Yunanistan merkezli Militaire sitesinde yayımlanan analizde Orta Doğu’daki savaşın bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirdiği ve bu süreçten en çok Türkiye'nin kazançlı çıktığını yazdı.
Yunanistan merkezli Militaire sitesinde yayımlanan analizde, Orta Doğu’daki savaşın bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirdiği ve bu süreçten en fazla kazanç sağlayan aktörün Türkiye olduğu ifade edildi. Analizde, Ankara’nın savaşa doğrudan dahil olmadan jeopolitik ağırlığını artırdığı, NATO, enerji güvenliği ve bölgesel diplomaside vazgeçilmez konumunu güçlendirdiği belirtildi. Yazıda, “Türkiye büyürken biz küçülüyoruz” ifadesi kullanıldı.
Yunanistan merkezli savunma ve güvenlik sitesi Militaire’de yayımlanan analizde, Orta Doğu’daki savaşın bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirdiği belirtilirken, sürecin en büyük kazananının Türkiye olduğu öne sürüldü.
Analizde, ABD, İsrail ve İran’ın çatışmanın maliyetleriyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde Türkiye’nin savaşa doğrudan dahil olmadan jeopolitik ağırlığını artırdığı vurgulandı.
Yazıda, “Uluslararası toplum Ortadoğu’daki çatışmayı nefesini tutarak izlerken, neredeyse sessizce ama bölgenin geleceği için muazzam sonuçlar doğuracak başka bir gelişme yaşanıyor. Bu krizin büyük kazananı ne Washington ne Tahran ne de Tel Aviv. Kazanan Ankara’da” ifadelerine yer verildi.
Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin, rakiplerinin ve müttefiklerinin askeri, ekonomik ve siyasi kaynaklarının yıprandığı bir dönemde stratejik konumunu güçlendirdiği belirtildi.
“Savaşa doğrudan dahil olmadan, çatışmanın bedelini ödemeden, Türkiye Orta Doğu’da geleceğin kilit oyuncularından biri olarak ortaya çıkıyor” değerlendirmesi yapıldı.
Militaire’nin analizinde, Türkiye’nin Batı açısından taşıdığı stratejik önemin son dönemde daha da arttığına dikkat çekildi.
Yazıda, “Türkiye, NATO için vazgeçilmez, göç konusunda hayati öneme sahip, Avrupa’nın enerji güvenliği için yararlı ve Orta Doğu’daki her türlü arabuluculuk çabası için gerekli olmaya devam ediyor” denildi.
Daha önce Ankara ile Batı arasındaki ilişkilerde sorun olarak gösterilen birçok başlığın, mevcut jeopolitik ortamda ikinci plana itildiği ifade edildi.
Analizde Türkiye’nin bölgesel politikalarına da geniş yer ayrılırken şu ifadeler kullanıldı:
“Ankara, ‘Mavi Vatan’ söyleminden, Ege’deki anlaşmazlıklardan, Doğu Akdeniz’deki iddialardan ve elbette Kıbrıs stratejisinden vazgeçmedi. Aksine, diğer aktörlerin tükendiği bir dönemde bölgenin vazgeçilmez gücü olarak ortaya çıkmak için tarihi bir fırsat görüyor”
Türkiye’nin Washington ve Brüksel nezdindeki ağırlığı arttıkça, pazarlık gücünün de yükseldiği kaydedildi.
Militaire, Atina yönetiminin ise yeni jeopolitik tablo karşısında zor bir süreçle karşı karşıya olduğunu savundu.
Analizde, “Enerji istikrarsızlığı yaşam maliyetini artırıyor. Deniz taşımacılığı yolları tehdit altında. Doğu Akdeniz’deki denge değişiyor. Ve en önemlisi; uluslararası ilgi Yunanistan’ın güvenlik sorunlarından uzaklaşıyor” denildi.
Yunanistan’ın uzun süredir uluslararası hukuk ve müttefiklik ilişkilerine dayanarak güvenlik politikası yürüttüğü belirtilirken, bunun artık yeterli olmayabileceği vurgulandı.
Analizde dikkat çeken ifadelerden biri de Atina’ya yönelik uyarılar oldu.
“Atina, kendi kendini kandırma döneminin sona erdiğini anlamalıdır. Türkiye’nin uluslararası hukuk gerektirdiği için kendini sınırlayacağı düşüncesi birçok kez çürütülmüştür. Büyük güçler, kimin haklı olduğuna göre değil, kimin işine yaradığına göre hareket eder” değerlendirmesine yer verildi.
Yazıda ayrıca, “Bugün, ‘a ne kadar acımasızca gelse de Türkiye birçok Batılı karar vericinin gözünde her zamankinden daha kullanışlı görünüyor” ifadeleri kullanıldı.
Analizin en çarpıcı bölümünde ise Türkiye’nin Kafkasya’dan Libya’ya, Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkisini artırdığı belirtildi.
Analizde, “Gerçek tehlike, Ankara’nın Kafkasya’dan Libya’ya, Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar her yerde baskın bir oyuncuya dönüştüğü, Atina’nın ise gözlemci rolüyle yetindiği yeni bir jeopolitik gerçekliğe uyanmamızdır” ifadelerine yer verildi.
Siyasi analist Vasilis Lykos imzalı yazı, “Savaşlar sadece sınırları değiştirmez, aynı zamanda güç ilişkilerini de değiştirir. ‘daki çatışma devam ederse, büyük kazananın savaşanlar değil, stratejisini doğru kuranlar yani olma ihtimali açıkça ortadadır. Türkler büyürken biz küçülüyoruz” değerlendirmesiyle sona erdi.