İsrailli yetkililer, ABD ile İran arasında varılan mutabakatı “şok edici” olarak nitelendirerek bunun, Tel Aviv yönetiminin beklentilerinin aksi yönünde bir gelişme olduğunu belirtti. İsrail medyası ve muhalefeti Netanyahu'ya çok sert eleştiriler yöneltiyor. Netanyahu ise savunmada: "İran rejimini yıkacağız demedik."
Amerika ile İran’ın bir “mutabakat zaptı” imzalayıp ateşkesi 60 gün uzatması ve savaşı tamamen sona erdirmek için diplomasiye yönelmesi, savaşın bir başka tarafı olan İsrail’de önemli iç sarsıntılara neden oldu. Medya, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu ağır bir dille eleştirirken muhalefet de Netanyahu’ya sert biçimde yüklendi. İsrail medyasına göre ülke yönetimi bu anlaşmadan ötürü “şok içinde.” Binyamin Netanyahu ise dün gazetecilerin karşısına çıktı ve kendini savundu.
İsrail’in Kanal 13 televizyonunun haberine göre, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakat İsrail’de şaşkınlıkla karşılandı.
İsmi açıklanmayan İsrailli yetkililer, anlaşmanın Tel Aviv’i zor durumda bıraktığını ifade ederek, gelişmeyi “İsrail’in otobüsün altına atılması” şeklinde değerlendirdi.
Haberde görüşlerine yer verilen üst düzey bir İsrailli yetkili, ABD ile İran arasındaki mutabakatı “İsrail açısından şok edici” sözleriyle nitelendirerek İsrail’in uzun süredir ABD-İran müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanacağını öngördüğünü kaydetti.
Kanal 13 ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında, 14 Haziran’da Lübnan’daki İsrail askeri varlığının ele alındığı gergin bir telefon görüşmesi yapıldığını ileri sürdü.
Habere göre görüşmede, İran ile üzerinde uzlaşı sağlanan anlaşmanın bazı maddeleri de gündeme geldi. İsrailli bir yetkili, İsrail ordusunun Lübnan’dan çekilmeyeceğini ancak bundan sonraki her askeri faaliyetin yeniden değerlendirileceğini söyledi.
Kanal 13, üst düzey bir ABD’li yetkilinin de anlaşmanın İsrail’in Lübnan’ın güneyinden çekilmesini içermediğini ve Tel Aviv’in “kendini savunma hakkını” koruyacağını ifade ettiğini aktardı.
Öte yandan Kanal 15 televizyonu, İsrail Güvenlik Kabinesi’nde bazı bakanların Başbakan Netanyahu’dan Lübnan’daki operasyonların sürdürülmesini ve daha fazla bölgenin kontrol altına alınmasını talep ettiğini bildirdi.
Habere göre Netanyahu, kabine toplantısında yaptığı değerlendirmede, temel hedeflerinin “en yoğun baskılar altında dahi hareket serbestisini korumak” olduğunu belirterek, “Hem Beyrut’ta hem de Tahran’da dokunulmazlık olacak.” ifadesini kullandı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise toplantıda, ordunun sınır hattına çekilmeyeceğini ve askerlerin riske atılamayacağını söyledi.
Kanal 15’in haberine göre, bazı kabine üyeleri toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump’ı “petrol ve para karşısında taviz vermekle” eleştirdi.
Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki anlaşmanın ayrıntılarını bilmediğini belirtmiş, buna karşın Lübnan’da kontrol altında tuttukları bölgelerde kalma yönündeki tutumlarını sürdüreceklerini ifade etmişti.
ABD, İran ve Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen temaslar sonucunda taraflar, İran’a yönelik çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı üzerinde uzlaşıya varıldığını duyurmuştu.
ABD Başkanı Trump, ülkesinin İran ile anlaşmayı imzaladığını ve Hürmüz Boğazı’nın cuma gününden itibaren tamamen açık olacağını açıklamış, Tahran yönetimi ise mutabakat zaptının cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanacağını bildirmişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD-İran mutabakatının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladığı ilk açıklamasında, kendisinin İsrail Başbakanı olduğu sürece İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ileri sürdü.
ABD-İran mutabakatının ardından İsrail’in hiçbir hedefine ulaşamadığı yönündeki eleştirilere cevap veren Netanyahu, İran’a ABD ile birlikte saldırılar düzenlediklerini, bilim adamlarını ve liderlerini öldürdüklerini, nükleer ve füze üretim tesislerini vurduklarını, ekonomik ve askeri olarak çok büyük zarar verdiklerini savunarak İran’ın nükleer silah tehdidinden kurtulduklarını öne sürdü.
Netanyahu, “Saldırılar başladığında amacın İran rejimin oluşturduğu tehdidin ortadan kaldırmak olduğunu söylediniz ama onlar hala iktidarda. Nerede hata yaptınız?” sorusuna “Hiç hata yapmadım.” diye cevap vererek Tahran yönetiminin devrilmesini savaş hedefi olarak belirlemediğini iddia etti.
İran’dan gelen “nükleer tehdit” ve “füze tehdidi”ni ortadan kaldırdıklarını ileri süren Netanyahu, İran halkının yönetimi devirmesini için gerekli koşulları sağlamaya çalıştıklarını savundu.
Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile birçok konuda hemfikir olduklarını, bazen fikir ayrılığına düştüklerini savunarak, “ABD’nin söylediklerini tamamen görmezden gelebileceğimiz doğru değil.” ifadesini kullandı.
ABD-İran mutabakatına ilişkin “Anlaşmanın ne olacağını hala bilmiyoruz.” diyen Netanyahu, anlaşmanın ABD tarafından yapıldığını, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılacağına ve İran’ın nükleer programının ortadan kaldırılacağına inandığını söyledi.
Netanyahu, ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini, İran’ın talebine rağmen kendisinin ısrarıyla bunun gerçekleşmediğini savunarak, “Bence Amerikalı dostlarımız bu kararlılığı ve sertliği saygıyla karşılıyorlar.” iddiasında bulundu.
Lübnan’da “hareket özgürlüklerini korumak istediklerini” belirten Netanyahu, herhangi bir tehdit durumunda saldırılara devam edeceklerini söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkede bu yıl yapılacak seçimlerde tekrar aday olacağını da kaydetti.