Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Ekonomide derinleşen krize dikkat çekerek konuşmasına başlayan Bakırhan, “Türkiye, tarihinin en uzun ekonomik krizini yaşarken bir yandan da en sert siyasi krizlerinden birini yaşıyor” dedi.
CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Bakırhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Ana muhalefet partisi CHP’ye karşı istinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı ve genel merkezin kolluk şiddetiyle basılması bu krizin en çıplak yüzü oldu.
Butlan kararı salt hukuki bir meselenin çok ötesindedir. Bu karar, demokratik siyaseti dışarıdan zorla şekillendirme girişimidir. Kimse bize başka hikâye anlatmasın. Siyaseti yargı kararnamesiyle şekillendirmek, demokrasiyi prosedürün arkasına saklayarak etkisizleştirmektir.
Öte yandan kimse, “Bu bir yargı kararıdır” diyerek 86 milyona cambaza bak oyunu oynamasın. Türkiye’de bu rejimin en yakın tanığı da sanığı da şahidi de biziz. Hiçbir zaman cambaza bakmadık, bundan böyle de bakmayacağız.
İstisnanın kural hâline geldiği bir düzende tek pusula demokratik meşruiyettir. Sandığın iradesini yargı kararnamesiyle iptal eden, hukukun maskesini kullanır.
Çok net söylüyoruz: Bizler açısından Türkiye siyasetinin anahtar kavramı demokratik meşruiyettir. Bu sebeple şunu açıkça ilan ediyoruz: İstinaf mahkemesinin verdiği bu karar, yalnızca bir siyasi partiyi değil; tüm siyaset ve sivil toplum alanını, örgütlenme hakkını, demokratik yaşamı derinden tehdit etmektedir.
Bu kararla siyasi partilerin ve sivil toplumun tek bir güvencesi kalmamıştır. Yargıtay derhal toplanarak bu garabete son vermeli; Türkiye’de demokratik ve sivil yaşamın önünü açmalıdır.
Hukuksuzluk adrese teslim ile başlar ama hiçbir zaman yerinde kalmaz. Bugün bir partinin kapısını kıran anlayış yarın bütün siyasetin kapısına dayanır. Bugün CHP’ye giden kolluk yarın AKP’ye gider. Öbür gün MHP’ye, DEVA’ya, Gelecek Partisi’ne gider. Bize zaten hep geldi.
O hâlde bugünün faili, yarının mağduru olmak istemiyorsa rota demokrasi, pusula siyaset, teminat hukuk olmak zorundadır. Fakat şunu da açıkça söylemek zorundayız: Siyasi rekabet, başkalarının sözlüğüyle yapılmaz.
İftiralar, damgalamalar, etiketler, ahlaki mahkûmiyet hükümleri; bunlar operasyonun siyasi tarafını perdelemenin en kestirme yoludur.
Özellikle vurguluyoruz: Türkiye’nin siyasi tarihinde bazı etiketler, başka hiçbir suçlamayla kıyaslanamayacak bir yıkım gücü taşır. Hangi niyetle söylenirse söylensin, bu tür ithamlar siyasi operasyonlara kapı aralar.
Bu yüzden CHP içindeki her aktörü, söylediği her sözün sonuçlarını düşünmeye davet ediyoruz. Onun için samimiyetle uyarıyoruz: Bugün rakibine yapıştırdığın etiket, yarın senin yakanı tutacak elin provasıdır.
Siyaset, bugünün öfkesiyle değil, yarının yüzleşmesiyle yapılır.
Unutmayalım ki bir partinin kapısı kırıldığında, aslında siyasetin kapısı kırılır ve toplumun siyaset kurumuna dair umut ve güveni aşınır.
Tarafların buna uygun hareket etmelerini bekliyoruz. CHP’nin bu fırtınadan bütünlüklü çıkarak gemiyi limana yanaştırmasını temenni ediyoruz.”