Küresel ısınma: Yüzyıl sonuna kadar karaların yüzde 40’ı kurak alan olacak

Çin Ormancılık Akademisi liderliğindeki uluslararası bilim ekibi 2100 yılına kadar yeryüzündeki karaların yüzde 40'ından fazlasının kurak alan sınıfına gerileyeceğini duyurdu.

Çevre 8 Eylül 2026

Küresel ısınmanın ve atmosferik değişimlerin yeryüzü ekosistemleri üzerindeki yıkıcı etkileri yeni bilimsel verilerle belgelenmeye devam ediyor. Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan kapsamlı iklim modellemesi, 21. yüzyılın sonuna kadar dünya karalarının önemli bir bölümünün kuraklık sınırı altına gireceğini kanıtladı.

Çin Ormancılık Akademisi uzmanlarının CMIP6 iklim modellerini ve 1960-2023 yılları arasındaki meteorolojik verileri inceleyerek yürüttüğü çalışmaya göre, mevcut durumda Antarktika hariç dünya karalarının yüzde 38,58’ini oluşturan kurak alanlar, 2100 yılına kadar yüzde 40,28 seviyesine tırmanacak.

Araştırmacılar analizde, bir bölgenin yıllık yağış miktarının potansiyel evapotranspirasyona (buharlaşma ve bitki terlemesi yoluyla su kaybı – PET) bölünmesiyle elde edilen Kuraklık Endeksi (AI) kriterini kullandı. AI değeri 0,65’in altında kalan tüm coğrafyalar kurak alan olarak sınıflandırıldı.

1960-2023 yılları arasındaki tarihsel meteorolojik veriler ile Birleştirilmiş Model Karşılaştırma Projesi’nin altıncı evresine (CMIP6) dayanan 1994-2023 referans dönemine göre, Antarktika hariç tutulduğunda dünya karalarının yüzde 38,58’inin halihazırda kurak alan niteliği taşıdığı saptandı.

Çalışmada dünya üzerindeki kurak alanların mevcut dağılımı ve karasal yüzölçümüne oranları şu 4 alt tip üzerinden haritalandırıldı:

Yarı Kurak Bölgeler: Karasal alanların yüzde 14,72’sini kaplayarak dünyadaki kurak alanların en büyük bölümünü oluşturuyor.

Kurak Bölgeler: Ağırlıklı olarak Avustralya ve Çin topraklarında yer alarak yeryüzünün yüzde 11,24’ünü kaplıyor.

Kuru Yarı Nemli Bölgeler: Çin ve Rusya’da geniş alanlara yayılarak küresel karaların yüzde 6,35’ini oluşturuyor.

Aşırı Kurak (Çöl) Bölgeler: Cezayir, Libya ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri kapsayarak karasal yüzeyin yüzde 6,27’sine karşılık geliyor.

Model projeksiyonlarında dikkat çeken en kritik bilimsel ayrıntılardan biri de atmosferdeki yükselen karbondioksitin (CO2) bitki fizyolojisi üstündeki doğrudan etkisi oldu. Yüksek CO2 konsantrasyonu karşısında bitkilerin stoma adı verilen yaprak gözeneklerini kısmen kapatarak terleme yoluyla kaybettikleri su miktarını azalttığı tespit edildi.

Geçmişte yapılan geleneksel iklim araştırmalarının CO2’nin potansiyel evapotranspirasyon üstündeki bu frenleyici etkisini ihmal ettiği ifade edildi. On yıl önce yapılan eski projeksiyonlar 2100 yılına kadar dünya karalarının yüzde 56’sının kuraklaşacağını öngörürken CO2 etkisi entegre edilmiş bu yeni modelleme kurak alan oranının emisyon senaryolarına bağlı olarak yüzde 39,31 ila 40,28 aralığında kalacağını gösterdi. Bu veri çölleşmenin sanılanın aksine CO2 mekanizmasıyla bir miktar yavaşladığını ancak yine de devasa bir alanı yutacağını kanıtlıyor.

Öngörülen en yüksek senaryo olan yüzde 40,28’lik oran 1994-2023 referans dönemine kıyasla 2,37 milyon kilometrekarelik yeni bir karasal alanın kuraklığa teslim olması anlamına geliyor. Kaybedilecek bu alanın büyüklüğü Afrika kıtasının en geniş yüzölçümüne sahip ülkesi Cezayir’in tamamına ya da Avustralya kıtasının yaklaşık yüzde 30’una denk geliyor.

Gelecek projeksiyonlarına göre bu yüzyıl boyunca kurak iklim koşullarına bağlı en radikal ve yıkıcı dönüşümle Avustralya kıtası yüzleşecek. Avustralya’yı sırasıyla Brezilya ve Afrika kıtasının geniş bir bölümü takip edecek. Uzmanlar aşırı kurak bölgelerin en hızlı genişleyen kategori olacağına dikkat çekerek iklim uyum politikalarının ve emisyon kısıtlamalarının vakit kaybetmeksizin devreye sokulması gerektiği konusunda uluslararası toplumu uyarıyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.