“Orda bir köy var uzakta” demek kolay. Asıl mesele, o köyü yeniden üretimin, umudun ve bir arada yaşamanın merkezi haline getirebilmek.
Pilot köy olarak belirlenen Sazak Köyü, Eskişehir’in Mihalıççık bölgesinde yer alıyor. 14 Şubat 2026’da Odunpazarı’nda düzenlenen “Halk’a Sazak Yol Haritası Toplantısı”, bir temenni buluşması değil; karar ve uygulama toplantısı olarak kurgulanmış. 14 Şubat Cumartesi, sevgili Elif Boyner’in davetlisi olarak Eskişehir’de “Halk’a’nın Yol Haritası” toplantısına katıldım… İyi ki de katıldım.
Biraz Halk’a’dan bahsedeyim… ( https://halka.com/ )
Halk’a; kendisini “öze, toprağa ve birliğe dönüş hareketi” olarak tanımlayan, Anadolu’nun kırsal bölgelerinde köylerin kültür mirasını, üretim modellerini, coğrafi özelliklerini ve kadim bilgisini temel alan bütüncül bir dönüşüm girişimi. Temel amacı; Anadolu köylerinde üretimi yeniden canlandırmak, imece kültürünü güçlendirmek, kadim bilgi ile bugünün imkânlarını buluşturmak ve yöreye uygun sürdürülebilir modeller geliştirerek köyleri yeniden yaşanabilir kılmak diye özetlenebilir. Bu yaklaşım, nesiller arasında kopmakta olan bağı onarmayı, şehirden köye dönmeyi ve üretimi merkeze alan yeni bir köy modeli inşa etmeyi hedefliyor.
Halk’a, köyü romantize eden bir hareket değil; üretimi, dayanışmayı ve yerel kalkınmayı esas alan bir yaşam modeli öneriyor. Gençlerin köyde kalabildiği, toprağın değer gördüğü ve geleceğin birlikte inşa edildiği bir yapı kurma iddiası taşıyor.Ç
Tablo yakın gelecek için çok vahim.
Hepimizin bildiği gibi bir zamanlar kendine yeten bir ülkeydik. Bugün pirinci, mercimeği, domatesi ve daha birçok gıdayı, eti başka ülkelerden alır hale geldik. Tarım ve hayvancılık ülkesi dediğimiz coğrafyamızda, çiftçimiz üretmekten vazgeçiyor; köylerimiz boşalıyor.
Peki neden?
Bir de algı meselesi var… “Köy” ve “köylü” denildiğinde oluşan o haksız, küçümseyici algı. Oysa köy; üretimin, gıdanın, suyun, toprağın, yaşamın kaynağı. Köy olmazsa şehir olmayacağı gibi ülke de olmaz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü Milletin Efendisidir” sözü tam da bu gerçeğe işaret ediyor. Bu cümle bir övgüden ibaret değil, aslında Cumhuriyet’in kalkınma vizyonunun ta kendisi. Nüfusunun büyük çoğunluğu köylerde yaşayan bir ülkenin güçlü olabilmesi için üretmesi, toprağına sahip çıkması ve kendi kendine yetmesi gerektiğini biliyordu. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın sürdürülemeyeceğini öngörüyordu. Bugün geldiğimiz noktada bu sözün ne kadar stratejik bir bakış açısı içerdiğini daha net görüyoruz.
İşte “Halk’a” tam da bu noktada devreye giriyor.
Pilot köy olarak belirlenen Sazak Köyü, Eskişehir’in Mihalıççık bölgesinde yer alıyor. 14 Şubat 2026’da Odunpazarı’nda düzenlenen “Halk’a Sazak Yol Haritası Toplantısı”, bir temenni buluşması değil; karar ve uygulama toplantısı olarak kurgulanmış.
Toplantının amacı; Sazak Köyü’nü yalnızca fiziksel olarak değil, üretim, yönetim, kooperatifçilik, yapı dönüşümü, kültür ve sosyal yaşam eksenlerinde birlikte dönüştürmek. Ve en önemlisi, kararları köy halkıyla birlikte almak.
Gün boyunca yapılan oturumlarda önce köylerin mevcut durumu masaya yatırıldı: altyapı sorunları, sosyal yapıdaki kırılmalar, üretim eksiklikleri konuşuldu. Köy halkının temel sorunları belirlendi. Ardından bölgesel potansiyeller, kooperatifçilik örnekleri ve hayata geçmiş projeler konuşuldu.
Tarım ve üretim oturumunda; üretim eksikliği, pazara erişim zorlukları, dijital tarım uygulamaları, çiftçi danışmanlığı, ata tohumunun önemi ve sistem yaklaşımı ele alındı. “Köy deyince ilk akla gelen tarım” konusunda ortak bir ilerleme kılavuzu ve vizyon çerçevesi oluşturuldu.
Gelecek senaryoları bölümünde ise sadece “ne olmak istiyoruz?” değil, “ne olmak istemiyoruz?” sorusu soruldu. Kültürel mirasın nesiller arası aktarımı, birlikte yapma kültürü ve topluluk bilinci üzerine ortak bir vizyon metni ortaya kondu: “Sazak nasıl bir yer olabilir?”
Günün son bölümünde ise artık fikir değil, adımlar konuşuldu. Kooperatif üretimleri (bazlama, keçe topu, süt ürünleri), köy okulunun yeniden işlevlendirilmesi, zanaat ve üretim odaklı eğitim modeli, köy yaşamını destekleyen yeni bir yerleşim planı gibi başlıklar açık şekilde duyuruldu. Mesaj netti: Hareket başladı.
Tüm oturumlara birbirinden değerli isimler katıldı ve kendi deneyimlerini, önerilerini paylaşarak sunumlar yaptılar; böylece hem saha bilgisini hem de uygulama deneyimlerini toplantıya taşınmış oldu.
Yol haritası toplantısının temel çıktısı ise;
Sazak’ta uygulanabilir, ölçülebilir ve çoğaltılabilir bir model oluşturmak. Başarılı olursa, benzer ihtiyaçları olan diğer köyler için bir yol haritası ve referans çerçevesi ortaya koymak.
Özetle Halk’a; toprağı, emeği ve birliği merkeze alan bir kalkınma anlayışı ile köyü yalnızca geçmişin hatırası olarak değil, geleceğin üretim ve dayanışma merkezi olarak konumlandırıyor.
Bu süreçte herkesi bir araya getiren ve bu anlamlı yolculuğun başlangıcını mümkün kılan Elif Boyner’in vizyonu ve kararlılığı, hepimiz için ilham kaynağı oldu, olmaya devam edecek.
“Orda bir köy var uzakta” demek kolay.
Asıl mesele, o köyü yeniden üretimin, umudun ve bir arada yaşamanın merkezi haline getirebilmek. Bu toplantı, sadece sözde değil, fiilen başlayan bir hareketin ilk adımı; köyün ve köylünün kendi geleceğini birlikte inşa etme kararlılığının somut göstergesi.
17 Şubat 2026 - Orda bir köy var uzakta…
10 Şubat 2026 - Cumartesi İstiklal
Feza Turunçoğlu Kimdir?
Feza Turunçoğlu, Türkiye’de marka, pazarlama ve reklam sektöründe uzun yıllarını geçirmiş deneyimli bir profesyoneldir. Marka yaratma, spor pazarlaması, marka yönetimi ve iletişim konularında derin bilgi birikimine sahiptir.
Reklam ajanslarında yönetim ekibinde çalışmış, yürütme kurullarında yer almış, ülke için önemli birçok markanın büyüme süreçlerine katkıda bulunan ekipleri yönetmiştir.
Feza Turunçoğlu’nun kariyeri boyunca edindiği deneyimler ve sektördeki bilgisi, markaların stratejik iletişimini yönetme yeteneği ve kriz dönemlerinde markaların nasıl yönetilmesi gerektiğine dair görüşleri sektörde önemli bir referans niteliği taşır.
Bu dönemde; finanstan otomotive, gıdadan içecek markalarına, kamu projelerinden kişisel bakıma Türkiye’nin en önemli ve büyük bütçeli markaları ile çalışma, stratejilerinde söz sahibi olma ve değer yaratma şansı yakalamıştır.
Daha sonra Türkiye’nin bilinirliği ülke dışına da taşan ve ülkenin en değerli markalarından biri olan Vestel’de 10 sene boyunca Vestel Pazarlama iletişimi ve Perakende Pazarlama Liderliği yaparak; pazarlama iletişimi ve sponsorlukların yanı sıra, markanın stratejisi ve bütçe yönetiminde de söz sahibi oldu.
Vestel döneminde en sevdiği işlerinden biri “Biz Voleybol Ülkesiyiz” stratejisinin oluşturulması ve hayata geçişinde üstlendiği rolü oldu. ‘Biz Voleybol Ülkesiyiz’ iletişimi ile marka, hem tüketicinin gönlünü kazanırken hem de sayısız ödül kazandı.
Türkiye’de ‘Spor Pazarlaması’ denince, akla ilk gelen isimlerden.
Feza kendisini; reklam, pazarlama ve iletişim stratejisi alanlarında 30 yıllık deneyimi ile “ marka danışmanı” olarak tanımlıyor.
Vestel sonrası, bağımsız marka danışmanı olarak farklı projelerde ‘sevdiği ve inandığı’ markalara katkı sağlamaya keyifle devam ediyor.
Ve halen en çok voleybol izlemeyi seviyor.