DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

İstanbul Sözleşmesi yaşatır!

2 Temmuz 2026

Dün 1 Temmuzdu.

Bugün, Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin 15. yılı.

Evet, o çok konuşulan, çok tartışılan ama biz kadınların yürekten sahip çıktığı İstanbul Sözleşmesi…

Neden mi bu kadar sahip çıktık?

Çünkü 15 yıl önce bugün sadece uluslararası bi sözleşmeye imza atılmadı.

Kadınlar için, kız çocukları için, şiddetten kaçmaya çalışan herkes için bi umut doğdu.

Devlet diyecekti ki:

“Sen yalnız değilsin.”

“Ben seni koruyacağım.”

“Şiddet olduktan sonra değil, olmadan önce önleyeceğim.”

“Faili durduracağım.”

“Kolluk, savcı, hakim, okul, hastane, belediye… Herkes görevini yapacak. Seni erkek şiddetine teslim etmeyeceğim.”

İstanbul Sözleşmesi’nin özü buydu.

Şiddeti önlemek.

Kadını yaşatmak.

Çocuğu korumak.

Ardından 6284 sayılı Kanun çıktı.

Şiddete uğrayan ya da uğrama riski altındaki kadınları korumak için hazırlanmış çok önemli bi yasaydı.

Hepimiz umutlandık.

“Nihayet bi şeyler değişecek” dedik.

Ama daha o günlerde başka bi tartışma başladı.

Kadın, birey olarak değil, ailenin içinde tanımlanmaya başlandı.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırıldı.

Yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kuruldu.

Belki birçok kişiye bu sadece isim değişikliği gibi geldi.

Ama değildi.

Çünkü kadın yine tek başına görülmedi.

Hep ailenin içinde tarif edildi.

Oysa, kadın önce bireydir.

Kadını birey olarak görmezsen, onun yaşam hakkını da tam koruyamazsın.

Kadının hayatını sadece “aile” kavramının içine sıkıştırırsan, o evin içinde yaşadığı şiddeti de çoğu zaman göremezsin.

Çünkü bazen o ev, yuva değildir.

Tehlikedir.

Korkudur.

Eziyettir.

İstismardır.

Tecavüzdür.

Ölümdür.

20 Mart 2021 gecesi, tek bi Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceği ilan edildi.

Karar, 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girdi.

O günden beri kadınlar, hukukçular ve kadın örgütleri aynı cümleyi kuruyor:

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır.”

Nitekim Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verilerine göre, sadece son beş yılda 1.824 kadın öldürüldü.

1.824 kadın.

Bu sadece bir sayı değil.

1.824 hayat.

1.824 anne.

1.824 evlat.

1.824 yarım kalmış hikaye.

Ve geride kalan binlerce çocuk.

Binlerce aile.

Bitmeyen bir yas..

O yüzden bugün İstanbul Sözleşmesi’ni anmak, geçmişi hatırlamak değil…

Bugünü konuşmak…

Hala aramızda olan kadınları konuşmak…

Yarın hayatta kalması gereken kadınları konuşmak…

Kadınlar korunmadığında ne olduğunu görüyoruz.

“Cezasızlık” büyüdüğünde ne olduğunu görüyoruz.

“İyi hal” indirimleriyle failler ödüllendirildiğinde ne olduğunu görüyoruz.

Şiddet “özel meseledir” denildiğinde ne olduğunu görüyoruz.

Ve hala aynı şeyi söylüyoruz:

İstanbul Sözleşmesi yaşatır.

6284 yaşatır.

Etkin koruma yaşatır.

Cezasızlık öldürür.

Kadını sadece aile içinde tanımlamak öldürür.

Şiddeti görmezden gelmek öldürür.

İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldığımız 1 Temmuz 2021’den bu yana kaybettiğimiz bütün kadınları saygıyla anıyorum.

Belki tek başına hiçbir sözleşme bütün kadın cinayetlerini durduramazdı.

Ama hukuk hayat kurtarır.

Koruma mekanizmaları hayat kurtarır.

Devlet görevini yaptığında hayat kurtarır.

İstanbul Sözleşmesi gereği gibi uygulansaydı…

Belki bugün toprağın altında olan bazı kadınlar yaşıyor olacaktı.

İşte o “belki” bile bu sözleşmeyi savunmaya yeter!

Bir kez daha:

Kadın çiçek değildir.

Kadın bireydir.

Kadın yurttaştır.

Kadınların yaşam hakkı hiçbir pazarlığın konusu olamaz.

Veee İstanbul Sözleşmesi yaşatır!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.