Akaryakıt piyasasında ‘lisans tedbiri’

AYM tedbirin üç ayda bir gözden geçirilecek olması ve en fazla bir yıl uygulanabilmesi nedeniyle, sınırlamanın “kişilere aşırı külfet yüklemediği” ve “kamu zararının önlenmesi yönündeki amaç ile teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlama arasındaki makul dengeyi ortadan kaldırmadığı” sonucuna ulaştı.

15 Mayıs 2026
Her piyasada olduğu gibi, akaryakıt piyasasında da hem vergi kaçakçılığı hem de vergi kaybıyla mücadele oldukça önemli. Sahte belge kullanımı ve kayıt dışılığın, bu sektörde kısa sürede yüksek tutarlı kamu zararlarına yol açabileceği de aşikâr. Devletin bu alanda etkili ve caydırıcı araçlara sahip olması da gerekli.

Resmî Gazete’de dün yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararlarından biri, akaryakıt piyasasında vergi denetimi ile ekonomik faaliyette bulunma özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. Karar, hakkında vergi kaçakçılığı suçu teşkil edebilecek fiiller nedeniyle vergi incelemesi bulunan akaryakıt tesislerine ilişkin.

Düzenlemeye göre, örneğin sahte belge düzenleme veya kullanma şüphesi gibi belirli fiiller nedeniyle vergi incelemesi görevi bulunduğunun Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) bildirilmesi hâlinde, ilgili akaryakıt tesisinin lisansa tabi faaliyetleri geçici olarak durdurulabiliyor. Ayrıca aynı tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmiyor.

Bu tedbir için ilgili kanunda bir üst süre belirlenmiş durumda. Tedbirin devam edip etmeyeceği üç ayda bir Vergi Denetim Kurulu’ndan alınacak bilgiler çerçevesinde değerlendiriliyor ve tedbirin süresi EPDK’ya yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemiyor.

AYM’nin kararında öne çıkan nokta da bu güvenceler oldu. Mahkeme, tedbirin üç ayda bir gözden geçirilecek olması ve en fazla bir yıl uygulanabilmesi nedeniyle, sınırlamanın “kişilere aşırı bir külfet yüklemediği” ve “kamu zararının önlenmesi yönündeki amaç ile teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlama arasındaki makul dengeyi ortadan kaldırmadığı” sonucuna ulaştı.

Yeni düzenleme, eski iptal kararına cevap niteliğinde

Bu karar, AYM’nin 2024 yılında verdiği önceki kararla birlikte okunmalı. Mahkeme o kararında, “vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar” aynı tesis için başka kişilere lisans verilmemesini öngören düzenlemeyi iptal etmişti. O kararda temel sorun, tedbirin vergi incelemesi boyunca kategorik biçimde devam etmesi ve değişen koşullara göre gözden geçirilmesini sağlayan bir mekanizma öngörülmemiş olmasıydı.

Yeni düzenleme, kanun koyucunun bu iptal kararına verdiği cevap niteliğinde. Artık tedbir süresiz değil; ayrıca periyodik değerlendirmeye tabi. Bu yönüyle AYM, önceki kararda tespit ettiği eksikliklerin giderildiğini kabul ediyor.

Tedbire süre getirilmesi sorunu ortadan kaldırmaz

Bir tedbirin geçici olması ve belirli aralıklarla gözden geçirilmesi, onu her durumda ölçülü hâle getirmez. Asıl mesele, tedbirin hangi maddi zemine dayandığı. “Vergi incelemesi görevi bulunduğunun” bildirilmesi, henüz vergi suçu işlendiğinin veya vergi kaybının gerçekleştiğinin tespiti anlamına gelmiyor. Vergi incelemesi, doğası gereği bir araştırma ve tespit sürecidir. Bu nedenle, yalnızca inceleme görevinin varlığına bu kadar ağır sonuçlar bağlanmasının, sırf bu sonuçlar süreyle sınırlandırıldığı için ölçülü olduğunu söylemek güç.

Ayrıca karara konu düzenleme, hakkında vergi incelemesi yürütülen kişiyle sınırlı kalmayan bir etki yaratabilir. Zira, tedbir vergi kaçakçılığı suçu işlediğinden şüphelenilen kişiden ziyade “tesis” üzerinde sonuç doğuruyor. Aynı tesisin maliki, önceki işletmeciyle hukuki veya ekonomik bağı bulunmayan yeni yatırımcı ya da iyi niyetli üçüncü kişiler de lisans verilmemesi sonucundan etkilenebilir. Bu yönüyle tedbir, akaryakıt piyasasında vergi kaçakçılığıyla mücadele amacı taşısa da uygulamada ekonomik faaliyeti ciddi biçimde sınırlandıran bir mekanizmaya dönüşebilir.

Vergi kaçakçılığı ile mücadelede “denge” şart

Her piyasada olduğu gibi, akaryakıt piyasasında da hem vergi kaçakçılığı hem de vergi kaybıyla mücadele oldukça önemli. Sahte belge kullanımı ve kayıt dışılığın, bu sektörde kısa sürede yüksek tutarlı kamu zararlarına yol açabileceği de aşikâr. Devletin bu alanda etkili ve caydırıcı araçlara sahip olması da gerekli. Fakat bütün bunlar, vergi incelemesi görevi bulunmasının henüz nihai bir tespit içermediği ve uygulanan tedbirin ekonomik faaliyetler üzerinde son derece ağır sonuçlar doğurabileceği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Titizlikle kurulması gereken denge de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.