Ne yazık ki olamayan sohbetler

8 Haziran 2026

Sigmund Freud 1856 yılında doğup 1939 yılında öldü. Düşünce hayatını tamamen onun teorisi üzerine kurup, psikanalizde devrim yaratan Jacques Lacan ise 1901 ile 1981 arasında yaşadı.

Yani 38 yıl bounca görüşüp konuşma imkanları vardı.

Hatta Lacan Paris’te toplanan bir Kongre’de meşhur ‘ayna evresini’ anlatacağı gün Freud da aynı kongreye katılmak için şehirdeydi.

Buna rağmen iki dahi yine de görüşüp konuşamadılar.

***

Çünkü Freud o gün biraz rahatsızmış ve Kongre’ye gitmek yerine otel odasında dinlenmiş. Böylece eğer konuşabilseydiler ortaya hayli ilginç fikirler çıkacağına emin olduğum görüşme ne yazık ki gerçekleşmedi.ondan sonra da bir buluşma fırsatı daha olmadı zaten.

***

Bence bu kaçırılmış bir fırsattı.

Buna benzer bir diğer kaçırılmış fırsat 18 mayıs 1922 tarihinde yine Paris’te yaşandı. Paris ikinci dünya savaşı sonuna kadar dünyanın sanat ve kültür  başkentiydi ve ünlü isimlerin şehirde buluşmaları tesadüf değildi.(Yaratıcı düşüncenin evriminde Paris’in önemini ‘Kütüphanemdeki Sesler kitabımda ayrıntılı inceledim)

***

O gece  Paris’teki Majestic otelde yemekli davette izleyiciler İgor Stravinsky’e ait  bir bale gösterisini izleyeceklerdi. 

James Joyce, Marcel Proust, Pablo Picasso, Diaghilev ve Stravinsky aynı salondaydılar.

Salonda herkes aynı yemek masasında oturan James Joyce ile Proust’un arasındaki sohbetin nasıl geçeceğini merak ediyordu.salon dedikodusu bunun üzerineydi.

***

Onları tanıştıran kişi aralarında bir sohbet başlatmak için ilk önce Joyce’a siz ‘Kayıp Zamanın İzinde’yi okumuşsunuzdur değil mi’ diye sordu.Joyce buna sadece ‘Hayır’ dedi ve tamamen sustu. 

Bu defa da Proust’a  ‘Siz Ulysses’i okudunuz mu’ diye sorulunca o da sadece ‘Hayır’ der ve masada oun süren bir sessizlik yaşanır. İki büyük yazarın merakla beklenilen sohbeti sadece bunden ibaret olmuştu maalesef.

Nasıl ki Lacan ile Freud buluşup konuşsalardı büyük ihtimalle teorinin yönü değişecektiyse, Proust ile Joyce  da konuşsalardı kim bilir ne düşünceler çıkacaktı ortaya diye hayıflanıyor insan. 

***

Bu arada Joyce ile birlikte modernin edebiyatta tanımını yapan Gertrude Stein 1930’larda Paris’teki evinde sürekli davetler verip evindeki henüz daha ünlenmemiş koleksiyonundaki Picasso, Cezanne, Matisse gibi büyük   ustaların resimlerini sergileyip onları dünyaya tanıtıyordu. 

Aynı dönemde şehirde bulunan James Joyce ise bu davetlerden bir tanesine bile ne yazık ki katılmadı ve olabilecek büyük bir edebi diyalog (veya kavga) da hiç yapılmadı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.