Hafta sonunda Kaçkarlar'da dünyanın en ünlü patika koşusu organizasyonu olan UTMB'nin yarışı vardı. Yarışa dünyanın dört bir yanından sporcular katıldı, koşu parkuru zaten bir doğa harikası. Ama etrafta Ayder'i, yerelliği anlatan tek bir hediyelik ürün bile yoktu.
Kaçkarlar’dan dönerken aklımda yalnızca koştuğum 4 kilometrelik parkur ve kendi yaş kategorimde aldığım üçüncülük yoktu. İki gün boyunca Ayder’de gördüğüm tablo bana sporun artık yalnızca spor olmadığını bir kez daha gösterdi. İşin içinde turizm var, bölgesel kalkınma var, markalar var, kadın sporcular var ve giderek büyüyen bir spor ekonomisi var.
Dünyanın dört bir yanından sporcular Rize’ye, Ayder Yaylası’na gelmişti. Kimi 20, kimi 50, kimi de 100 kilometre boyunca Kaçkar Dağları’nın gerçekten çok zorlu parkurlarında koştu. Çünkü Kaçkarlar artık dünyanın en önemli patika koşusu organizasyonlarından UTMB World Series’in bir parçası.
Kaçkar by UTMB, Türkiye’nin ilk ve tek UTMB World Series yarışı. Geçen yıl Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın girişimiyle başlayan ve beş yıllık bir anlaşmayla uluslararası yarış takvimine giren organizasyon bu yıl ikinci kez yapıldı.
Sonuç listesine bakmak bile organizasyonun ulaştığı noktayı anlatmaya yetiyor. Almanya’dan Avustralya’ya, İspanya’dan Ukrayna’ya, İran’dan Güney Afrika’ya kadar dünyanın farklı ülkelerinden sporcular Kaçkarlar’daydı.
100 kilometrelik en zorlu parkurun erkekler birincisi Dmitry Mityaev oldu. 10 saat 31 dakika 57 saniyede finişe ulaştı. Kadınlarda ise Alman Joanna Tallmann 15 saat 13 dakika 50 saniyeyle birinciliği aldı.
Ve hemen arkasında bir Türk kadın sporcu vardı.
Beyza Güzel.
HOKA Türkiye’nin desteklediği Beyza, 100 kilometrelik parkuru 15 saat 18 dakika 44 saniyede tamamlayarak kadınlarda ikinci oldu. Birincilikle arasında sadece 4 dakika 54 saniye vardı.
Üstelik Türk kadın sporcuların başarısı Beyza ile sınırlı değildi. 50K’da Tuğçe Karakaya 5 saat 54 dakika 10 saniyelik derecesiyle birinci, Fatma Taş üçüncü oldu. 20K’da ise Tuğba Akın üçüncülüğü aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden elit sporcuların yarıştığı bir organizasyonda Türk kadınları üç ayrı mesafede kürsüdeydi.
Bence üzerinde durulması gereken taraflardan biri de bu.

Zorlu Kaçkarlar parkurunda; Kadınlar 100K’da 2’inci olmayı başararak göğsümüzü kabartan Beyza Güzel’e Hoka Türkiye sponsor oldu.
Bizi Kaçkarlar’a davet eden, yarışın sponsorlarından HOKA’nın Türkiye distribütörü Sportive oldu. Sportive’in başında ise uzun yıllardır spor perakendesinin içinde olan bir kadın yönetici, Zeynep Selgur var.
Sportive’in ortaklık yapısı da Türkiye’de spor perakendesinin geldiği noktayı göstermesi açısından ilginç. Şirket bugün yüzde 50 İş Girişim Sermayesi, yüzde 50 Fiba Perakende ortaklığında. HOKA ve Arena gibi uluslararası markaların Türkiye distribütörlüğünü yapıyor ve spor perakendeciliğinin önemli oyuncularından biri.
Spor markalarının yarışlara sponsor olması, sporcuları desteklemesi elbette yeni değil. Ama Kaçkarlar’da bunun somut bir sonucunu görmek benim için önemliydi. HOKA Türkiye’nin desteklediği Beyza Güzel, geçen yıl 20K’da birinci olduğu Kaçkarlar’a bu kez 100K koşmak için geldi. Dünyanın farklı ülkelerinden elit sporcuların yer aldığı parkuru 15 saat 18 dakika 44 saniyede tamamladı ve kadınlarda ikinci oldu. Üstelik birincilikle arasında yalnızca 4 dakika 54 saniye vardı.
Kadın sporcuların daha görünür olması için yalnızca kazandıkları gün alkışlanmaya değil, o kürsüye çıkana kadar desteklenmeye ihtiyaçları var. Bu nedenle şirketlerin kadın sporculara yaptığı yatırımı önemsiyorum. Sportive gibi sporun tam merkezinde faaliyet gösteren bir şirketin yönetiminde Zeynep Selgur gibi bir kadın yöneticinin bulunmasını ve HOKA Türkiye’nin Beyza Güzel gibi kadın sporcuları desteklemesini de bu açıdan değerli buluyorum.

Bir uluslararası yarış için yüzlerce insanı dünyanın farklı noktalarından Rize’ye getirebiliyorsanız, aslında çok önemli bir turizm işini de başarmışsınız demektir.
Ayder ve Kaçkarlar zaten Türkiye’nin en güçlü doğa destinasyonlarından biri. Böyle bir organizasyon ise bölgeyi belki hayatında Türkiye’ye gelmeyi düşünmemiş sporcularla ve onların aileleriyle buluşturuyor.
Düşünsenize; insanlar kilometrelerce uzaktan geliyor, uçak bileti alıyor, otelde kalıyor, yemek yiyor, alışveriş yapıyor ve birkaç gününü bölgede geçiriyor. Sonra ülkelerine dönüp Kaçkarlar’ı anlatıyorlar.
Bundan daha güçlü bir destinasyon tanıtımı bulmak kolay değil.
Ancak tam da bu nedenle bazı eksikleri konuşmak gerekiyor.
Ayder’de bulunduğumuz süre içinde temiz ve düzgün bir tuvalet bulmakta zorlandık. Konaklama tarafında karşılaştığımız bazı örnekler de açık söylemek gerekirse böyle önemli bir turizm destinasyonundan beklediğim standardın altındaydı.
Bir başka eksiklik de alışveriş tarafındaydı. Dünyanın farklı ülkelerinden insanları Ayder’e getiriyorsanız, o insanların buradan yanlarında bir şey götürmek isteyeceğini de düşünmek gerekiyor. Ben açıkçası almak isteyeceğim, Kaçkarlar’a ya da Karadeniz’in kültürüne ve dokusuna özgü, iyi tasarlanmış, kaliteli tek bir hediyelik eşya bulamadım. Karşılaştığım ürünler büyük ölçüde birbirinin benzeri, sıradan ve tasarım açısından zayıftı.

Oysa burada ciddi bir fırsat var. Bölgenin dokusunu, el sanatlarını, hikâyelerini, bitkilerini, yaylalarını, hatta Kaçkarlar’ın artık uluslararası bir spor destinasyonu haline gelmesini çağdaş tasarımla buluşturan ürünler yaratılabilir. İyi tasarlanmış tekstilden seramiğe, yerel gıda ürünlerinden küçük tasarım objelerine kadar uzanan bir dünya kurulabilir. Turisti bölgeye getirmek kadar, onun bölgede nitelikli biçimde harcama yapmasını sağlayabilmek de turizm ekonomisinin bir parçası.
Bunu Ayder’i kötülemek için yazmıyorum. Tam tersine, sahip olduğu olağanüstü potansiyel nedeniyle yazıyorum.
Çünkü doğa zaten üzerine düşeni fazlasıyla yapmış.
Kaçkarlar’ı, yaylaları, dereleri, ormanları yeniden yaratmanız gerekmiyor. Ama dünya çapında bir destinasyon olmak yalnızca güzel bir manzaraya sahip olmakla mümkün değil. Temiz bir tuvaletten iyi bir yatağa, kahvaltının kalitesinden hizmet anlayışına, çevre düzeninden yönlendirmeye kadar ziyaretçinin karşılaştığı her şey o destinasyonun parçası.
Ve bir şey daha: Dönerken çantasına Ayder’i hatırlatacak ne koyabiliyor?
Ben sonuncusuna cevap bulamadım.
Üstelik artık gelen ziyaretçi yalnızca yerli turist değil. Kaçkarlar’a koşmaya gelen bir sporcu buradaki deneyimini Alpler’le, Dolomitler’le ya da dünyanın koştuğu başka dağ destinasyonlarıyla karşılaştırıyor.

İşte çıta artık orası.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın öncülüğünde böyle önemli bir uluslararası organizasyonu Türkiye’ye getirmek çok değerli. Bundan sonraki aşamada yerel yönetimlerin, turizmcilerin, bölge insanının ve ilgili bakanlıkların birlikte çalışarak destinasyonun hizmet standardını da yarışın uluslararası standardına taşıması gerekiyor.
Çünkü Kaçkarlar dünya spor takvimine girmeyi başardı.
Türk sporcular, özellikle de kadın sporcular, o uluslararası yarışın kürsüsüne çıkmayı da başardı.
Özel sektör bu alana yatırım yapıyor.
Şimdi geriye bir soru kalıyor:
Dünyayı Kaçkarlar’a getirmeyi başardığımıza göre, Ayder’i de dünyanın beklediği standartlara taşımaya hazır mıyız?
15 Eylül 2026 - Kaçkarlar dünya spor takvimine girdi, peki Ayder buna hazır mı?
10 Eylül 2026 - Berlin notları: Kadın basketbolu büyüyor, sigortacılık yapay zekâyla dönüşüyor
5 Eylül 2026 - İzmir’de olağanüstü bir Nazım Hikmet Sergisi var, kaçırmayın
23 Haziran 2026 - İki saatten 15 dakikaya: Temizlik dünyası neden yeniden tasarlanıyor?