Ben de YouTuber oldum!

17 Eylül 2026

Ben de girdim bakalım… YouTube’a…

Heyecanlıyım.

Eğleniyorum.

Esas olarak da öğreniyorum.

Yıllarca röportaj yapmış olmamın benim açımdan hiç bi önemi yok.

“Sen Ayşe Arman’sın, yaparsın” lafları da boş.

Bu mecra benim için yeni.

Sıfırım ben.

Yeniden, sıfırdan, öğrenci gibi başlıyorum.

57 yaşında yeniden bi kadın doğuruyorum.

Ama heyecanı 27…

Yüzüme gözüme bulaştırmam umarım!

İlk bölümü Bodrum’da, bahçede çektik. Gerisini İstanbul’da, stüdyoda…

Şimdilik benim için en önemli şey ‘sahicilik.’

O yüzden adı SAHİCİ.

Bildiğiniz sahici sohbetler…

Biraz daha iyi oldukça, belki başka kuşlar da kondururuz…

Ama öğrenmek için zamana ihtiyacım var.

Tecrübeye.

Kıvraklığa.

Sizin sabrınıza…

Ve tabii ki iyi konuklara…

Benim göbek adım “istikrar”.

100 tane çekmeden…

100 konukla sahici sohbet yapmadan, “Tamam, ben bu işi beceriyorum” demem.

Müthiş bi ekiple çalışıyorum.

(‘Abone olun demeyeceğim’ dememe de aldırmayın… Adanalı gururu. Kanalı şimdiden takibe alın, ilk bölüm için geri sayım başladı! )

Ve en önemlisi kimi görmek istersiniz karşımda…

Konuk önerilerinizi de bekliyorumm.

İlk konuğum bu pazar Sıla Gençoğlu.

Ama bakın, baştan anlaşalım.

Ben bu işe bebek adımlarıyla giriyorum.

Henüz öğreniyorum.

Bir sürü sakarlığım olacak.

Ben gazete röportajlarında iyiydim.

Bu, bambaşka bi şey.

Sonra “Aaa bu muydu?” demeyin.

Ya da deyin.

Ben ısrarcı, tutturuk Ayşe olarak devam edeceğim.

Hikaye de şöyle başladı…

Can arkadaşım Faris Seven ittirdi beni.

“Yap artık! Gir şu YouTube’a!” diye diye…

Philips’le 10 YouTube röportajı için anlaştık.

Ama tabii birinin bunları çekmesi lazım…

Ben de iki dakikalık filmler çeken birini buldum.

Ve adama Tarantino muamelesi yaptım.

“Sen doğru adamsın! Gözün şöyle, bakışın böyle…”

Onu övdükçe övdüm.

Ben her şeyi abartırım.

Yine abarttım.

Ne para istediyse de “Tamam” dedim.

İki dakikalık filmleri gerçekten iyiydi.

Ama ben ne bileyim..

40 dakika boyunca iki kişinin konuştuğu bi çekim bambaşka bi şeymiş.

Mesela en az iki kamerayla çekilirmiş.

Çekime erken gelinirmiş.

Havanın kararması hesap edilirmiş.

Ben bunları bile bilmiyordum!!!

O kadar uzağım bu meseleye.

Tarantino da bunları hesap etmedi.

İş, elimizde patladı.

Feci görüntüler geldi.

Parasını pulunu ödedim ama ben ortada kaldım.

Ve ertesi gün Sıla geliyor!

KİM ÇEKECEK?

Bilmiyorum.

Ona buna yalvarıyorum:

“Yarın bu bahçede Sıla’yı çekecek tanıdığınız biri var mı?”

Ahmet, Mehmet, Ercan, Gökhan…

Kim olursa…

Kimseyi bulamıyoruz.

“Bu işler böyle olmaz Ayşe, ertesi güne ekip bulunmaz!” diyorlar.

Anaaaa!

Sıla’ya, “Gelme, beceremedik bu işi” demek istemiyorum.

Philips’e de, ‘“Ben bu işi beceremedim, benim bu dünyadan haberim yokmuş” demek istemiyorum.

Gerçek bu da…

Tarantino’ya da, “Gel, yeniden dene” diyemiyorum.

Tam o sırada, iki sene önce bizim @altuggultan ‘ın -Yasemin Dormen’in belgeselci eşi- beni tanıştırmak istediği Tolan Film aklıma geldi.

Yunus Emre Tolan ve ekibi… @tolanfilms

“Onlar belgesel çekiyor, reklam filmi çekiyor; benimle mi uğraşacaklar?” diye düşünüp hiç aramamıştım.

Ama o kadar zor durumdayım ki Altuğ’u aradım:

“Ben patladım. Fena durumdayım. Gelmez de Yunus… Hangi manyak gelir… Ama yine de bir sorar mısın?

“Bi konuşayım” dedi.

Sonra aradı:

“Ayşe, Yunus’u ara.”

Aradım.

Ve inanmayacaksınız…

ERTESİ GÜN, BEŞ KİŞİ GELDİ!

Mutluluktan ağlamak istedim.

Köye, Ferzan Özpetek film ekibi gelmiş gibiydi…

Allahım…

Üç kamera.

Monitörler.

Ekipmanlar.

Şaka gibi!

Müthişlerdi.

Hayatımı kurtardılar!

Bahçeyi düzenlediler.

“Sıla şurada oturacak, sen şurada…”

“Şu kamera senin, şu onun…”

“Dik otur Ayşe, kambur duruyorsun…”

O kadar profesyoneldiler ki inanamadım.

Ömer’e dedim ki:

“Biz eşekten indik, ata bindik!”

“Hayır” dedi.

“Siz uzaya gitmişsiniz! Uzay aracına binmişsiniz!”

Valla da billa da öyle.

İşte Tolan Film Yunus ve ekibiyle böyle tanıştım.

Bir de kadın yönetmenimiz Damla Demircioğlu Ünlü var ki…

Aman Allah’ım…

Tek geçerim!

Kadınlarla çalışmanın olağanüstülüğü!

Gardırobuma bile girdi…

“Bu pembe üst aklımda, bunu giy” dedi.

“İstanbul çekimleri için kıyafetleri ayrıca düşünürüz…”

Beni benden çok düşünen bi ekip…

Aşık olmazsın da naparsın!

Bu ilk bölüm biraz börtü böcek, sevgili bahçemizde, İyilik Atölyesi’nde…

Bundan sonrakiler İstanbul’da.

Ama bu ekip CANMIŞ.

Tek tek hepsi.

Bütün yol onlarla devam etmek istiyorum.

Aşık olduk bi kere…

Sonra evlendik biz…

Fariscim de beni YouTube’a iten adam olarak kişisel tarihime geçti.

Ve ilk konuğum Sıla…

Bak, hiç tereddüt etmeden “Tamam” dedi.

“Önce bi yayınlansın görelim” yok “Önce bi izleyelim” yok “Düşünürüz” yok…

Bana güvendi.

Tak diye tamam dedi.

Geldi.

HELAL SILA’YA!

Dünya şahanesiydi.

SAHİCİ’ye de çok uygun biri zaten.

Sahici.

Zeki.

Seksi.

Cesur.

Şimdi bakalım…

Pazar günü izleyince siz söyleyeceksiniz…

Sohbeti sevecek misiniz?

Benim sakilliklerimi yakalayacak mısınız?

Yakalayın.

Dövün beni.

Sevin de ama…

Ben öğrenmeye devam edeceğim.

Bebek adımlarıyla.

Ama tutturuk Ayşe olarak…

BIRAKMAK YOK…

Okul denetlemek ne demek!

Konya’nın Halkapınar ilçesinde, AKP İlçe Başkanlığı’nın hesabından bi paylaşım yapıldı…

Aynen şöyle: “AK Parti İlçe Başkanımız, 2026/2027 öğretim yılı münasebetiyle okulları denetlemede bulunmuştur.”

Bir dakika!

Yanlış okudum diye cümleyi tekrar okudum…

Yoooo yanlış değil öyle…

Denetlemede bulunmuştur!

Paylaşıma göre 3 okulda, yeni göreve başlayan güvenlik ve temizlik görevlilerinin çalışmaları yerinde incelenmiş.

Ardından da şu not düşülmüş: “Sorunsuz görevlerini yapmaktadırlar. Görev alan tüm arkadaşlara ve öğretmenlerimize çok teşekkür ederiz.

Teşekkür güzel.

Ziyaret güzel.

Okula gitmek, öğretmene “kolay gelsin” demek, hepsi güzel.

Ama denetleme nedir yahu!

Denetlemenin bi sahibi vardır di ama…

Olmalıdır…

Okulun müdürü vardır.. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü vardır…. Ne bilim müfettişi vardır…

Amaaaa…

Bir parti teşkilatı o listede yoktur!

Kelimeler öylesine seçilmiyor.

Bir kurumun kendi hesabından “denetledik” demesi, “Biz oraya hesap sorabiliriz” demenin kibar hali…

Ve okul dediğimiz yer, çocuğumuzu sabah bırakıp akşam aldığımız yer.

Soru basit: Okulda, kim kime hesap verir?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.