Trump nasıl başkan seçildi diyenler için

24 Nisan 2026

Uzun yıllar önce New York’ta yaşadıklarımdan  bu yana, bunca başarıları, yeniliği olabilen bir ülke nasıl olup da gündelik yaşamında bu halde olabilir diye düşünüp dururum.

O gün  sabah NASA’nın Mars’tan merkeze aldığı fotoğrafları görmüştüm New York Times’da. Haberde ayrıca Mars’tan toprak örnekleri de alındığı ve bunlar merkeze getirilince detaylı analizlerinin yapılacağı da yazıyordu.

Yine o gün öğle saatlerine doğru yeni gösterilmeye başlanan ve hakkında çok konuşulan bir porno filmini izlemek için Times Square’e gittim. Bu iki olay arasında neden sonuç bağlantısı (illiyet bağı) yok sadece gerçeği olduğu gibi yazmak istedim

***

Asıl konumdan sapmak istemem ama filmin çok orijinal bir konusu ve senaryosu olduğu etrafta yazılıyor ve konuşuluyordu. Doğrusu bir porno filminde orijinal nasıl olunmuştu bunu merak etmiştim. İzledikten sonra hakkında yazılanların gerçekten de doğru olduğunu ve porno filmin gerçekten de çok yenilikler içerdiğini düşünmüştüm.

Bunu bir başka gün veya belki de ‘Cinselliğin Dekadan Tarihi’ adlı yeni kitabımda yazarım ama bugün beni asıl ilgilendiren konu sinemadan çıkar çıkmaz biraz yağmur yağıyor olması ve kimsenin cep telefonunun bu yüzden çekmemesi. Evet, bizde ahmak ıslatan diye adlandırılan türde biraz yağmur yağdığı için cep telefonları devreden çıkabilmişti. 

***

Mars’tan toprak numuneleri getirten ve yüzeyin fotoğrafları çekmiş bir ülkede bunların  nasıl  aynı zamanda olabildiğini o gün anlayamamıştım. Bugün hala daha anlamıyorum. Cep telefon şirketlerinin her bir tanesinin geliri Türkiye milli geliri kadar olabilen ve Mars’a gidip üzerinde deneyler yapabilme teknolojine de sahip bir ülkede bunun olması mümkün olmamalıydı.

***

Meseleyi tam çözememiştim ama bu inanılmaz çelişkinin hayatın her alanında var olduğunu biliyorum Amerika’da.

Örneğin ABD çok iyi doktorlar yetiştiren ve tıpta yenikleri bulup en fazla geliştiren ülkedir ama aynı zamanda sıradan bir insanın acil servise gittiğinde onun hastane nedeniyle ölüme en yakın olacağı ülke de Amerika’dır bence.

Kalp krizi geçirdiği şüphesiyle acil servine gelen bir hastayı hızla doktora teslim etmek yerine onun sigortası ile ilgili bir çok soru sorarlar ve bir çok belgeyi de doldurmasını isterler.

Eğer hasta ölmeden o aşamayı geçerse bile iyi doktorları ve yeni teknolojileri görebilmesi mümkün değildir.

***

Toplumun durumunu iyi anlayın diye şunu da örnek olarak eklemeliyim.

Uzayda bir araç yörüngesinde bozulduğunda Amerika onu tamir etmek için teknisyenleri uzaya rahatlıkla yollayabilir ama aynı Amerika’da evinizde televizyon veya fırın bozulsa o uzay aracı tamir edilip dünyaya dönünceye kadar bir tamirci usta bulmak mümkün olmayabilir.

***

Sanki sıradan vatandaşlarından öç almak isteyen bir düzen kurulmuş gibidir orada. Sanki haberlerde duydukları gelişmeleri  yenilikleri sıradan insanların hayatlarında hiç gömemeleri, bunlardan hiç faydalanmamaları üzerine kurulmuş bir düzen var gibidir Amerika’da. 

Sanki kurulu düzen sıradan insanlardan öç almak için planlı çalışıyor gibidir.

Bu yüzden sıradan insanlar sağlık hizmetlerinden arzu ettikleri  gibi yararlanamazlar.

Reçete ile verilen ilaca ulaşabildikleri takdirde onu da alabilmeleri, eğer evlerini satmazlarsa mümkün olmayabilir. Aynı ilaç Kanada’da 10 dolar iken ABD’de bin dolar olabilir.

Gündelik rutin yaşamı iyileştirmemeye kararlı olunduğundan olsa gerek altyapı yatırımı yapılmaz ülkede.

Bu yüzden üstünden geçmekte olduğunuz köprü durup dururken çökebilir veya düz yol birden göçebilir, Los Angeles’teki yangını hatırlayın, aydaki üssünde bir yangın çıktığında bunu dünyadan göndereceği ekiple söndürecek teknolojiye  sahip olduğu halde şehirdeki yangını söndürecek imkanlar yoktu orada

***

Bu durum nedeniyle zaten aşırı çalışmaktan, hayatın zorlukları ile boğuşmaktan yorgun düşmüş insanlar devamlı bir korkuyla da  yaşamaktadır Amerika’da.

Ülkelerinde var olduğunu haberlerden bildikleri imkanlara hiç sahip olmayacaklarını artık öğrenmiş olduklarından bir gün ‘ya muhtaç duruma düşersem’  düşüncesinin verdiği korkudur o. 

Ben Seattle’da bir gün yola koyduğu  karton kutunun içinde elindeki The Wall Street Journal’ı okuyan bir evsiz görmüştüm. onun korkuları  sonunda ne yazık ki gerçek olmuştu.

***

Aşırı çalışmanın verdiği yorgunluğa bir de  bu hayattan korku eklenince ancak orada uzun süre zor koşullar altında yaşadığınız takdirde görebileceğiniz yeni bir insan türü oluşmuştur Amerika’da

Uzun yıllar önce Empire State binasına gitmiştim. Bineceğim asansörde içerideki insanlar sessiz ve hareketsiz beklemekteydiler. Ben içeri girince çıkacağım katı basınca asansör hareket etti. İnsanlar sadece bunu başarmış olduğumdan olsa gerek benim doğma büyüme  New York’ lu olup olmadığımı bile sordulardı.

Bir süre sonra bir alışveriş için gittiğim mağazada kasa bölümünde büyük bir kalabalık olduğunu gördüm. Kasadaki kız hiçbir ödemeyi alamıyordu çünkü kasası çalışmıyordu. Bunun kasanın fişinin prize takılı olmamasından dolayı olabileceği kimsenin aklına gelmediğinden orada sadece durup şikayet edebiliyorlardı.

***

Düşünün bütün bunları ben güya en ileri şehir olan New York’ta yaşadım. Siz ülkenin geri kalanında olabilecekleri düşünebiliyor musunuz?

İşte bu nedenle bu durumdaki bir ülkede Trump’ın başkan olabilmesi katiyen sürpriz değildir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.