NATO ve NATO’cuk

9 Ağustos 2026

Hayırlı bir Cuma’da kutsalımız Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ciddi bir Sunni ittifakı doğdu. 7 Ağustos 2026 tarihinin tarihi bir gün olup olmayacağını bize zaman gösterecek. Maya tutarsa tarihi bir mihenk taşı olacak.

Orta Doğuyu alabora eden İran, ABD ve İsrail savaşı bölgede yeni bir güvenlik anlayışının ortaya çıktığını ve bölgesel ülkelerin bu konuda bir şeyler yapmalarını gerektiğini ortaya koymuştu… Türkiye bölgesel ülkelerin bölgesel sorunları kendilerinin çözmeleri gerektiğini söyleyen önder ülke oldu. Mekke’de başlayan bu yeni kutlu yürüyüş bunun neticesi.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde 800 askeri üssü bulunan ABD artık bunun yükünü kaldıramaz hale gelmiş ve bölgesel müttefiklerinin sorunların halledilmesinde daha fazla rol almalarını ve ellerini her bakımdan daha fazla taşın altına koymalarını istiyordu. Mekke’deki oluşum ABD’yi ve hatta Avrupa ülkelerini memnun edecek nitelikte. Yani bu işte ABD’nin onayı var zaten bu olmasa böyle bir oluşum kolay kolay ortaya çıkmazdı.

Mekke’deki bu olumlu gelişmelerin mimarları ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın. Bu iş çok ciddi ve ince diplomasi gerektiriyordu ve bunu yapacak kapasite hem Fidan hem de Kalın’da vardı. Bu da bu dönemde Türkiye’nin şansı. Kapılar arkasında yürütülen hassas diplomasi sayesinde Suudi Arabistan ve kardeş Pakistan ile önemli bir birliktelik kuruldu.

Ortaklar diyorlar ki “birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış sayılacak” yani NATO’nun bu önemli caydırıcılık prensibi burada da ortaya çıkıyor. İşte bu birlikteliğin kilit prensibi. Bunun nasıl uygulanacağı, ne netice vereceğini zaman gösterecek. Ama işin özünde “savunma” var “saldırı” yok. Bunu İran iyi anlamalı ve İranlı yöneticiler akıllarını başlarına toplamalı…

Ama bir gerçek var. Nükleer silah teknolojisi ve sahibi olan, ileri füze teknolojisi kapasitesi olan ve ciddi bir füze envanteri olan Pakistan bir tarafta, ciddi mali olanakları ve bölgesel güç odağı olan Suudi Arabistan bir başka tarafta ve bunların yanında müthiş askeri gücü olan, NATO’nun ikinci en güçlü kara kuvvetlerine sahip, güçlü bir savunma sanayi olan Türkiye… Bunların birleşiminden ciddi bir savunma ve caydırıcı güç ortaya çıkmıyor mu?

İran Şah devrinde Türkiye, Pakistan, ABD ve İngiltere ile CENTO ittifakı içindeydi. Bu NATO’nun bir nevi bölgemize uzantısıydı. Şah rejimi çökünce merkezi Ankara’da olan CENTO da göçtü gitti.. Hatta o devirde CENTO genel sekreteri bir İranlıydı… Şimdi bu yeni oluşum ortaya çıkıyor. Mekke de ortaya çıkan bu oluşum NATO’ya karşı değil hatta Orta Doğu’da NATO’yu tamamlayıcı bir unsur olarak görülmeli.

Bu oluşum doğrudan İran’a karşı oluşturulmuş bir güç değil. Ama şu anda bölgesel ülkeleri tehdit eden ve ciddi dengesizlikler yaratan İran ister istemez konu başlığı olacaktır.

Mekke’de başlayan bu kutlu yürüyüş bütün bölgesel ülkelere açıktır ve genişlemeye de müsaittir; yeter ki iyi niyetli olsunlar…

Mekke’de hayırlı bir günde başlayan bu hayırlı iş inşallah güzel netice verir ve Müslüman ülkelerin de kendi kirli çamaşırlarını kendilerinin yıkayabileceğini gösterir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.