Bu haberi mutlaka görmüşsünüzdür.
Ben de yazmadan edemedim.
Türkan Biçer, 30 yaşındaydı.
25 Mart gecesi, Ankara’da “nişanlısı” Fatih Özşen’le (46) yaşadığı evin 7. kat balkonundan düştü.
Çıplaktı.
Öldü.
Önce “şüpheli ölüm” dediler.
Sonra görüntüler çıktı.
Apartmanın girişinde bir tartışma.
Fatih Özşen, kadının boğazına sarılıyor.
Sonra onu asansöre itip bindiriyor.
Ve balkon.
Yeni kamera görüntülerinde Türkan’ın o balkonda bir arbede yaşadığı görülüyor. Sonrası daha da ağır: Düşmemek için balkon demirlerine tutunuyor.
Yaklaşık 1.5 dakika havada asılı kalıyor.
1.5 dakika!
Türkan’ın hayatta kalmak için ne kadar çabaladığını düşünün.
Peki yanındaki insan demeye dilimin varmadığı pislik, o ne yaptı?
Hiçbir şey!
O 1.5 dakika boyunca Türkan’ı kurtarmak için tek bir şey yapmadı!
O 1.5 dakika, bir kadının hayatını kurtarmaya yetecek kadar uzundu.
Türkan toprağa verildi.
Fatih Özşen tutuklandı.
Bu artık “şüpheli ölüm” değil.
Türkan kurtulmaya çalıştı.
Yalnız bırakıldı, yalnız bıraktı…
Şimdi şunu düşünün:
Bu sefer kamera vardı.
Bu sefer görüntü çıktı.
Peki ya çıkmasaydı?
Son zamanlarda ne çok kadının ölümü “intihar etti”, “düştü”, “atladı” diye geçiştirildi. Türkan’ınki de öyle kapanabilirdi…
O görüntüler olmasaydı, bu da “balkondan düştü” diye dosyaya girecekti…
O zaman asıl soru şu:
Kameraya yakalanmayan kaç Türkan vardı?
Kaç kadın itildi de, kayıtlara “kaza” diye geçti?
23 Temmuz 2026 - Gel de ürkme: Kimlerle birlikte yaşıyoruz?
21 Temmuz 2026 - Kimin adına karar veriyorsunuz?
19 Temmuz 2026 - İyi ki tanışmışız dediğim bir kadın
18 Temmuz 2026 - Türkiye’de ters kelepçeyi kim yiyor?
17 Temmuz 2026 - Aynı ülkede iki ayrı gezegende yaşayan insanlar gibiyiz