Devlet İçin Ölenleri Hatırlamak Neden Bir Milli Güvenlik Meselesidir?

3 Haziran 2026

Bazı kurşunlar yalnızca insanları öldürmez. Devletleri hedef alır.

Bazı saldırılar yalnızca bir canı almaz. Bir ülkenin iradesini sınar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatlarına yönelik ASALA saldırıları tam da böyle bir hikâyedir.

Bugün genç kuşakların önemli bir kısmı ASALA adını ya hiç duymadı ya da onu tarihin karanlık bir döneminde ortaya çıkıp kaybolmuş bir terör örgütü olarak görüyor. Oysa bizim kuşağımız için ASALA bir tarih notu değil, günlük hayatın parçası olan gerçek bir tehditti.

Paris’te görev yaptığım yıllarda sabah evden çıkarken aracımın altına bakmadan yola çıkmazdım. Aynı güzergâhı sürekli kullanmamaya çalışırdım. Çocuklarımızın güvenliği zihnimizin bir köşesinde sürekli yer alırdı. Avrupa’nın birçok başkentinde Türk diplomatı olmak görünmeyen bir savaşın içinde yaşamak demekti.

Çünkü hedef alınan kişiler aslında bireyler değildi.

Hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti idi.

ASALA’nun asıl hedefi

Kurşunlar Mehmet Baydar’a, Bahadır Demir’e, Daniş Tunalıgil’e, İsmail Erez’e, Galip Balkar’a veya diğer diplomatlarımıza sıkılmadı.

Kurşunlar Türk bayrağına sıkıldı.

ASALA’nın amacı yalnızca can almak değildi. Amaç Türkiye’yi sindirmek, diplomatik temsil gücünü zayıflatmak ve korku yaratarak geri adım attırmaktı.

Ancak başaramadılar.

Büyükelçilikler kapanmadı. Konsolosluklar faaliyetlerini sürdürdü. Öldürülen her diplomatın yerine bir başkası geldi. Devlet yoluna devam etti.

Terörün yenildiği an da işte buydu.

Çünkü devletler insan kaybedebilirler. Ancak iradelerini kaybettikleri gün yenilirler.

Terörün kurbanları sadece diplomatlar değildi

Kamuoyunda genellikle büyükelçiler ve diplomatlar hatırlanır.

Oysa terörün hedefinde başkonsoloslar, ataşeler, güvenlik görevlileri, şoförler, eşler ve çocuklar da vardı.

Atina’da Galip Özmen’in öldürüldüğü saldırıda 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen de hayatını kaybetti.

Bir diplomat öldürülmedi sadece.

Bir baba öldürüldü.

Bir çocuk öldürüldü.

Bir aile parçalandı.

Terör örgütlerinin amacı yalnızca can almak değil, toplumların moral direncini kırmak ve devletlerin geri adım atmasını sağlamaktır.

Devlet hafızası neden güvenlik meselesidir?

Meslek hayatım boyunca unutamadığım anlardan biri, saldırılarda kaybettiğimiz diplomatlarımızdan birinin görev yaptığı makamda çalışmak oldu.

Devlet hayatında devamlılık esastır.

Makamlar boş kalmaz.

Bayrak yere düşmez.

Ancak geride kalan sessizlik uzun yıllar kaybolmaz.

İşte bu nedenle diplomat şehitleri yalnızca geçmişin kahramanları değil, devlet hafızasının yaşayan parçalarıdır.

İsrail vatandaşlarına yönelik saldırıları onlarca yıl sonra bile takip ediyor.

Amerika dünyanın neresinde olursa olsun kendi görevlilerine yönelik saldırıların hesabını soruyor.

İngiltere ve Rusya benzer şekilde devlet görevlilerine yönelik saldırıları ulusal hafızalarının bir parçası olarak görüyor.

Çünkü unutulan suçlar yeni suçlara cesaret verir.

Tehdit ortadan kalkmadı, şekil değiştirdi

ASALA tarihe karıştı.

Ancak tehdit sona ermedi.

PKK geldi.

El-Kaide geldi.

DEAŞ geldi.

Yarın başka örgütler gelebilir.

Üstelik günümüz tehditleri artık yalnızca silahlı saldırılarla sınırlı değil.

Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, kritik enerji ve ulaştırma altyapılarına yönelik sabotaj girişimleri, yurtdışındaki Türk şirketlerini ve yatırımlarını hedef alan operasyonlar giderek artıyor.

Türkiye’nin diplomatları, mühendisleri, iş insanları ve kamu görevlileri bugün Afrika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor.

Türkiye büyüdükçe görünürlüğü artıyor.

Görünürlüğü arttıkça riskleri de artıyor.

Bu nedenle devlet adına görev yaparken hayatını kaybeden insanlarımızı anmak yalnızca bir vefa meselesi değildir.

Aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir.

Bir devletin gerçek büyüklüğü

Devletler yalnızca ekonomileriyle büyük olmazlar.

Ordularıyla da büyük olmazlar.

Teknolojileriyle de büyük olmazlar.

Asıl büyüklük, kendileri için fedakârlık yapan insanlara gösterdikleri vefada ortaya çıkar.

Anıtlar yalnızca taş değildir.

Müzeler yalnızca bina değildir.

İsim verilen caddeler yalnızca adres değildir.

Bunlar milletlerin hafızasını geleceğe taşıyan köprülerdir.

Türkiye Cumhuriyeti adına görev yaparken hayatını kaybeden bütün diplomatlarımızı, askerlerimizi, polislerimizi, istihbarat mensuplarımızı ve kamu görevlilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Çünkü devletler yalnızca yaşayanlarıyla değil, hatırladıklarıyla da ayakta kalırlar.

Ankara için beş stratejik tavsiye

1. Diplomasi Şehitleri Müzesi ve Dijital Hafıza Merkezi Kurulmalı

ASALA, PKK ve diğer terör örgütlerinin kurbanı olan diplomatlarımızın ve kamu görevlilerimizin hikâyeleri sistematik biçimde kayıt altına alınmalı, genç kuşaklara aktarılmalıdır.

2. Diplomatik Güvenlik Kapasitesi Güçlendirilmeli

Yurtdışında görev yapan diplomatlarımız, aileleri ve stratejik sektörlerde çalışan vatandaşlarımız için güvenlik protokolleri güncellenmeli; fiziksel ve siber güvenlik eğitimleri artırılmalıdır.

3. Açık Dosyalar Yeniden Takip Edilmeli

ASALA saldırılarında rol alan ve cezasız kalan faillerin dosyaları yeniden gözden geçirilmeli; uluslararası hukuk ve diplomasi kanalları sonuna kadar kullanılmalıdır.

4. Ulusal Anma ve Eğitim Programı Oluşturulmalı

Her yıl Diplomasi Şehitlerini Anma Haftası düzenlenmeli; okullarda, üniversitelerde ve kamu kurumlarında bu konuda farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.

5. Milli Hafıza Milli Güvenlik Stratejisinin Parçası Haline Getirilmeli

Devlet hafızası sadece geçmişi hatırlamak için değil, gelecekte benzer tehditlere karşı toplumsal dayanıklılığı artırmak için kullanılmalıdır. Güçlü hafıza, güçlü devletin görünmeyen savunma hattıdır.

Türkiye’nin gelecekteki güvenliği yalnızca sınırlarını korumasına değil, fedakârlık yapan evlatlarını unutmamasına da bağlıdır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.