Türkiye’de Ayasofya ve Efes Deneyim Müzeleri’ni hayata geçiren DEM Müzecilik, ilk yurt dışı yatırımını Londra’da gerçekleştirdi. 22 milyon sterlinlik yatırımla açılan Timewalk Deneyim Müzesi, başta Göbeklitepe olmak üzere, 12 bin yıllık insanlık tarihini 22 uygarlık üzerinden anlatıyor. Şirketin yeni hedefinde Roma, Tokyo, Çin ve ABD var.
Londra’da geçen hafta 12 bin yıllık insanlık tarihinde, 22 uygarlık arasında çarpıcı bir yolculuğa çıktım. Göbeklitepe’den Babil’e, Antik Mısır’dan Maya uygarlığına uzanan bu yolculuğun adresi, temmuz ayında kapılarını açan Timewalk Deneyim Müzesi’ydi.
Müzenin resmî açılışı 15 Ekim 2026’da, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ve farklı ülkelerin diplomatik temsilcilerinin katıldığı bir resepsiyonla gerçekleştirildi.

Ben de bir grup gazeteci arkadaşımla birlikte hem açılışa katılma hem de Türkiye’de Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzesi’ni hayata geçiren DEM Müzecilik’i ve arkasındaki Astel Şirketler Grubu’nu daha yakından tanıma fırsatı buldum.
Astel Şirketler Grubu ve DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin ile DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu’yla ilk kez tanıştık. Türkiye’de son dört beş yıldır özellikle Ayasofya ve Efes projeleriyle adlarını duyduğumuz bu şirketin geçmişini, yatırımlarını ve uluslararası büyüme planlarını merak ediyordum. Londra ziyareti, bu soruların yanıtlarını doğrudan yöneticilerinden öğrenmemizi de sağladı.
Örneğin Mehmet Uğur Esin’den, yıllar önce Mars Sinemaları’nın 1.800 salonunun dijitalleşme projesini de kendilerinin gerçekleştirdiğini öğrendik. Bugün deneyim müzeciliğine yatırım yapan grubun geçmişinde görsel-işitsel teknoloji birikimi var.
Doğrusu dünyanın en önemli müzelerinden bazılarına ev sahipliği yapan Londra’da, bir Türk şirketinin 22 milyon sterlin yatırım yaparak binlerce yıllık medeniyetlerin atmosferini ileri teknolojiyle yeniden canlandırması dikkat çekici.
Tokyo’da benzer teknolojilerle hazırlanmış deneyim alanlarını daha önce görmüştüm. Ancak kendimi 12 bin yıllık tarihsel bir yolculuğun içinde ilk kez buldum. Üstelik bu kez deneyimin arkasında Türkiye’den çıkan bir şirket vardı.

Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ve Astel Şirketler Grubu ve DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin
Uğur Esin, DEM Müzecilik’in bağlı olduğu Astel Şirketler Grubu’nun, 1991 yılından bu yana televizyon, sinema ve görsel-işitsel teknolojiler alanında faaliyet gösterdiğini söylüyor.
Grubun kültür ve sanat alanındaki ilk projesi 2011 yılında Kabatepe’de gerçekleştirildi. Ardından Türkiye’de ve yurt dışında toplam 18 müze ve kültür projesinde görev aldı. Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan ve İspanya bu çalışmaların gerçekleştirildiği ülkeler arasında.
2020 yılında kurulan DEM Müzecilik ise grubun teknoloji alanındaki deneyimini yeni nesil müzeciliğe taşıdı.
2023 yılında açılan Ayasofya ve Efes Deneyim Müzeleri, şirketin bu alandaki önemli yatırımları oldu. İki müze bugüne kadar toplam 16 uluslararası ödül kazandı.
DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu, şirketin yaklaşımını şöyle anlatıyor:
“Geleneksel müzeciliğin köklü mirasına duyduğumuz saygıyı, geleceğin çok duyulu teknolojileriyle birleştirmek üzere bir yolculuğa çıktık. Deneyim müzelerimizde tarihi sadece anlatmıyor, yaşatıyoruz.”

DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu
DEM Müzecilik’in ilk uluslararası yatırımı olan Timewalk için 22 milyon sterlin, şirketin verdiği bilgiye göre yaklaşık 1,5 milyar TL harcandı.
Londra’nın ExCeL bölgesindeki Immerse LDN alanında kurulan müze, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin ilk adımı.
Yöneticilerle yaptığımız görüşmelerde en çok merak ettiğim konulardan biri de bu yatırımın devamının gelip gelmeyeceğiydi.
Görünen o ki Londra bir başlangıç. Şirket, 2027 yılında Roma’da, 2028 yılında ise Tokyo başta olmak üzere Japonya, Çin ve ABD’de yeni projeler gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu ülkelerde fizibilite çalışmaları sürüyor.
Yeni projeler için Londra’daki yatırıma yakın büyüklükte bütçeler öngörülüyor.
Finansman konusu da dikkat çekici. DEM Müzecilik, yurt dışı yatırımlarını öz kaynaklarıyla finanse ettiğini ve bu projelerde devlet teşviklerinden yararlanmadığını belirtiyor.
Türkiye’deki yatırımların büyüklüğüne baktığımızda ise Ayasofya Tarih Müzesi için yaklaşık 19 milyon avro, Efes Deneyim Müzesi için de yaklaşık 26 milyon avro harcandığını görüyoruz.
Timewalk için ExCeL London ile beş yıllık bir anlaşma yapılmış. Bu süre içinde yatırımın geri dönüşünü sağlayacak bir iş modeli oluşturulması hedefleniyor.
Gelir yalnızca bilet satışlarından beklenmiyor. Sponsorluklar, kurumsal iş birlikleri ve müzeye özel ürün satışları da gelir kaynakları arasında.

Londra’nın ilk uluslararası yatırım için seçilmesinin arkasında önemli bir ekonomik gerekçe de var.
DEM Müzecilik’in paylaştığı verilere göre Birleşik Krallık’ta deneyim ekonomisinin büyüklüğü 130 milyar sterlin. Sürükleyici deneyim olarak tanımlanan immersive deneyim pazarının büyüklüğü ise 98 milyar sterlin olarak ifade ediliyor. Bu pazarın 2030 yılında 350 milyar sterline ulaşabileceği öngörülüyor.
Timewalk’ın ön açılış döneminde 50 bin ziyaretçi ağırladığı belirtiliyor. İlk yıl için hedef 1 milyon ziyaretçi.
Şirketin daha uzun vadeli hedefi ise önümüzdeki beş yılda uluslararası projelerini 100 milyon kişiye tanıtmak.
Eda Bildiricioğlu da bu hedefi şöyle özetliyor:
“Londra, uluslararası yolculuğumuzun ilk adımıydı. Dünyadaki eşsiz medeniyetlerin, kültürlerin, tarihî mirasın içindeki hikâyeleri gün yüzüne çıkararak günümüze taşımaya ve bugünün insanlarıyla buluşturmaya talibiz.”

Timewalk’ta beni en çok etkileyen noktalardan biri, farklı uygarlıkların hikâyelerinin tek bir tarihsel yolculuk içinde buluşturulması oldu.
Anlatının önemli duraklarından biri Göbeklitepe. İnsanların ortak ritüeller ve inanç sistemleri etrafında bir araya gelmeye başladığı dönemin en çarpıcı örneklerinden biri olan Göbeklitepe, Anadolu’nun insanlık tarihine kazandırdığı en önemli kültürel miraslardan.
Buradan Babil’in şehirleşme ve bilgi sistemlerine, Antik Mısır’ın ölüm ve sonsuzluk anlayışına, Maya uygarlığının matematik ve astronomi bilgisine, Rapa Nui’nin Moai heykellerine uzanan bir anlatı kurulmuş.
Geleneksel bir müzede tarihî eserleri, kalıntıları ya da belgeleri görürsünüz. Timewalk’ta ise eserlerin kendilerinden çok, onların ait olduğu dünyaların atmosferiyle karşılaşıyorsunuz.
Duvarlar, zeminler, sesler ve görüntüler anlatının bir parçasına dönüşüyor. İzlediğiniz bir tarih belgeselinden farklı olarak kendinizi anlatının içinde hissediyorsunuz.
Elbette bu tür deneyim müzelerinde görsel etki kadar tarihsel doğruluk da önemli. Bu kadar güçlü teknolojilerle oluşturulan anlatının bilimsel temellere dayanması gerekiyor.
DEM Müzecilik bu nedenle projenin hazırlık sürecinde dört uzman danışmanla çalışmış.
Göbeklitepe bölümünde Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, Babil bölümünde University College London’dan Prof. Eleanor Robson, Rapa Nui ve Maya bölümlerinde gazeteci, yazar ve tarihçi Laurence Blair, Mısır bölümünde ise Dr. Edward Scrivens danışmanlık yapmış.

Timewalk’ta beni en çok etkileyen ayrıntılardan biri de seslendirmeler oldu. Bir uygarlıktan diğerine geçerken yalnızca görüntüler ve mekân değişmiyor; anlatıcının sesi de sizi o dönemin atmosferine taşıyor.
Türkçe anlatımları Selçuk Yöntem ve Devrim Yakut seslendirmiş. Özellikle seslerin görüntüler ve müzikle kurduğu uyum, bu tarih yolculuğunun etkisini artırıyor. İngilizce anlatımlarda ise David Schofield ve Olivia Williams’ın sesleri kullanılmış.
Üstelik müzede 25 dil seçeneği var. Çocuklar için de ayrı bir anlatım hazırlanmış. Ses kayıtlarının Hollywood stüdyolarında gerçekleştirilmiş olması da prodüksiyona verilen önemi gösteriyor.

Timewalk’ın teknik altyapısı da yatırımın ölçeğini gösteriyor.
Müzenin 2.500 metrekarelik deneyim alanında yaklaşık 200 projeksiyon sistemi, birbiriyle senkronize çalışan 90 medya sunucusu ve 100’den fazla aydınlatma ünitesi kullanılıyor.
Toplam 1,5 milyar piksellik görsel dünya, üç boyutlu ses teknolojisiyle destekleniyor. Görüntü, ses ve ışık sistemleri merkezi bir kontrol altyapısıyla yönetiliyor.
Projenin hazırlanması iki yılı aşkın sürmüş. Tarihçiler, senaristler, kreatif direktörler, mimarlar, 2D ve 3D sanatçılar ile teknoloji uzmanlarından oluşan 250 kişilik ekip görev almış.
Günlük 2.500 ziyaretçiye kadar hizmet verebilecek şekilde tasarlanan müzenin operasyon ekibi 30 kişiden oluşuyor. Çalışanların yüzde 30’u Türk, yüzde 70’i ise farklı ülkelerden.

Timewalk’ın resmî açılışında konuşan Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, geleneklerimizi ve tarihimizi korurken yeni teknolojilere açık olmamız gerektiğini belirterek Timewalk’ın bu iki yaklaşımı bir araya getirdiğine dikkat çekti. Ertaş önemli bir hatırlatma yapmayı da ihmal etmedi ve “Medeniyetleri, onların kalıntılarını ve eserlerini kendi orijinal yerlerinde görmek bambaşka bir hikâyedir” diyerek, Timewalk’ı ziyaret edenleri Göbeklitepe’yi Türkiye’deki orijinal yerinde görmeye ve Anadolu’nun diğer tarihî zenginliklerini keşfetmeye davet etti.
Ertaş’ın Türkiye’nin yaratıcı endüstrilerdeki yükselişine yaptığı vurgu da dikkat çekiciydi. Türkiye’nin son yıllarda içerik üretimi ve yaratıcı endüstrilerde güçlü bir oyuncuya dönüştüğünü belirterek Timewalk’ın Londra’da hayata geçirilmesini bu açıdan önemli bir mesaj olarak değerlendirdi.
DEM Müzecilik’in faaliyetleri yalnızca deneyim müzelerinin tasarımı ve içerik üretimiyle sınırlı değil.
Şirketin verdiği bilgilere göre Ayasofya ve Efes Deneyim Müzeleri ile Ayasofya ve Kariye Camii ziyaret alanlarının operasyonları kapsamında Türkiye’de yılda 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlanıyor.
Biletleme, ziyaretçi akışı, sıra yönetimi ve tarihî alanların operasyonları da şirketin faaliyetleri arasında.
Dolayısıyla DEM Müzecilik’in iş modeli kültürel içerik üretimini teknoloji, turizm ve ziyaretçi yönetimiyle bir araya getiriyor.
Londra’da gördüğüm Timewalk deneyiminin ardından bu modelin farklı ülkelerde nasıl karşılık bulacağını merak ediyorum. Yatırımın büyüklüğü kadar, yılda 1 milyon ziyaretçi hedefinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve Roma ile Tokyo gibi pazarlarda aynı modelin nasıl uygulanacağını da sanırım yakında göreceğiz.
19 Ekim 2026 - Göbeklitepe’yi Londra’dan dünya sahnesine taşıyan yatırım
18 Ekim 2026 - Pera Müzesi’nde 100 milyon Sterlinlik Sergi: Sanatın perde arkasındaki ekonomi
13 Ekim 2026 - Londra’da Hope’un altında genç sanatçılara umut yarışı
15 Eylül 2026 - Kaçkarlar dünya spor takvimine girdi, peki Ayder buna hazır mı?
10 Eylül 2026 - Berlin notları: Kadın basketbolu büyüyor, sigortacılık yapay zekâyla dönüşüyor