Fatih Altaylı yazdı: Fenerbahçe’de seçimi kim kazanır?

Siyasette ara seçim ve erken seçim tartışması var ama esas erken seçim Fenerbahçe'de olacak. Mehmet Ali Aydınlar, öyle söylendiği gibi iktidarın adayı değil. Zaten aday olup olmayacağı da belli değil. İktidara yakın isim Hakan Safi. Ali Koç'un desteğiyle seçimi kazanabilir.

Siyaset 1 Mayıs 2026

Olmayacak dua

Dün bazı okurlar “CHP niye ara seçim diye tutturdu. Olmayacağı belli” diye CHP’nin “Seçim de seçim” diyen tavrını eleştirmişler.

Eleştirenler arasında CHP’liler ya da muhalifler de var, hatta onlar çoğunlukta.

Ana muhalefet partisinin ara seçim istemesinin nedeni, boş olan 8 milletvekilliğinin büyük bölümünü kazanıp Meclis’teki sandalye sayısını artırmak değil. Tek kalemde sağ ve İslamcı partilere 40’a yakın milletvekili veren CHP’nin 3-5 milletvekili arttırmakla işi olmaz.

Cumhuriyet Halk Partisi erken seçimi de, ara seçimi de tek bir nedenle istiyor.

Ekrem İmamoğlu.

Bir erken seçim olursa henüz hiçbir cezası kesinleşmemiş Ekrem İmamoğlu aday olabiliyor ve hakkındaki davalar sonuçlanmadan seçimi kazanması halinde Cumhurbaşkanı oluyor ve kimsenin dokunamayacağı bir yere yükseliyor.

Ama böyle bir erken seçim olmayacağını CHP yönetimi de biliyor. Seçime girmesi engellenmek üzere İmamoğlu’nu cezaevine atan bir iktidar ittifakının İmamoğlu’nun girebileceği bir seçime evet demesini beklemek, olmayacak duaya amin demenin en somut örneği.

CHP bu yüzden “Bari ara seçim” diyor.

Bu isteğin de nedeni aynı.

CHP 8 milletvekilliğinin 7’sini AK Parti’ye ya da Cumhur İttifakı’na vermeye razı, yeter ki seçilebileceği garanti gibi görünen tek bir yerden Ekrem İmamoğlu’nu aday gösterip dokunulmazlık zırhına kavuşturabilsin.

Elbette iktidar koalisyonu buna da yanaşmıyor. Yanaşacak olsa Ekrem İmamoğlu’nu tutuklama ve mağdur gösterme riskine ya da zahmetine niye girmiş olsun.

Peki, CHP’nin eli kolu bu kadar bağlı mı?

Bağlı.

Bir ihtimal daha var elbet. Geçmişte, bundan 24 yıl önce Recep Tayyip Erdoğan’a milletvekili olma yolunu açan ihtimal.

Anayasa’nın 78. maddesinde tanımlanan durum. Yani şu: “… bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.”

Bu durumda CHP’nin iktidar ortaklarına değil ama yine bir başka partiye, DEM Parti’ye ihtiyacı var. Çünkü iktidarın onayı veya kabulü olmadan bir seçime gidebilmek için elde kalan tek çare, DEM Parti’nin Tunceli’deki tek milletvekilini, Ayten Kordu’yu istifa ettirmesi.

Bu durumda Anayasa gereği Tunceli’de 90 gün içinde seçim yapılmak zorunda çünkü Tunceli’nin tek milletvekili Kordu. Ancak bu da tek başına yetmiyor. CHP’nin İmamoğlu’nu Tunceli’den seçtirebilmesi için DEM Parti’nin Tunceli’de aday göstermemesi ve İmamoğlu’nu desteklemesi gerekiyor.

DEM Parti böyle bir şeye yanaşmıyor ve böyle bir işbirliğinin “çözüm sürecini” ve Öcalan’a sağlanacak imkanları ortadan kaldıracağını da biliyor. Ayrıca da zaten böyle bir mecburiyeti de yok.

“Seçim de seçim” meselesinin özü bu.

Davalar sonuçlanmadan ve İmamoğlu’na siyasi yasak getirilmeden kendisine dokunulmazlık kazandırmak.

CHP öne alınmış seçimi kabullendi mi!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sözcü TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtulmuş Mutlu’ya verdiği röportaj beni epey şaşırttı.

Özel, CHP’nin seçim kampanyasını 4 Mayıs’tan itibaren başlatacağını söylemiş ve seçimlerin 2027 Ekim ayı içinde yapılacağını düşündüğünü de belirtmiş.

Ben CHP’nin seçim kampanyasını 19 Mart 2025’te ya da en geç 23 Mart 2025’te başlattığını zannediyordum; ancak başlatmamış, 4 gün sonra başlatacakmış.

Herhalde henüz Cumhurbaşkanı adayının kimliği kesinleşmemiş bir kampanya yürütecekler gibi görünüyor.

Bunda bir mahzur yok. Halk oyuyla belirlenmiş aday İmamoğlu’nun durumu netleşmeden başka aday göstermemeleri anormal bir tutum değil.

Anormal olan Özgür Özel’in “Seçimin 2027 Ekim’inde yapılacağını zannediyorum. Bütün emareler bunu gösteriyor” demesi. Oysa Meclis aritmetiği böyle bir olasılığa yeşil ışık yakmıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 4. kez aday olabilmesi için şart olan “öne alınmış” bir seçim için 360 milletvekilinin buna onay vermesi gerekiyor. Cumhur İttifakı’nın şu anki vekil sayısı 328.

Seçimi öne almaya yetmiyor.

Bağımsızların tamamını ve Yeni Yol grubunu eklesen yine yetmiyor.

Yeniden Refah ve Saadet Partisi’nin de onayı gerekiyor.

Ya da DEM’in iktidar ile işbirliği.

Anlaşılıyor ki, Özgür Özel bunu yani DEM’in ya da diğerlerinin veya belki de hepsinin öne alınmış seçimi ve dolayısıyla Erdoğan’ın adaylığını destekleyeceğini düşünüyor.

Zaten kamuoyunda da genel beklenti bu yönde.

Ama CHP liderinin böyle bir şeyi peşinen kabullenmiş görünmesi doğrusu bana pek normal gelmedi.

En azından daha öncesi söylemleri ile karşılaştırıldığında.

Düzelmek ne kelime, kötüye gidiyor

İktidar ne yaparsa yapsın, ekonomide veriler iyiye gitmiyor.

En büyük sektörümüz olan ve AK Parti’nin yıllardır sürdürdüğü politikalara rağmen yerini korumayı bir şekilde beceren tekstil artık can çekiyor. Son 1 yıl içinde tekstil sektöründe istihdam kaybı 1 milyona yakın. Kayıt dışı ile birlikte bu sayının 1,3 milyon olduğu söyleniyor.

Bir diğer lokomotif sektör olan otomotivde yılın ilk çeyreğindeki ihracat kaybı otomobilde yüzde 29 olmuş. Ticari araçta ise yüzde 5’lik bir artış var ama kaybı kapatmaya yetmiyor.

Beyaz eşyada aynı dönemdeki kayıp yüzde 23. Mart ayındaki gerileme ise yüzde 29.

Bu sektörlerin yurt içi satışları da geriliyor.

Turizmde de şu anda bazılarının abarttığı gibi yüzde 40’larda olmasa bile yüzde 20 oranında bir gerileme var. İlginç olan, Ukrayna ile savaşın en zirvede olduğu zamanda bile düşmeyen Rus turist sayısının hızla düşmesi. Normalde Mayıs ayı gibi başa baş noktasına gelen sektör 3 ay boyunca kâr elde ederdi, bu yıl sezon sonu belki başa başı yakalayacak. Belki de yakalayamayacak.

TL’nin dolar karşısında güçlü kalmayı sürdüreceği de görülüyor, bu da tüm bu sektörlerde gerilemenin süreceğini gösteriyor.

Bu gerilemelerin istihdama yansıması da kaçınılmaz.

Artık belli ki, 2026 kayıp bir yıl ve ekonomik hedeflerin tutması güçten imkansıza evrildi.

Ve bir sonraki yıl seçim.

Sizce nasıl olacak!

Erken seçim Fenerbahçe’de

Seçim demişken bir önemli seçim de, Fenerbahçe’de. Sarı lacivertli kulüp Türkiye’nin aksine erken seçime gidiyor.

Hiçbiri net olmamakla beraber, aday isimleri havalarda uçuşuyor.

Kimi bildik, kimi bilmedik pek çok isim var.

İsmail Saymaz önceki gün iktidarın adayının Mehmet Ali Aydınlar olduğunu söyledi.

Bendeki bilgi o yönde değil. Ben iktidara en yakın ve desteğe mazhar adayın Hakan Safi olduğunu duyuyorum. Safi, AK Parti dönemi zenginlerinden. Partinin pek çok önemli ismi gibi, Cumhurbaşkanı gibi, Gençlik ve Spor Bakanı gibi, Kasımpaşalı.

Her cümlesine AK Parti’yi ve yönetimini överek başlayan bir iş insanı. Benim bildiğim kadarıyla iktidarın adayı o gibi görünüyor.

Adayım demeyen ama adaylığı konuşulan bir diğer isim Mehmet Ali Aydınlar.

Renk vermiyor. Seveni olduğu kadar muhalefet edeni de var. 3 Temmuz sürecinde Federasyon Başkanı olması aleyhine kullanılıyor oysa Fenerbahçe’nin o süreçten minimum zararla çıkmasını sağlayan kişi olduğunu kimse bilmiyor. Ben aday olma ihtimalini düşük görüyorum. Dertsiz başına dert almak istemez.

Tabii bir de gönüllerin adayı Aziz Yıldırım var.

Bir Galatasaraylı olarak bana sorsanız, ben bu adaylardan Aziz Yıldırım’ı istemem.

Tecrübeli, sistemi bilen, lafını sakınmayan biri. Başarı ihtimali en yüksek olan aday o. Ama aday olur mu bilmem.

Mehmet Ali Aydınlar ise Türk sporunda her zaman görmek isteyeceğimiz aday tipi. Düzgün, çok düzgün. Böyle bir profil her kulübe yakışır, benim kulübüm dahil.

Ama büyük bir sürpriz olmaz ise sonunda olacak olan Ali Koç’un da desteğini alacak olan Hakan Safi’dir.

Hayırlı uğurlu olsun.

Ne zaman insan oluruz?

Bilime ve bilgiye verdiğimiz önem gerçek olduğu zaman.

***

Fatih Altaylı’nın bu yazısı ilk olarak yazarın web sayfasında yayımlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.