Çinli yetkililer, yaklaşımı mevcut gelir vergisi yükümlülüklerinin açıklığa kavuşturulması olarak sunuyor. Çin’de vergi bakımından yerleşik kişilerin yurt dışındaki gelirlerinin de vergilendirilmesi zaten kanunda yer alıyor.
Çin’de yerleşik kişinin malvarlığı aktardığı tröstün faiz, temettü ve varlık satış kazançları gibi gelirleri, kendisine dağıtılmasa bile yıllık olarak onun adına vergilendiriliyor. Uygulanan oran yine yüzde 20. Daha önce vergilendirilmiş gelir fiilen dağıtıldığında ise aynı gelir üzerinden yeniden vergi alınmıyor. Dolayısıyla geliri tröst içinde biriktirmek, bu kapsamdaki vergiyi erteleme imkânı sağlamıyor. Çin’de bazı zenginler bugünlerde vergi borçlarını nasıl ödeyeceklerini hesaplıyor. Reuters’ın 16 Ekim tarihli haberine göre, yurt dışındaki tröstlere yönelik vergi takibi nedeniyle hisse satanlar, kredi kullananlar ve bu yapıları tasfiye edenler var. Gündemdeki tarih 22 Ekim. Peki, çok varlıklı kişileri bile nakit arayışına yönelten bu tröst meselesi ne?
İngilizce ismiyle “trust”, bir kişinin malvarlığını belirlediği kişilerin yararına yönetilmek üzere bir başka kişi ya da kuruma emanet ettiği hukuki bir düzenleme. Örneğin bir ebeveyn, şirket hisselerini çocuklarının eğitim ve bakım giderlerini karşılayacak şekilde yönetilmek üzere bir tröste aktarabilir. Malvarlığını sağlayan, yöneten ve ondan yararlanan kişiler farklı olabilir. Böylece varlıkların nasıl kullanılacağı ve sonraki kuşaklara nasıl aktarılacağı önceden düzenlenebilir.
Tröst kurmak başlı başına “şüpheli” bir işlem değil. Sorun, bu yapıların geliri gizlemek ya da vergiden kaçınmak amacıyla kullanılması. Çinli yetkililer de özellikle düşük vergili ve bilgi şeffaflığının sınırlı olduğu ülkelerde kurulan tröstlerin bu amaçlarla kullanılabildiğini belirtiyor.
Çin 24 Temmuz 2026’da tröstlere ilişkin vergilendirme kurallarına yönelik bir açıklama yayınladı. Vergisel açıdan Çin’de yerleşik sayılan bir kişinin yurt dışındaki tröste aktardığı varlıkta oluşmuş değer artışı, aktarım sırasında yüzde 20 gelir vergisine tabi tutuluyor. Burada verginin varlığın toplam değeri üzerinden hesaplanmadığının altını çizmek gerekiyor.
Basit bir örnek verelim. Bir milyon yuana alınmış hisselerin değeri, tröste aktarıldıkları tarihte üç milyon yuana ulaşmış olsun. Giderleri bir yana bırakırsak, vergi iki milyon yuanlık kazanç üzerinden hesaplanıyor ve 400 bin yuan oluyor. Kişinin bu aktarım karşılığında eline nakit geçmemiş olması, vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. Servet sahibi olmakla vergi ödeyecek nakde sahip olmak arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.
Vergilendirme, aktarım aşamasıyla da bitmiyor. Çin’de yerleşik kişinin malvarlığı aktardığı tröstün faiz, temettü ve varlık satış kazançları gibi gelirleri, kendisine dağıtılmasa bile yıllık olarak onun adına vergilendiriliyor. Uygulanan oran yine yüzde 20. Daha önce vergilendirilmiş gelir fiilen dağıtıldığında ise aynı gelir üzerinden yeniden vergi alınmıyor. Dolayısıyla geliri tröst içinde biriktirmek, bu kapsamdaki vergiyi erteleme imkânı sağlamıyor.
Açıklamaların en çok tartışma yaratan yanı, geçmiş yıllara uzanması. Çin’de yerleşik kişilerin 2023–2025 dönemindeki varlık aktarımlarından doğan ödenmemiş vergiler ile 2026 öncesindeki tröst gelirleri de ele alınıyor. Belirlenen geçmiş dönem yükümlülüklerini gecikme zammı olmadan beyan edip ödemek için tanınan 90 günlük süre, 22 Ekim’de doldu.
Çinli yetkililer, yaklaşımı mevcut gelir vergisi yükümlülüklerinin açıklığa kavuşturulması olarak sunuyor. Çin’de vergi bakımından yerleşik kişilerin yurt dışındaki gelirlerinin de vergilendirilmesi zaten kanunda yer alıyor. Ancak genel bir yükümlülüğün bulunması, karmaşık bir hukuki yapıda hangi gelirin, hangi kişiye, ne zaman ait sayılacağını kendiliğinden açıklamıyor.
Dikkatle ele alınması gereken nokta da burası. Geçmişte açıkça ödenmesi gereken bir verginin tahsil edilmesi ile sonradan ayrıntılandırılan kuralların geçmiş işlemlere uygulanması arasında fark var.
Çin’in hamlesini değerlendirirken hem gelirlerin vergilendirilmesini hem kuralların açık ve öngörülebilir olmasını aynı anda değerlendirmek gerekiyor. Büyük servet sahiplerinin vergiye katkısını artırmak, hukuki güvencelerden vazgeçmeyi gerektirmiyor. İyi bir vergi sistemi, kişilerin hem ödemeleri gereken vergiyi ödemelerini hem de bu yükümlülüğü önceden bilebilmelerini temin etmeli.