Biliyorsunuz Kadir İnanır’ın mirası konuşuluyor…
İddia şu:
Mal varlığının büyük bölümünü, 27 yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural’a bırakmış.
Vasiyet, henüz resmen açıklanmadı.
Dolayısıyla kime ne bıraktığını kesin olarak bilmiyoruz.
Ama aileden gelen açıklamalar var:
“İradesi yerinde miydi?”
“Biz ona saygıda kusur etmedik.”
“Bunun bi karşılığı yok mudur?”
“Bir kravat bile bırakmamış.”
Ben en çok şu cümleye takıldım:
“Bunun bi karşılığı yok mudur?”
Vardır tabii.
Sevginin karşılığı sevgi.
İlginin karşılığı ilgi.
Saygının karşılığı saygı.
Ama tapu değil!
Ev değil.
Arsa değil.
Banka hesabı hiç değil.

Bir aile büyüğünü sevmenin sonunda mirastan pay beklemek, ne zamandan beri doğal bir hak oldu?
Üstelik sözünü ettiğimiz şey başkasının malı.
Amcanız olabilir. Dayınız olabilir. Babanız olabilir. Anneniz olabilir.
Değişmiyor.
Onun malı.
Onun emeği.
Onun hayatı.
Onun kararı.
İster hayat arkadaşına bırakır.
İster yeğenine.
İster bir vakfa.
İster sokak hayvanlarına.
Miras, geride kalanların alacağı değil.
Ölenin iradesi.
Bi de, “İradesi yerinde değildi” iması var.
İşte, orası daha da ağır.
Elbette yaşlı insanların iradesinin kötüye kullanıldığı korkunç hikayeler var.
Varsa böyle bir durum, hukuk ortaya çıkarsın.
Ama sırf vasiyetten istediğiniz çıkmadı diye bi insanın aklını da iradesini de tartışmaya açmak… Çok çok fena.
Bir de bunu televizyonlarda anlatmak…
“Bize bi kravat bile bırakmadı” diye yakınmak…
Utanç verici değil mi ya!
27 yıl hayatını paylaştığı kadına bırakmışsa da bırakmış.
Ne güzel.
Kendi seçimi.
Bize de saygı duymak düşer.
Bence asıl konuşmamız gereken başka bir şey var: İnsanlar, miras işlerini hayattayken çözsünler.
Çünkü yıllarca aynı hayatı paylaşıp, aynı eve emek verip, hastalıkta sağlıkta yanında olup, resmi nikah olmadığı için, ölümden sonra bi anda ortada kalan kadın hikayesi de az değil bu ülkede…
Yıllarca aynı ev… Aynı hayat… Hastalıkta sağlıkta yan yana.
Sonra bir ölüm oluyor…
Ve akbabalar beliriyor:
“Peki bize ne kaldı?”
İnsanın içini asıl o acıtıyor.
Kadir İnanır kendi kararını vermişse, bize düşen de, o karara saygı duymak.
Toprağı bol olsun