Bazı kadınlar vardır…
Güvenli yolu seçmez.
İçindeki sesi dinler.
Pınar Ece Kaleli (@pinarecekaleli) de onlardan biri.
Yolumuz, bu yaz İyilik Atölyeleri sayesinde kesişti.
Bahçemizdeki her atölyemizde yanımızdaydı.
Muhteşem kokteylleriyle…
Ekibiyle…
Enerjisiyle…
Sonra sohbet etmeye başladık.
Ve anladım ki, Pınar’ın yaptığı sadece girişimcilik değil, restoran işletmeciliği değil. Çok daha ötesi…
Ece hayal kuruyor, sonra o hayali gerçekleştiriyor… ve tıpkı bizim gibi insanları bi araya getirmeyi de seviyor…
Artsy’de yıl boyunca sanat atölyeleri, kitap kulüpleri, sergiler, söyleşiler düzenliyor.
İnsanların sadece yiyip içtikleri değil… Birbirlerinden ilham aldıkları, tanıştıkları, iyi hissettikleri alanlar yaratmaya çalışıyor.
Sonra hikayesini dinledim.
Ve çok etkilendim.
Çünkü bu yolculuk aslında hukukla başlamış.
Annesi, emekli Danıştay Savcısı.
Babası avukat.
Kendisi Bilkent Hukuk mezunu.
Çok uluslu şirketlerde çalışıyor.
Amerika merkezli bi teknoloji şirketinde baş hukuk müşaviri oluyor.
Üstelik hukuk dünyasının en saygın listelerinden biri olan Legal 500 GC Powerlist’e giriyor.
Yani herkesin “sakın bırakma” diyeceği bir kariyer. Derken ilk oğluna hamile kalıyor. Hayat biraz yavaşlıyor. Ve o yavaşlıkta kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten ne yapmak istiyorum?”
Cevabı, bi ofiste değil…
Atakule’de küçücük bir dükkanda buluyor.
Orada Artsy’yi kuruyor.
İlk başta minicik bi bistro.
Sonra Ankara’nın en sevilen buluşma noktalarından biri oluyor.
Arkasından Scallop geliyor.
Şimdi de Bodrum Loft’taki Artsy @artsy.bodrumloft
Ama bence başarısının sırrı başka.
Ece mekan açmıyor.
Atmosfer kuruyor.
İnsanların kendini iyi hissedeceği, sohbet edeceği, sanatla karşılaşacağı, ilham alacağı dünyalar kuruyor.
Belki de bu yüzden birbirimizi bu kadar sevdik.
Çünkü ikimiz de biliyoruz…
Bazen bi masa, bazen bi atölye, bazen bi kokteyl…
İnsanların hayatında sandığımızdan çok daha büyük izler bırakabiliyor.
İyi ki tanışmışız Ece’ciğim.
Ve iyi ki bu yaz, iyiliğin etrafında aynı masada buluşmuşuz.