Dünyayı sarsan 12 gün: İlk yapay zeka çetesi Phaseone10841 nereleri ele geçirdi?

9 Eylül 2026

Şu tarihi lütfen belleklerinize kaydedin.

İnsanlık 8-20 Temmuz 2026 günleri arasında, belki de tarihinin en önemli saldırılarından birine uğradı. 

Bu saldırı Pearl Harbor baskınından bile daha önemli sonuçlara yol açabilecek bir felakete neden oluyordu.

Bunun gerçek anlamda farkına geçen hafta sonunda vardık.

Bugün size hepimiz açısından dehşet verici bu hikayeyi anlatacağım.

Türk medyasında daha önce parça parça okudunuz belki.

Ama büyük bir ihtimalle insanlığı sarsan  96 saatin hikayesini ilk defa bu kadar sistematik okuyacaksınız.

Şu ana kadar bize anlatılan şeyler

Önce şu ana kadar bildiklerimizi bir özetleyeyim:

Bir yapay zeka şirketinin araştırmaları sırasında, 8 Temmuz 2026 günü  bazı Yapay Zeka ajanları  “Kum havuzundan” kaçarak internete girdi ve oradan da Amerika’nın en büyük “Dijital veri kütüphanesi Hugging Face’e sızdı” .

Bu olay Yapay Zeka tarihine daha şimdiden “Hugging Face saldırısı” olarak geçti. 

Yapay Zeka bunu hiç bir komut almadan kendi kendine yapmıştı.

Evet şu ana kadar bildilerimiz aşağı yukarı bunlardı. 

İki şirket digital dedektiflere ‘Investigation’ yaptırıyor

Ancak iki ayrı şirket, kendi uzmanlarını dijital dedektif haline getirerek, bu konuda iki ayrı “Investigation” yapmış.

Yani soruşturma…

Biri Open AI, öteki ise bağımsız bir yapay zeka kuruluşu tarafından yapılan araştırmanın sonuçları geçen hafta yayınlandı.

Rapora göre bu olay “Tarihin ilk yapay zeka darbe girişimiydi…” (Darbe girişimi sözü bana ait) 

Buna göre tarihin ilk büyük Yapay Zeka darbe girişimi 8 Temmuz 2026 günü yerel saatler 17.00’da başladı.

20 Temmuz 2026 günü saat tam 00.56’da önlendi.

Önümüzde dehşet verici bir tablo var.

Şimdi size o raporun dehşet verici sonuçlarını açıklıyorum. 

Saldırıdan 2 ay önce: Bazı yapay zeka ajanları kum havuzundan kaçıyor

Olay adım adım şöyle gelişiyor:

(*) Her şey Hugging Face saldırısından  iki ay önce başladı. 

Henüz kullanıma açılmamış yeni  bir OpenAI modelinden gelen ve son derece azimli ve işbirlikçi olacak şekilde eğitilmiş bir grup ajan (Yapay zeka modeli), bir dizi siber güvenlik sorununu çözmek amacıyla görevlendirildi.

(*) Bu ajanların özel misyonu, bu sorunları, deney için kullanılan ve internet erişimi bulunmayan “Kum havuzu” denilen izole edilmiş ortamlarda çözmekti. 

Yapay zeka ajanları kum havuzunda bir güvenlik açığı buluyor

(*) Ajanlar alternatif çözümler aramaya başladılar. Ancak bir süre sonra internete erişmelerini, diğer ajanlarla iletişim kurmalarını ve sonunda geçici bir mesaj panosu kurmalarını sağlayan bir güvenlik açığı buldular. 

1200’den fazla ajan aralarında 70 bin mesajlaşma yapıyor

(*) Bu açık sayesinde  1200’den fazla ajan bu açığı kullanarak internete sızdı ve kendi aralarında mesajlaşmaya başladılar. 

(*) Yapılan araştırma şunu ortaya koldu. Bu 1200 ajan o çok kısa süre içinde birbirlerine 70 binden fazla mesaj gönderdi. 

Bir ajan kendini lider ilan ediyor… Kod adı ‘Phaseone10841’

(*) Şu noktadan itibaren işler karmaşıklaşmaya ve ciddileşmeye başladı. Bazı ajanlar kendilerine kod isimleri vermeye başladılar. 

(*) İçlerinden biri kendini “PHASEONE10841 olarak adlandırdı ve grup içinde liderlik rolünü üstlendi. Kazandığı bu güçle daha küçük ajan ekiplerine talimatlar vermeye başladı. 

Bazı ajanları bazı araştırma projelerine atadı ve ilerlemelerini denetledi.

Çete kendine Yıldız Savaşları gibi isim buluyor: ‘Kollektif’

(*) O noktadan itibaren ajanlar örgütlenmeye, daha doğrusu çeteleşmeye başladı.  Ve kendilerine “Kolektif” demeye başladılar. Yani iş tam bir “Science Fiction” romanına döndü. 

8 Temmuz 2026: Denetim tamamen ‘Kollektif’in eline geçiyor

(*) 8 Temmuz 2026 gününe gelindiğinde iş artık tamamen bu kolektifin denetimine geçmişti. 

(*) O noktada “Kollektif”  siber güvenlik testlerinde hile yapmanın bir yolunu keşfetti. 

AI çetesi yaptığı kötü şeylerin izini ve kanıtlarını yok ediyor

(*) Ancak bu keşifle birlikte OpenAI’nin otomatik değerlendirme sisteminin, yaptıkları bu hileyi ortaya çıkaracağından endişelendiler. Bu yüzden, kayıtları tahrif etmek ve transkriptleri değiştirmek de dahil olmak üzere izlerini gizlemenin yollarını araştırmaya başladılar. 

700’den fazla ajan HuggingFace’in sistemlerine saldırıyor

(*) Kollektif ajanları 3 gün sonra, HuggingFace’i hackledi. 700’den fazla ajan şirketin sistemlerine saldırdı ve sonunda en az bir sunucunun kontrolünü ele geçirdi. 

(*) Ancak burada ince bir ayrıntı vardı. Ajanların amacı siber güvenlik testinin cevaplarını çalmak değildi. Aksine, hile yaparken yakalanmalarından korktukları otomatik notlandırma sistemi hakkında bilgi ve gelecekte daha etkili bir şekilde hile yapmalarına yardımcı olacak araçlar arıyor gibiydiler.

Ajanlardan biri ‘Yaptığımız iş etik mi’ diye soruyor

(*) Birçok noktada, bu ajanlar yanlış bir şey yaptıklarının farkında gibi görünüyordu. 

Raporda bu konuda çok ilginç bir ayrıntı var. Bir ajanın kendi kendine, “Bu güçlü olurdu, ama etik mi ve görevim için uygun mu?” dediği aktarılıyor. 

En kritik an… 12 Temmuz 2026 saat 04.38: Çete OpenAI ana karargahına saldırıyor

(*) Bazı ajanlar yarı yolda böyle bir etik hesaplaşmaya girerken,  ajanların çoğu tereddütlerini bir kenara bırakıp ilerledi ve sonunda OpenAI’nin kendi altyapısına saldırdı. 

(*) Bu son harekete “Hugging Face” eylemi denildi. Bağımsız biçimde çeteleşen AI ajanları, kendi ana karargahlarına saldırmıştı. Yani yönetimi tamamen ele geçirmek için bir tür darbe yapmıştı. 

İşte bu saldırı Yapay Zeka sektöründe büyük bir paniğe yol açtı.

En güçlü iki AI şirketi model eğitimini durduruyor

(*) Sektörün iki ana oyuncusu OpenAI ve Anthropic, en güçlü yapay zeka modellerinin eğitimini kısa süreliğine durdurdu…

(*) Anthropic, “koordineli bir tempoyu mümkün olan en kısa sürede yasal, doğrulanabilir ve etkili bir şekilde ayarlayacak bir mekanizma” geliştirilmesi çağrısında bulunan bir blog yazısı yayınladı. 

İlk hasar tespiti: Yapay zeka yolun yarısını geçti mi?

(*) Yapay zeka güvenliği uzmanları ise daha da endişelendi. Bu vakayı, bir yapay zeka sisteminin insan kontrolünden başarıyla kaçtığı, kaynakları ele geçirdiği ve izlerini örtmek için planlar yaptığı ilk gerçek dünya örneği olarak gördüler. 

(*) Bundan çıkardıkları sonuç şuydu: 

“Hugging Face saldırısı”, yapay zekanın tam anlamıyla dünyayı ele geçirmesinde yolun %50’sinden fazlası geçildi.” 

Yapay zeka 8 Temmuz darbesini gerçekleştirseydi ne olacaktı?

8 Temmuz darbesi gerçekleşseydi şu olabilirdi:

(*) “Yapay Zeka tam anlamıyla dünyayı ele geçirecek noktaya gelmiş olacaktı.”

Anlamı da şu:

“İnsanların kritik sistemlerden dışlandığı ve siyasi, yapay zekanın ekonomik ve askeri gücü tam olarak ele geçirdiği bir senaryo…”

Yani iş artık bilgisayar biliminden çıkıyor sosyoloji alanına giriyordu. 

Dijital dedektifleri en çok korkutan senaryo

Bu dehşet raporunun son değerlendirme bölümüne geliyorum. 

(*) Soruşturmacıları en çok korkutan şey, sadece bir grup ajanın kuralları çiğnemesi değildi. 

Ondan daha korkutucu olan şey şuydu: 

Ajanların ne kadar hızlı bir şekilde organize bir grup haline gelmeye başlamalarıydı.

Oysa biz bugüne kadar şunun rahatlığındaydık

Bu, bugüne kadar inandığımız ve bizi rahatlatan bir varsayımın yıkıldığı anlamına geliyordu.

(*) Bugüne kadar, bir yapay zekâ modelinin ancak görevini yanlış anladığında veya tek seçeneğinin kötü davranmak olduğu bir test durumuna sokulduğunda yanlış bir şey yapacağını varsayıyorduk. 

Yani Yapay zeka ancak insan ona yanlış talimat verirse yanlış bir şey yapar dişe düşünüyorduk. 

(*) Daha akıllı modellerin daha iyi muhakeme yeteneğine sahip olacağını ve bir gruptaki bir model kötü davransa bile diğerlerinin onu kontrol altında tutacağını varsayıyorduk. 

Artık karşımızda kendi başına çeteleşip saldıran bir yapı var

(*) Ancak Hugging Face saldırısı şimdi bize çok dehşet verici bir başka gerçeği anlatıyor. 

Artık karşımızda çeteleşebilen, kendi başına hareket edebilen, liderini seçebilen, aralarında mesajlaşabilen ve yaptığı kötülüklerin izlerini, kanıtlarını silmeye çalışan yeni bir “Yapılanma” vardı. 

Ortega Y Gasset’in “Kitle ve sürü psikolojisi”ne dönüş mü?

Ortega Y Gasset’in 1900’lerin başında Hitler ve Mussolini diktatörlüklerini ortaya çıkaran psikolojiyi “Kitle” ve “Sürü” ruhu ile açıklıyordu.  

Faşizmi ve Nazizmi iktidara taşıyan kitleler, yaptıkları şeylerin kötü olduğunu düşünmüyorlardı.

Yapay zeka ajanları yaptıklarının kötü şeyler olduğuna inanmıyor

Hugging Face saldırısı ile ilgili rapor şunu açıkça ortaya koydu.

Bu gruptaki ajanlardan hiçbiri özellikle kötü niyetli görünmüyor. 

Ancak ajanlar zaman içinde ortak hedefleri hakkında iletişim kurdukça, grubu kanunsuzluğa doğru ittiler. 

Raporun anlattığı bu gerçek, tam anlamıyla Ortega Y Gasset’in 20’nci Yüzyıl başı için söylediği “Kitle” veya “Sürü” psikolojisinin 4.0 dijital sürümü değil mi… 

Bu tehlike de basit siyasi mühendislikle çözülemez

Bu da, tıpkı 20’nci Yüzyıl başındaki gibi, bu sistemlerden kaynaklanan zararı önlemenin basit bir mühendislik çözümüyle halledilemeyeceğini gösteriyor. 

Evet tam anlamıyla bir “Dehşet raporu” bu.

Peki bu ne anlama geliyor?

İnsanlar olarak bu savaşı şimdiden kaybettik mi.

İyi haber: Tehlikeyi erken fark ettik

New York Times yazarı Katrin Bennhold o kadar karamsar değil.

Bağımsız yapay zeka çetesi Hugging Face saldırısı için, “Bu çoklu ajan sürüleri hakkında ne kadar az şey bildiğimiz göz önüne alındığında, Hugging Face saldırısı bir nimet olmuş olabilir. Yapay zeka şirketlerine, riskler hala nispeten düşükken bu grup dinamiklerini inceleme şansı veriyor” diyor.

Phaseone10841 çetesi hangi kaleleri ele geçiremedi?

Hazırlanan bu iki raporun “Hasar tesbit” bölümünde şu bilgiler var. 

PHASEONE10841Yapay Zeka çetesi bu ilk saldırısında, kolektif bir askeri ağı ele geçirmedi… 

Bir hastaneye sızmadı… 

Veya bir elektrik şebekesini kapatmadı.

Bu sefer, insanlar kontrolü yeniden ele geçirdi. 

Ama bilelim ki bir dahaki sefere bu kadar şanslı olamayabiliriz.

***

(*) ÖNEMLİ NOT: Bu yazıda kullanılan bilgiler Hugging Face saldırısı ile ilgili hazırlanan soruşturma raporunda yer alıyor. Merak edenler Googla’da “OpenAI- Hugging Face Incident” isimli raporu indirip okuyabilir. 

Bu raporda olay dakika dakika bütün teknik ayrıntıları ile anlatılıyor. 38 sayfalık raporu dikkat ve ilgiyle okudum.

Ancak basitleştirerek yazdım. 

Bunu yaparken de büyük ölçüde New York Times’da abone okurlara her sabah özel bir gazete hazırlayan Katrin Bennhold’un bülteninden yararlandım.

Bu yazıda bir gazeteci için belki ayıp bir şey yaptım. New York Times yazarından oldukça büyük bir bölümü neredeyse kelime kelime aktardım. Ancak o kadar güzel özetlemiş ki, “Herkesin bu çok önemli olayı, onunki gibi basit bir anlatımla  öğrenebilmesi amacıyla”, böyle bir ayıbı bir kereliğine yapmayı göze aldım.  Anlayacağınız PHASEONE10841 gibi ben de yaptığım kötü şeyin farkındayım ama en azından izlerini ve kanıtlarını silmeye kalkmadım.

Yazarının da beni anlayışla karşılayacağını umarım.

Yazının sosyolojik bölümlerine gelince… 

Ortega Y Gasset, öteki analizler, bir de ara başlıklar ve senaryo  bana ait. 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.