Önce Instagram’da bir Rus kadının paylaşımında dinledim bu şarkıyı…
İtalya’da Como gölünün görüntüleri üzerine yüklemişti…
Adı “Come Vorrei…”
Çok iyi bildiğim bir şarkı…
Ta 1981’de dinlemiştim ilk defa.
Ricci e Poveri adlı bir İtalyan topluluğu söylüyordu.

12 Eylül’ün karanlık günlerini aydınlatan şarkılardan biriydi.
Sokağa çıkma yasaklarının olduğu, karartılmış gece ve gündüzlerimizin şarkısıydı.
İşlerimizi kaybetme korkusu ile yaşadığımız günlerdi.
Müzik bizi kurtaran şeylerden biriydi.
Video kasetlerde ilk müzik klipleri başlamıştı.
Korsan video filmler bizi dünyaya bağlayan en sevdiğimiz teknolojiydi.
“Come Vorrei”, “Nasıl da isterdim” diye bitmekte olan bir ilişkiyi anlatıyordu.
Neşeli melodisine rağmen aslında oldukça melankolik bir ayrılık ve özlem şarkısıydı.
1980’lerin İtalyan popunda en romantik eserlerden biri kabul edilir.
Nakaratı şöyleydi:
“Nasıl da isterdim sevgilim,
beni benim seni sevdiğim gibi sevmeni.
Bu hüzünlü akşamın sensiz geçmemesini.
Gidip giden bu aşkın,
güneşte eriyen kar gibi yok olmamasını…”
Ece Ayhan, Cemal Süreya, Sezai Karakoç okuduğumuz yıllardı.
Aslında genç snop edamızın dudak büküp, ti’ye alacağı sözlerdi bunlar.
Yine de seviyorduk.
Gizli gizli seviyorduk Akdeniz şarkısının bu arabesk hüznünü…
Siyasetin yasaklanmasıyla aylak kalan zihnim, çok düşünüyordu o günlerde bu şarkıları sevmem üzerine…
İnkar edemediğim bir yanımdı bu Akdeniz arabeski benim.
Çözemediğim bir muamma, bir çelişkiydi.
Şarkının sözleri hüzünlü, ama müziği neşeliydi.
Darbenin korkusu, baskısı, özgürlüklerimizi elimizden almıştı ama, 1970 “Devrimcilerinin” bağnaz kasaba ve mahalle baskısı kalktığı için, zihnimizin bir yanı da özgürleşmişti.
Bir yanımız hüzünlüydü ve korkaktı, ama bir yanımız da çok cüretkardı; neşelenmek, eğlenmek istiyordu.
İçgüdüsel biçimde hissediyorduk bizi ancak bu çelişkili, ikiye bölünmüş ruh halimizin hayatta tutacağına.
Aklımızda hapise giren efsane devrimcilerin sözleri vardı.
“Hapse girdiğinde ilk vazifen hayatta kalmaktır…”
Aradan 45 yıl geçti.
Kader beni bugün yine bu şarkıyla hesaplaşma haline getirdi.
Nisan ayında Jamel isimli bir DJ “Come Vorrei’yi” yeniden mikslemiş.
Büyük ölçüde yapay zeka katkısı da var.
Ritm daha da neşelenmiş.
Şu sıralar Instagram’da binlerce kişi sevdikleri görüntülerin üstüne bu şarkıyı yüklüyor.
Şarkı, hüzün ve neşeyi öylesine harika bir terkip haline getirmiş ki…
“Şu kapkaranlık günlerde ihtiyacımız olan şey işte bu” diyorsunuz kendi kendinize…
Günde en az üç kere dinliyorum.
Öyle tahmin ediyorum ki, bu yaz boyunca deniz kenarında akşam üzeri ilk içkilerimi hep bu şarkıyla açacağım.
Tabii geriye şu soru kalıyor…
45 yıl sonra şarkı niye yeniden hayatıma bu kadar güçlü ve umut verici bir kurtarıcı olarak girdi.
45 yıl sonra bu şarkıyı niye bu kadar sevdim tekrar…
Biri 12 Eylül…
Öteki bugün…
Benzerliği ille de tarihle sembolleştirmek alışkanlığınız varsa, üzerine istediğiniz tarihi koyun.
Mesela 19 Mart deyin…
Veya ne bileyim öylesine başka bir tarih…
Hatta tarih koymaya da gerek yok…
Sadece “ruh halimizin benzerliği” deyin, yeter.
Neyse derin meselelere girmeden noktalayayım.
Bu şarkı bu yaz benim “Yaz şarkım…”
Dinlerseniz belki siz de benimle aynı görüşü paylaşabilirsiniz…
Şimdi biraz daldan dala gideyim.

Önümde inanılmaz bir rakam duruyor.
İnanamayacağım ama, kaynağı New York Times’ın spor sitesi “Athletic..”
Tartışmasız dünyanın en iyi spor haber sitesi.
Barcelona’nın genç oyuncusu Lamine Yamal 13 Temmuz günü 18 yaşına giriyor.
O gün takımı ile ilk ciddi ve profesyonel sözleşmesini imzalayacak.
Kulüple şu an varolan sözleşmesinde inanılmaz bir madde var.
Serbest kalması için ödenmesi gereken para 1 milyar Euro.
Yani 1.2 milyar dolar…
Buna “Piyasa değeri” veya “Takas değeri” deniyor.
Yani onu transfer etmek isteyen takımın ödemesi gereken para.
Peki 13 Temmuz’dan sonra yapılacak sözleşmede Barcelona ona ne kadar para verecek?
Kulüp Başkanı Laporta “O çok özel bir oyuncu” diyor ve sözünü şöyle tamamlıyor:
“Dolayısıyla onunla çok özel bir sözleşme yapılacak…”

Şu an dünyanın yükselen sporlarından biri Formula 1 yarışları.
Geçen sezon ve bu sezonun yükselen pilotu Kimi Antonelli…
Dün akşam üzeri, Hamilton, Werstappen gibi devler arasında Monaco Grand Prix’sinin sıralama turlarını da birinci bitirdi.
Bugün yarışa birinci sırada başlayacak.
O da 19 yaşında.
26 Ağustos’ta 20 yaşına girecek.
Daha ikinci sezonu ama geçen yılki geliri 12.5 milyon dolara ulaştı.

Şu an NBA basket liginin piyasa değeri en yüksek genç oyuncusu Victor Wembanyama…
Onun takas değerini bilmiyorum.
Ama gelecek yıl sözleşmesinin, yani ona verilecek paranın 350 milyon doları aşacağı söyleniyor.
Bugün dünyada spor alanında çok genç ve yepyeni bin nesil vardiyaya geçiyor.
Piyasa değerleri çok yüksek.
Ve hepsi de spora ve eğlenceye yepyeni bir enerji getiriyorlar.
Hepsinin insani duyarlılıkları çok yüksek.
Lamine Yamal, Barcelona’nın şampiyonluk töreninde otobüsün üzerine bir Filistin bayrağı ile çıkıyor.
Wembanyama, çevre kirliliği üzerine çok hassas.
Turnelerdeki uzun uçak yolculuklarında “Bıraktıkları karbon ayak izi yüzünden suçluluk duygusu çektiğini” sık sık dile getiriyor.
Kimi Antonelli’nin örnek aldığı pilot Ayrton Senna “Hayatın anlamı” ve “İnsan sorumluluğu” konusunda felsefi derinliği olan bir sporcuydu.
Brezilya’nın yoksul çocuklarına yaptığı gizli yardımlarla biliniyordu.
Yani Kimi Antonelli de böyle bir çocuk olarak yarışıyor.
Bunları görünce benim münafık beynim kendi kendine soruyor.
Bugün dünyayı “70 plus” siyasetçiler yönetiyor.
Çoğu da otoriter.
Peki mesela bir Trump’ın “Piyasa değeri” nedir?
Mesela bir devlet onu çok beğense ve transfer etmek istese ne öder?
Öyle bir değeri olduğunu sanmıyorum.
Ama dünyaya ve insanlığa verdiği zararın bedeli nedir diye sorarsanız, parayla ölçülemeyecek bir insani meblağ çıkar ortaya.
Diyeceğim…
Artık dünyanın kaderine de işte bu çocukların duyarlılıklarını taşıyan yeni nesil genç siyasetçilerin gelme zamanı geldi.
Artık hepsi 18 yaşlarına ulaştılar ve insanı “Birer İnsani Toplum sözleşmesi” yapma zamanlarıdır.
21’inci Yüzyılın popülist yaşlılarının bırakacağı karbon gibi kapkara ayak ve pençe izlerini ancak onlar temizleyebilir.
7 Haziran 2026 - 45 yıllık ‘Keşke’ şarkısı nasıl benim bu yaz şarkım oldu?
6 Haziran 2026 - Yılın açılışında ‘Coctail chic’ kıyafetimle neler gördüm?
5 Haziran 2026 - Tunus’tan gelen haber bana 2002/728 nolu belgeyi hatırlattı
4 Haziran 2026 - Ünlü yazar, Bay Donald’a ‘Hırsız Başkomutan’ dedi, ‘Bay Kemal’ için yazsa ne derdi?
2 Haziran 2026 - Son ankette öyle bir rakam vardı ki, dün KK’yı Meclis’te hezimete uğrattı