İngiltere Kralı Charles ve sevimsiz eşinin ABD’ye yaptıkları devlet ziyaretine İngiliz liderinin ABD Başkanı Donald Trump’la açıkça ama çok incelikle dalga geçmesi damga vurdu…
Kral Charles Kongrede yaptığı konuşmada Amerikalılara adeta demokrasi ve yüksek değerler dersi verdi. Magna Carta dan başladı ABD’yı kuran kurucu önderlerin yerleştirdiği yüksek değerlere ve kuvvetler ayrılığına dayanan adil Amerikan sisteminin çatırdadığını Amerikalılara hatırlattı.
Charles Trump’ın Avrupa liderlerine söylediği “biz olmasaydık siz bugün Almanca (hatta birazda Japonca) konuşuyor olurdunuz” sözleri hatırlatarak “biz İngilizler olmasaydık Amerikalılar bugün Fransızca konuşuyor olurdu” diye cevap verdi…
Beyaz Saraydaki devlet yemeğinde ince salvolarına devam eden Charles Trump’a ders üzerine ders verirken Kanada’yı bir ABD eyaleti yapmak isteyen Amerikan liderine İngiltere Kralı olarak Kanadanın anayasal devlet başkanının kendisi olduğunu hatırlattı…
Ama bütün bu olanları Trump ya anlamadı ya da anlamazlığa geldi… Açıkça görülüyor ki Trump’da bir kraliyet özlemi, bir kral olma tutkusu var. Yanında çalışanların da monarşi özlemi duymaları da herhalde bu yüzden… Onun için Trump’ın Ankara’daki Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Orta Doğu’da monarşiye dayalı yönetimleri desteklemesi ve Türkiye için böyle bir düzen öngörmesine şaşmamak lazım…
Ama zaten Barrack’ın çok çaba sarf etmesi gerekmiyor… Türkiye’de İngiliz monarşi sisteminin çok ötesinde tuhaf bir sistem oluştu… Kral yetkilerine sahip bir seçilmiş başkanımız var. Ama hükumet kurabiliyor ve bu hükumeti Meclis deviremiyor. Hatta bu hükumetin yıllık bütçesi Meclisten geçmese bile hükumet düşmüyor… Yani güven oyu filan söz konusu değil.
Tam Trump’a göre bir sistem. Bir taşla iki kuş vurur. Hem astığı astık kestiği kestik idareye kavuşur hem de Kral Charles’a dönüp “nanik” yapar…