Bir saniye durun ve şunu düşünün.
71 yaşında bir adam.
Hamit Sarı.
Emekli olması gereken yaşta, bir inşaat iskelesinde.
6 metre yükseklikte.
Niye?
Çalışmak zorunda da ondan.
Kütahya. Bölücek Mahallesi.
Makara devriliyor. İskele çöküyor.
Dört işçi, boşluğa düşüyor.
Süleyman Türkoğlu, 58.
Abdullah Kaya, 60.
Hamit Sarı, 71.
Ve Mustafa Olgun, 46.
O hâlâ hastanede.
Üçü öldü.
Yaşlarına bir daha bakın: 58, 60, 71.
Bu yaşlarda insanlar torununa bakar. Bahçeyle uğraşır. Dinlenir.
Bizimkiler iskeledeydi.
Çünkü bu ülkede emeklilik bir hayal. Çünkü yoksulluk insanı 71 yaşında bile inşaata sürüyor.
Buna “iş kazası” diyorlar.
Kaza mı?
Haberdeki iş güvenliği uzmanları ne diyor biliyor musunuz? Bu ölümlerin büyük kısmı önlenebilirdi.
Önlenebilirdi.
Yani önlem alınmadı.
Yani bu bi kaza değil.
Şimdi üç kişi tutuklandı. İnşaat firması sahibi. Taşeron. Şantiye şefi.
İyi. Ama Hamit Sarı geri gelmeyecek.
58, 60, 71…

Tam da ruhumuzun daraldığı, güzel haberlere hasret kaldığımız şu günlerde, insanın içini ferahlatan bi haber geldi.
Ömür Kurt’u yıllardır tanıyorum. Hürriyet’ten arkadaşım.
Bazı insanlar vardır ya…
Yüzüne bakınca bile “Bu insanın kalbi temiz” dersin. İşte Ömür o. Vicdanlı. Dürüst. Merhametli. İyi insan.
Şimdilerde de hayatının en tatlı döneminde… İkiz kız babası olmanın telaşı içinde. Uykusuz ama çok mutlu.
Tam da böyle bi dönemde hepimizi gururlandıran bi haber geldi. Ömür’ün yazdığı ‘Kitap Tamircisi’, Pekin Kitap Fuarı’nda Türkiye’yi temsil ediyor.
Üstelik dünya çocuk edebiyatından sadece 8 kitabın seçildiği İpek Yolu Edebiyat Serisi’nde…
İşin en güzel tarafı da şu:
Hiç planlanmış bir şey değil.
Tamamen tesadüf.
Serinin başkanı Prof. Li Lifang, Bologna Kitap Fuarı’nda kitabın İngilizce özetine rastlıyor. Merak ediyor. Tamamını istiyor. Sonra uzun bir akademik değerlendirme süreci başlıyor.
Ve sonunda…
‘Kitap Tamircisi’, seçilen 8 kitaptan biri oluyor.
İspanya, Hollanda, Slovenya, Singapur, Tayland, Malezya, Güney Afrika…
Ve Türkiye.

Bu listede, Türkçemizi temsil eden kitaplardan biri de Ömür’ünki.
Romanın kahramanı Muhsin Dede, Kitap Hastalıkları Hastanesi’nden emekli bir kitap tamircisi. Tamir ettiği eski bir kitabın sayfaları arasında öyle bir yolculuğa çıkıyor ki…
Sadece kitapların değil… Doğanın… Şehirlerin… İnsanların da iyileşebileceğine inanmaya başlıyor.
Ne güzel fikir değil mi?
Galiba bugünlerde hepimizin en çok ihtiyacı olan şey tam da bu:
İyileşeceğimize inanmak…
Umutlu olmak.
Çok sevindim.
Çok gururlandım.
Yolun açık olsun Ömürcüm.
‘Kitap Tamircisi’ umarım daha çok dile çevrilir, daha pek çok çocuğun ve yetişkinin kalbine dokunur.
Bazen bir kitabın tamir ettiği şey sadece sayfalar olmuyor çünkü.