Batırma Hikâyelerimizi Önce Kendimize Anlatmak Lazım

İş hayatımız boyunca onlarca, yüzlerce kez başarı hikâyelerinin anlatıldığı etkinliklere katılıyor, çoğu zaman aynı konuşmacıları dinliyoruz. Acaba daha çok başarısızlık hikâyesi dinlesek daha hızlı yol alır mıyız? Neden başarısızlık hikâyelerimizi anlatmak konusunda bu kadar cimriyiz?

12 Ekim 2026
İzmir Fuckup Nights etkinliği, artık hatalardan öğrenen, korkularıyla yüzleşen ve yeniden başlama cesareti gösteren insanların oluşturduğu küresel bir topluluğa dönüşmüş durumda.

Geçen hafta İzmir’de güzel bir kalabalıkla batırma hikâyelerimizi paylaşmak için toplandık. Ailecek atladık arabaya, İzmir’e gittik. Hem dostlarla hem de yeğenimle buluşma fırsatım oldu hem de yepyeni insanlarla tanıştım.

Üç farklı alandan gelen konuşmacı, batırma hikâyelerini anlattı. Elbette araya biraz da reklam aldık; işimizi, geçmişimizi ve daha önemlisi batırma hikâyemizi 15-20 dakikaya sığdırmaya çalıştık. Batırma hikâyeleri, en sevmediklerimiz, kendimize bile anlatmakta zorlandıklarımız.

Katılımcıların çoğu iş hayatında belirli bir kariyer yapmış insanlardı. İş çıkışında üşenmeden bizi dinlemeye gelmişlerdi. Arkadaşlarıyla ya da aileleriyle vakit geçirmek yerine iş dünyasından, girişimcilik dünyasından gelen isimlerin başarı hikâyelerini değil, batırma hikâyelerini dinlemeyi tercih etmişlerdi. Her yerde gördükleri, okudukları, konferanslarda dinledikleri başarı öykülerinin yerine bu kez “Neyi batırdım?” sorusunun peşindeydiler.

İzmir Fuckup Nights’ın ikincisiydi ve beklediğimin üzerinde, çok güzel bir kalabalık vardı. Genwise’dan arkadaşlarımın da katılımcılar arasında olması çok hoştu. Bu etkinlik, artık hatalardan öğrenen, korkularıyla yüzleşen ve yeniden başlama cesareti gösteren insanların oluşturduğu küresel bir topluluğa dönüşmüş durumda.

Başarısızlık ve batırma kavramlarını yeniden tanımlamak bize fayda sağlar mı?

Toplantı sonrasında otele dönerken aklımda bazı sorular dolaşıyordu. İş hayatımız boyunca onlarca, yüzlerce kez başarı hikâyelerinin anlatıldığı etkinliklere katılıyor, çoğu zaman aynı konuşmacıları dinliyoruz. Acaba daha çok başarısızlık hikâyesi dinlesek daha hızlı yol alır mıyız? Neden başarısızlık hikâyelerimizi anlatmak konusunda bu kadar cimriyiz? Yoksa hiç başarısızlık yaşamadığımıza kendimizi de herkes gibi inandırıyor muyuz?

Başarısızlıklarımızı neredeyse başarı hikâyesi gibi anlatma konusunda kurumsal hayatta bir kas geliştirdik de başarısızlık hikâyesi anlatmayı mı unuttuk? Başarısızlık ve batırma kavramlarını yeniden tanımlamak, üzerine biraz daha düşünmek bize fayda sağlar mı?

Aman hata yapmayalım, aman başarısızlıktan uzak duralım, hata yapmamak için risk almayalım… Bu düşünceler yıllarca elimizi kolumuzu bağlamadı mı? Kendi kararlarımızı almak yerine bir başkasının bizim için karar vermesi işimize gelmedi mi?

Başkalarının aldığı kararların sonuçları kötü olduğunda, başarısızlık yaşandığında bundan daha az etkileniyoruz. Nasıl olsa benim aldığım bir karar değildi, diyebiliyoruz. Oysa karar almadan, risk almadan neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlamamız mümkün değil.

Başarısızlıklar bizim kararlarımızın ve denemelerimizin sonucu olmadığında anlatacak hikâyelerimiz de olmuyor. Başkalarının kararları üzerinden yaşanan başarısızlıklar bizi aynı ölçüde etkilemiyor. Bir süre sonra unutuyor ya da üzerini kapatıp geçiyoruz.

Oysa başarısızlıklarımızı ve hatalarımızı anlatmanın en önemli nedenlerinden biri, kendimiz için bir kayıt tutmak, dersimizi çıkarmak ve öğrendiklerimizi başkalarıyla paylaşarak onların yolunu biraz daha kolaylaştırmak. Belki de böylece önümüzdeki mayınları temizleyebiliriz.

Kariyerlerimiz, hayatlarımız; hepsi bize özel ve tek. Ama hepimizin işinde, evinde, hayatında ve sağlığında istemediği olumsuzluklar yaşanıyor. En başarılı veya başarısız kariyerlere, işlere sahip olmak da bunu değiştirmiyor.

Özellikle meraklı, yenilik peşinde koşan, yeni şeyler denemek isteyen insanlar için bu riskler daha da büyüyor. Yeni bir işe ya da ülkeye adım atmak isteyenlerin hata yapma ihtimali de artıyor. Başarısızlıklarımız olacak, hatta olmalı. Onlarla büyüyecek, öğrenecek ve değişeceğiz.

Anlatacak onlarca, yüzlerce başarısızlık hikâyemiz var. Bu başarısızlıklardan çıkardığımız derslerle iş hayatımızda ve özel hayatımızda daha iyi sonuçlar alırız. Farklı ülkelerde, farklı koşullarda ve farklı işlerde çalışmış biri için bu deneyimler büyük birer öğretmen.

Kültürler, coğrafyalar ve çalışma biçimleri insana çok şey öğretiyor. Ama aynı zamanda hata yapmaya da açık bir alan yaratıyor. Denemeden, bekleyerek işin size gelmesini sağlayamazsınız. Cesaretle düşünüp karar vermeniz, harekete geçmeniz gerekiyor. Ve evet, bazen hata yapmanız da…

Bazen yeni bir işe girmek başarısızlık olacak, bazen iyi bir işten çıkmanız. Bazen girişimci olma kararınız, bazen de girişimcilikten kurumsala geçişiniz. Hepsi olacak, hepsi yaşanacak.

Hata yapmaya, öğrenmeye ve anlatmaya devam

Kendinizi çok kötü hissedecek, uykularınızı kaçıracak, bunu nasıl anlatacağınızı düşüneceksiniz. “Ben bu hatayı nasıl yaptım?” diye duvarlara bakacaksınız.

Mesele, ne yaptığınızı anlamak, hatanızla yüzleşmek, dersinizi çıkarmak ve aynı hatayı tekrarlamamak üzere yola devam etmek.

Hata yapmaya, öğrenmeye ve anlatmaya devam.

Düştükçe, battıkça size el uzatacak arkadaşlarınız varsa ne anlatmaktan ne de düşmekten korkun.

 

Tuğrul Ağırbaş Kimdir?

30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.

Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.

İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.

Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.

Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.

İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.

Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.

2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.

Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.