Bodrum’un Kadınları: “Yarın Neredeyiz Kızlar?”

3 Eylül 2026

Bodrum’a gelmeyeli uzun zaman olmuştu.

İlk gelişlerimden birini hâlâ hatırlıyorum. Gazeteciliğe yeni başladığım yıllardı. Eczacıbaşı’nın bir toplantısı için gelmiştik. Otelden asansörle aşağı iniyor, neredeyse doğrudan denize çıkıyordunuz. Karşınızda masmavi Ege, begonviller, beyaz evler…

“Dünyada bundan güzel yer olabilir mi?” diye düşünmüştüm.

Sonra yıllar geçti.

Bodrum büyüdü. Kalabalıklaştı. Trafiği, gürültüsü, fiyatları konuşulur oldu. Her yaz aynı haberler: “Şu kadar liraya lahmacun”, “Bu kadar liraya şezlong”, “Bir akşam yemeğinin hesabı dudak uçuklattı.”

Benim de ayağım giderek kesildi.

Geçenlerde yeniden gelince Bodrum’un bugüne kadar yeterince dikkat etmediğim başka bir hazinesini keşfettim:

Bodrum’un kadınlarını.

“Yarın Neredeyiz Kızlar?”

Bir süre aralarında bulununca fark ediyorsunuz.

Telefonlar susmuyor.

“Bu akşam neredeyiz?”

“Kim geliyor?”

“Yarın ne yapıyoruz?”

Ve en sevdiğim:

“Yarın neredeyiz kızlar?”

Bu cümlede Bodrum’un kadınlarına özgü bir hayat enerjisi var.

Yaş kaç olursa olsun yeni bir günün, yeni bir sofranın, yeni bir serginin, yeni bir koyun, yeni bir sohbetin peşindeler.

Birinin teknesi varsa denize çıkılıyor. Birinin evinde yemek varsa herkes bir şey getiriyor. Yeni bir sergi açılmışsa gidiliyor. Bir arkadaşın restoranı varsa destekleniyor. Birinin morali bozuksa yanında olunuyor.

Ama onları yalnızca eğlenen, gezen, güzel sofralarda buluşan kadınlar olarak anlatırsam büyük haksızlık etmiş olurum.

Çünkü beni asıl etkileyen, ne kadar çalışkan ve üretken oldukları.

Bodrum’un Görünmeyen Ekonomisi

Aralarında yıllarını mesleğine vermiş mimarlar var.

Modacılar, tasarımcılar, yönetmenler, yapımcılar, teknoloji dünyasında çalışan kadınlar…

Ressamlar, galericiler, sanat mekânları yönetenler, seramikçiler, yaratıcı endüstrilerde kendi markasını kurmuş girişimciler…

Turizmciler, otelciler, aşçılar, restoran sahipleri, gastronomi profesyonelleri…

Toprağa dönüp zeytin yetiştirenler, zeytinyağı üretenler, yerel ürünlerin peşinden koşanlar…

Kimileri mesleklerinde gerçekten duayen.

İstanbul’da, Londra’da, Paris’te, New York’ta yıllarca çalışmış; dünyayı görmüş, başarı kazanmış, sonra bilgisini ve deneyimini Bodrum’a taşımış kadınlar var.

Kimileri ise tam tersine burada sıfırdan başlamış.

Bir atölye açmış.

Bir restoran kurmuş.

Bir galeri yaratmış.

Bir markayı ayağa kaldırmış.

Bir evi, eski bir yapıyı, küçük bir bahçeyi bambaşka bir dünyaya çevirmiş.

Sabah erkenden işinin başında, öğleden sonra başka bir projenin peşinde, akşam arkadaşlarıyla sofrada…

Sonra ertesi sabah yeniden çalışıyor.

Bodrum’un dışarıdan görünen ekonomisi oteller, marinalar, tekneler, beach club’lar ve pahalı restoranlar olabilir.

Ama biraz içeri girdiğinizde başka bir Bodrum görüyorsunuz:

Kadınların kurduğu, yönettiği, tasarladığı, pişirdiği, ürettiği bir Bodrum.

Kendi İsimleriyle Varlar

Bir başka özellikleri daha dikkatimi çekti.

Bu kadınların önemli bir bölümü kendilerini artık yalnızca birilerinin eşi, annesi, kızı ya da hayat arkadaşı olarak tarif etmiyor.

Kendi isimleri var.

Kendi meslekleri.

Kendi başarıları.

Kendi hikâyeleri.

Ve çoğunun hayatında birkaç ayrı dönem var.

Çocuk büyütmüşler, kariyer yapmışlar, şehir değiştirmişler, boşanmışlar, yeniden evlenmişler, iş kurmuşlar, iş batırmışlar, yeniden başlamışlar.

Hayat onları hırpalamış da olabilir.

Ama hâlâ merak ediyorlar.

Hâlâ üretiyorlar.

Hâlâ âşık olabiliyor, yeni dostluklar kurabiliyor, yeni projelerin peşinden koşabiliyorlar.

Ve en güzeli, gülmeyi unutmuyorlar.

Kadın Kadının Rakibi Değil

Beni etkileyen başka bir şey de aralarındaki dayanışma oldu.

Elbette her toplulukta olduğu gibi burada da kıskançlıklar, kırgınlıklar, küçük çekişmeler vardır. İnsan olan yerde bunlar kaçınılmaz.

Ama genel olarak birbirlerini yukarı çekiyorlar.

Birinin sergisi varsa gidiliyor.

Birinin yeni işi varsa duyuruluyor.

Bir restoran açılmışsa masa kuruluyor.

Birinin başı sıkışmışsa telefonlar çalışmaya başlıyor.

“Ben ne yapabilirim?” diye soruluyor.

Belki de kadın dayanışmasının en gerçek hali budur.

Büyük manifestolar değil.

Gündelik hayatın içindeki küçük ama sürekli destekler.

Bir telefon.

Bir masa.

Bir bağlantı.

Bir tavsiye.

Bazen sadece yanında olmak.

Yaşamayı Ertelemiyorlar

Bodrum’un kadınlarında beni en fazla etkileyen şeylerden biri de bu oldu.

Hayatı sürekli geleceğe ertelemiyorlar.

“Şu iş bitsin…”

“Çocuklar büyüsün…”

“Emekli olayım…”

“Biraz daha para biriktireyim…”

“Sonra yaşarım…”

Hayır.

Çalışıyorlar ama yaşıyorlar da.

Üretiyorlar ama eğleniyorlar da.

Çocuklarıyla, eşleriyle, sevgilileriyle, arkadaşlarıyla hayatın içindeler.

Belki yaş ilerledikçe insanın öğrendiği en önemli derslerden biri bu:

Hayat prova değil.

Bugün kaçırdığınız sofranın, dostluğun, denizin, kahkahanın aynısı yarın gelmeyebilir.

Bodrum’u Kadınlar Taşıyor

O yüzden artık “Yarın neredeyiz kızlar?” cümlesini duyduğumda gülümsüyorum.

Çünkü ilk bakışta yalnızca eğlence çağrısı gibi geliyor.

Oysa bazen yarın bir serginin açılışındalar.

Bazen bir mimari projede.

Bazen bir restoranın mutfağında.

Bazen zeytin hasadında.

Bazen bir sosyal sorumluluk projesinde.

Bazen de arkadaşlarından birinin zor gününde yanında.

Sonra işleri bitiyor.

Sofraya oturuyorlar.

Yiyorlar, içiyorlar, konuşuyorlar.

Gülüyorlar.

Dans ediyorlar.

Birbirleriyle dalga geçiyorlar.

Ve ertesi sabah yeniden işlerinin başına dönüyorlar.

Belki Bodrum’un kadınlarını özel yapan tam da bu:

Hayatı yalnızca çalışarak tüketmiyorlar; yalnızca eğlenerek de geçirmiyorlar. Üretiyor, paylaşıyor, birbirlerini destekliyor ve yaşamayı ihmal etmiyorlar.

Bodrum’un zenginliği sadece koylarında, begonvillerinde, teknelerinde, marinalarında ya da milyonluk villalarında değil.

Asıl zenginliklerinden biri; dünyanın farklı yerlerinden gelip burada buluşmuş, mesleklerinde iz bırakmış, kendi ayakları üzerinde duran, hâlâ merak eden, hâlâ çalışan, hâlâ üreten ve hâlâ kahkaha atabilen kadınlarında.

Ben yıllarca Bodrum’un denizine, koylarına, beyaz evlerine baktım.

Meğer eksik bakmışım.

Bodrum’un yalnızca güzel koyları yokmuş. Çok güçlü kadınları da varmış.

Ve şimdi tek bir soru kaldı:

Yarın neredeyiz kızlar?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.