Netanyahu neden savaşmak zorunda?

6 Eylül 2026

Bu soruya cevap vermek için onun şahsından ziyade, onun arkasındaki asıl güce bakmalıyız . Trump bir Evanjelist olmasa bile, kendisine yönelik suikast girişiminden “Tanrı tarafından bu kutsal görevi tamamlaması için kurtarıldığına” inandırılmış bir figürdür. Washington koridorlarında, Beyaz Saray’da “Tanrı’nın planı işliyor” diye ağlayarak dua eden bürokratların varlığını da daha önce yazdım, Amerikanın orta doğuya yönelik  dış politikası maalesef  artık jeopolitik çıkarlarla değil, Mesih’in gelişini hızlandırmak isteyen radikal bir tarikatın dogmalarıyla şekilleniyor. 

Evanjelist teolojiye göre insanlık şu anda “pre-millenial” adı verilen, büyük bir kaos ve savaşın eşiğindeki dönemdedir. Bu inanca göre: 

• Ortadoğu’da yaşanacak ve milyonlarca insanın öleceği o Büyük Savaş (Armageddon) kaçınılmazdır.

• Savaşın galibi kehanet gereği İsrail olacak, ardından Hz. İsa yeryüzüne Mesih olarak dönecektir.

• Mesih’in gelişiyle dünyada İsrail kontrolünde 100 yıl sürecek bir barış dönemi başlayacaktır

Trump’ın meydanlarda sıkça tekrarladığı “Seçilirsem dünyaya barış getireceğim” vaadi sıradan bir diplomatik uzlaşı değil; tam olarak bu kıyamet savaşı sonrasındaki bin yıllık teokratik barışı kastetmektedir.

Bu Evanjelist yapının Türkiye hakkında perde arkasında etrafını sardıkları Netanyahu’ya anlattıkları şu: Kutsal gördükleri kehanetleri birebir siyasi bir rehber olarak kabul eden bu yapı, Türkiye’yi ve liderliğini kehanetlerde geçen, kıyametten önce İsrail’e saldıracağına inanılan “Magog” (Yecüc-Mecüc kavminin lideri) ile özdeşleştirmektedir. 

Bu kör inanca göre, Türkiye önce Suriye’yi işgal edecek, ardından İsrail’e yürüyecek ve bu durum Armageddon’un fitilini ateşleyecektir. İşte bu yüzden, Washington-Tel Aviv hattındaki evanjelist kutsal savaş koalisyonu, Türkiye’yi doğrudan bir tehdit ve çevrelemesi gereken bir düşman olarak kodlamıştır. 

ABD ve İsrail’in ortak hedefi, Türkiye’nin güney sınırlarında yapay bir devlet kurmaktır. Bu devlet, hem Türkiye’yi bölgede meşgul edip zayıflatacak hem de büyük savaş senaryosunda İsrail’in cephe hattını tahkim edecektir. 

Karşımızda rasyonel diplomatik hamlelerle, ekonomik girişimlerle veya ittifak anlaşmalarıyla durdurulabilecek normal bir israil yönetimi yok. Aksine, dünyayı bilinçli bir şekilde “Zamanın Sonu”na ve büyük bir kıyamet savaşına sürüklemek isteyen, gözü dönmüş bir Evanjelist-NeoCon koalisyonu var. Türkiye’nin bu tehlikeyi sadece siyasi değil, derin bir jeopolitik perspektifle okuması ve askeri-stratejik hazırlıklarını bu “akıl dışı” küresel kuşatmaya göre yapması hayati bir zorunluluktur.

(Vallahi ben bu gerçeği anlatmak için yıllarca neredeyse ömrümü tükettim. Son bir kez daha yazayım belki dikkate alan olur diye düşündüm. Bir daha konuya dönmeyeceğim ama her şeyi detaylı ve belgeleriyle anlattığım ‘Trump ve Dünyanın Sonu’ kitabım var.Merak eden ona bir göz atabilir.)

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.