MetroPOLL’ün tatil araştırmasının sonuçları şaşırtıcı değil. Araştırmaya göre bu yaz tatile gitmeyi planlayanların oranı yüzde 24,4. Katılımcıların yüzde 47,3’ü tatile çıkamayacağını söylüyor. Asgari ücretle geçinenlerde tatil planlayanların oranı yüzde 10’da kalıyor.
Araştırmada dört kişilik bir ailenin 1–4 Ağustos tarihleri arasındaki üç gecelik ulaşım ve konaklama maliyeti hesaplandı. Buna göre uçak ve konaklama dâhil tatilin maliyeti Şarm El-Şeyh’te (Mısır) yaklaşık 83 bin lira, Bodrum’da ise ortalama 387 bin lira olarak belirlendi. Geçen haftaki yazımda, ekonomik sıkışma nedeniyle dışarıda yeme-içme alışkanlıklarımızı değiştirmek durumunda kalmamızın sosyal hayatımızı nasıl daralttığını ele almıştım. Aynı tablonun bir başka yüzü de tatil: MetroPOLL’ün Mayıs 2026 tarihli “Türkiye’nin Nabzı” araştırmasına göre bu yaz tatil planlayabilenlerin oranı yalnızca %24,4. Yani, dört kişiden üçü tatil planı yapmıyor.
Son haftalarda “Yurt dışında tatil Türkiye’den daha ucuz” başlıklı çok sayıda haber yayımlandı. Oksijen Gazetesi, bu tartışmayı somutlaştırmak amacıyla Akdeniz çevresindeki 25 tatil bölgesinde bulunan 847 otelin fiyatlarını karşılaştırdı. Araştırmada dört kişilik bir ailenin 1–4 Ağustos tarihleri arasındaki üç gecelik ulaşım ve konaklama maliyeti hesaplandı. Buna göre uçak ve konaklama dâhil tatilin maliyeti Şarm El-Şeyh’te (Mısır) yaklaşık 83 bin lira, Bodrum’da ise ortalama 387 bin lira olarak belirlendi.
Bu rakamları ihtiyatla değerlendirmek gerekiyor. Bodrum Otelciler Derneği, birkaç çok pahalı otelin ortalamayı yukarı çektiğini, medyan fiyatın daha gerçekçi bir gösterge olacağını belirtiyor. Yine Oksijen Gazetesinin haberine göre, Derneğin aynı rezervasyon platformu üzerinden yaptığı hesaplamada medyan fiyat yaklaşık 246 bin lira, diğer platformlardaki 54 otel üzerinden yaptığı hesaplamada ise yalnızca konaklama için yaklaşık 71 bin lira olarak belirlendi.
Yurtdışında tatilin daha ucuz olduğu iddialarının yanı sıra, Türkiye’de yer alan otellere yurtdışından rezervasyon yapılması halinde daha düşük bir ücret ödendiğinin altı çiziliyor. Bu zaten bilinen ve son yıllarda da oldukça tartışılan bir uygulama.
Sosyal medyada yayılan örneklerden birinde, İngiltere’de yaşayan bir kişi Antalya Belek’teki bir otelde konaklamak için hem İngiltere hem de Türkiye üzerinden fiyat araştırması yapıyor. Paylaşılan görüntülere göre iki kişi için yedi gecelik, uçak bileti ve havaalanı transferi dahil İngiltere çıkışlı paketin maliyeti yaklaşık 208 bin lirayken, Türkiye’den rezervasyon yapıldığında yalnızca konaklama için talep edilen fiyat 252–265 bin lira arasında değişiyor.
Tabii ki fiyat farkını “yabancı turiste indirim, yerli turiste zam” kadar basit bir denklemle açıklamak mümkün değil. Aynı otelin farklı ülkelerde ve satış kanallarında farklı fiyatlarla sunulması turizm sektöründe sıklıkla karşılaşılan bir uygulama. Yabancı tur operatörleri sezon başlamadan büyük oda kontenjanları satın alabiliyor, doluluk garantisi verebiliyor ve uçak bileti, transfer ile konaklamayı tek paket içinde birleştirebiliyor. Oteller de yabancı pazarlara döviz geliri ve önceden güvence altına alınan doluluk karşılığında daha düşük fiyat verebiliyor.
Ancak makul bir ekonomik açıklamanın bulunması, uygulamanın yarattığı adaletsizlik hissini ortadan kaldırmıyor. Türkiye’de yaşayan bir kişinin kendi ülkesindeki bir otel için, yurt dışından gelen kişiden daha fazla ödeme yapıyor olması doğal olarak tepki çekiyor.
Oksijen Gazetesi, Bodrum Otelciler Derneği ve son olarak sosyal medyada yapılan paylaşımda yer alan fiyatlar ülke genelindeki farklı tatil opsiyonlarını değerlendirerek hesaplanmadığı için, ortaya somut bir “ortalama tatil fiyatı” koyduklarını öne sürmek mümkün değil. Yine de bu üç farklı hesap dört kişilik bir ailenin çok lüks olmayan bir otelde üç gece yapacağı tatil için yaklaşık bir fiyat belirlememizi sağlıyor: 222 bin lira. Peki tatile bu bütçeyi ayırabilmek için ayda ne kadar kazanmak gerekiyor?
Ankara’da yaşayan ve iki çocuğu bulunan bir ailenin bütçesi üzerinden düşünelim. TÜRK-İŞ’in Haziran 2026 araştırmasına göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken aylık miktar 116 bin 478 lira. Bunun ortalama bir yaşam standardını değil, temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için gereken asgari sınırı gösterdiğini vurgulamak gerekiyor.
İki çocuğun yıllık ücreti çocuk başına yaklaşık 700 bin lira olan bir özel okulda okuduğunu varsaydığımızda, eğitimin aylık karşılığı yaklaşık 117 bin liraya ulaşıyor. 222 bin liralık tatil bedelini bir yıl içinde biriktirebilmek için ise her ay ayrıca 18 bin 500 lira ayrılması gerekiyor.
Bu durumda ailenin temel ihtiyaçlarını karşılaması, iki çocuğun okul ücretini ödemesi ve yalnızca üç gecelik bir tatil için bir yıl boyunca tasarruf edebilmesi için aylık net hane gelirinin en az 252 bin lira olması gerekiyor. Bu hesapta okul servisi gibi temel harcamalardan bazıları, tiyatro gibi kültürel etkinlikler için yapılacak harcama ya da beklenmeyen harcamalar için herhangi bir ek bütçe de yer almıyor. Dolayısıyla tatilin borçlanmadan ve ciddi bir bütçe baskısı yaratmadan yapılabilmesi için gelirin 250 bin liranın da üzerine çıkması gerekiyor.
Üstelik bu hesap Ankara’nın asgari geçim koşullarını göz önünde bulunduruyor; İstanbul’da barınma başta olmak üzere giderlerin daha yüksek olduğu düşünüldüğünde tablo daha da ağırlaşıyor.
Tatile ayrılması gereken bütçe göz önünde bulundurulduğunda, MetroPOLL’ün araştırmasının sonuçları şaşırtıcı değil. Araştırmaya göre bu yaz tatile gitmeyi planlayanların oranı yüzde 24,4. Katılımcıların yüzde 47,3’ü tatile çıkamayacağını söylüyor. Asgari ücretle geçinenlerde tatil planlayanların oranı yüzde 10’da kalıyor.
Tatil için aylık gelirinin tamamından fazlasını harcamak zorunda kalacağını söyleyenlerin oranı 2022’de yüzde 16,3 iken 2026’da yüzde 38,5’e yükselmiş. Tatil yapabilenlerin yüzde 54’ü masrafların bütçesini aştığını; yüzde 17’si tatil bütçesini düşürdüğünü, yüzde 15’i tatil süresini kısalttığını ve yüzde 13’ü daha uygun fiyatlı konaklama seçeneklerine yöneldiğini belirtiyor.
Yalnızca üç günlük tatilin bir aylık geliri aşması, dinlenmenin hane bütçesindeki olağan bir harcama olmaktan çıkıp ancak yeterli gelire sahip olanların erişebildiği bir ayrıcalığa dönüşmesi anlamına geliyor.
Anlaşılan o ki çoğu kişi için tatil planı önümüzdeki yaza kalıyor. Peki otel yerine ev kiralamak ya da “Airbnb” benzeri platformlara başvurmak masrafları düşürebilir mi? Tam da tatil planları tartışılırken Danıştay uzun zamandır süre gelen Airbnb’de kullanılan evlerden elde edilen kazancın vergilendirilmesine ilişkin tartışmaya son noktayı koydu. Haftaya bu konuyu ele alacağım.