı.
O nedenle, siyasetin “S” harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri…
Öteki de CHP’ye Kurultay davası açan savcı ve hakimler.
Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, “İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin” diyor…
Ya Kurultay savcı ve halimlerine?
“Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…”
Aynen böyle diyor…
Karşımızda inanılmaz bir karakter var.
13 kere seçim kaybetmiş…
14’ncü kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
Sokağa bile çıkamıyor ama bir Youtuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan “Masumiyet Kuralını” bile unutmuş.
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama bilin ki CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce Kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra Seçim sandığından birinci çıktı.
Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir.
Ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz.
2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14’ncü defa kaybettiniz.