Topaç Taraftarlar

25 Eylül 2026

Çocukluk yıllarında gövdesine sarılan kaytanı çekerek çevirdiğimiz tahta topaçları hatırlayanlar vardır.

Kaytandan aldıkları start ivmesiyle fırfır dönerlerdi.

Sonra o kaytanla vurularak tekrar hızlandırılmazlarsa birdenbire durur, oldukları yere yığılırlardı.

Bazı kişiler, her nasıl oluyorsa, bana onları hatırlatıyor.

Toplumda yeni bir düşünce, bir siyasal gelişme, bir buluş, bir “trend” bir beklenti ya da bir kişi öne çıkmaya görsün.

Birileri birden çok ateşli bir taraf olarak öne fırlıyor.

Henüz ne olduğu tam anlaşılmadan, nereye gideceği görülmeden, karşı görüşler dinlenmeden acayip saf tutuluyor.

Sonra gidişat değişiyor.

Beklenti karşılanmıyor, karşı görüş güçleniyor, koşullar başka bir yere dönüyor.

Bu kez aynı insanların sesi soluğu gene birdenbire kesiliveriyor.

Dün orada burada hararetle savundukları şeyden bugün tek söz bile etmiyorlar.

Sanki biraz önce ellerinde kâse dolusu lâfla dolaşan onlar değillermiş gibi.

Fikir değiştirmekten söz etmiyorum.

İnsanın yeni bilgiler karşısında düşüncesini değiştirmesi son derece normal.

Beni rahatsız eden başka bir şey:

Bir şeye inanmakta çok hızlı, ondan vazgeçmekte de çok hızlı olmak.

Çünkü burada düşünceden çok, gidişata taraf olmak durumu var.

Bir şey yükseliyorsa onun yanında görünmek, düşüyorsa sessizce uzaklaşmak…

Trilyona yakın fon lav gibi üzerimize çöktü; o işlerin bazı uzmanlarından pek ses çıkmıyor. Yapay zekâ için kıyametler kopuyor. Ona en çok toz kondurmayanların herhalde kulaklarında tıkaç var.

Bu tür insanların çoğalması bana yalnızca rahatsız edici değil, biraz da kuşku verici geliyor.

Çünkü insanın kanaatinin değişmesi değil, kanaatinin yönünü sürekli dışarıdaki gidişatın belirlemesi düşündürücü.

Fikir değişebilir.

Ama insan her defasında gidişatla birlikte dönüyorsa, ortada fikirden çok, esen rüzgâra kapılma durumu var.

Sebebi illa kese olmayabilir.

Sebep, ortalara fırlarken elinde tuttuğu, aslında ona ait olmayan ama onunla etrafa görüntü vermek istediği bir kâse midir, bunu en iyi tabii ki kendisi bilir.

İzlediğiniz mecralarda, sosyal medyada, çevrenizde, eşte dostta rastlayacağınız bu davranışların başka sebepleri de olabilir.

Derken, elde başka bir kâse, gene ses yükseliyor.

Gerçekten farkında değil miyiz öylelerinin?

“Bu dediğin ben miyim?” diyen de çıkacaktır.

Onu da en iyi kendisi bilir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.