Biz bu ülkede ne Barrack’lar gördük…

29 Nisan 2026

ABD Büyükelçisi ve Başkan Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack sürekli ülkemizi ve insanını aşağılayan açıklamalar yapıyor ve bu herkesi şok ediyor… Türkiyemizde yeni neslin bu tür ABD büyükelçilerine alışık olmadığı belli ama ülkemizde 50 yılı aşkın bu işlerin göbeğinde olan bizler için bu açıklamalar, bu kibir hiç de yeni değil.

ABD Büyükelçileri hep Türkiye’yi bir müstemleke olarak görmeye alışmışlardır. ABD Türkiye’de darbe yaptırır, başımıza genel vali gibi büyükelçiler gönderir ve bizi yönlerdirmeye çalışır… Bu hep böyle olmuştur. Son yıllarda ise ABD’nin dünyada etkisi azalınca ve artık eski liderlik fiyakası bozulunca Türkiye’ye de yön vermede zorlanmaya başlamıştı… İşte size fiyasko ile sonuçlanan Fetö darbe girişimi…

Tom Barrack demokrasinin bölgemiz için bir lüks olduğunu ve Orta Doğuda tek bir gerçek demokrasinin İsrail olduğuna inanıyor… Antalya diplomasi forumunda açıkça Orta Doğuda (ve Türkiye’de) “işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu:Ya merhametli monarşiler ya da meşruti krallıklar.”

Tabii ki demokratik değerlerin çok zayıfladığı, ABD’nin kurucu önderlerinin yerleştirdiği yüksek değerlerin hiçe sayıldığı bir düzende Tom Barack gibi bir kişinin bunları söylemesi normal…

ABD artık Türkiye’de yüksek değerleri önde tutan bir demokrasi olsa da olur olmasa da havasında.

Yeter ki Türkiye ile İsrail kapışmadan şu andaki Orta Doğu krizinden çıksın ve aralarında (Netanyahu’dan sonra) işbirliği bağlarını yeniden kurup bölgede ABD çıkarlarına hizmet etsinler. Tom Barrak’ın görevi de bu…

Ama bütün bunlar yeni değil… Türkiye’den Tom Barrack gibi nice ABD büyükelçileri geldi geçti…

Hepsi de yakın dostlarımdı ve her hafta istişare ederdik. Yaptıklarının yanlış olduğunu “genel vali” tavırlarının Türk halkında tamir edilemez yaralar açtığını anlatırdık…

ABD Türkiye’de lider seçtiriyor imajı yaygındı. Bu da yanlış… ABD Türkiye’deki gidişatı çok iyi takip edip, iyi analiz edip ona göre tavır alıyor ve başarılı oluyordu. Yoksa ne Turgut Özal ne de Recep Tayyip Erdoğan bir ABD projesidir.

Ama ABD Türkiye’nin zaafları ve yumuşak karınlarını iyi bildiği için yönetimleri köşeye şıkıştırabiliyor. Mesela Rahip Brunson’u Fetö bağlantısı şüphesi ile hapse atan hükumet daha sonra Trump’ın ciddi tehditleri ile onu bir anda serbest bırakıp uçağa bindirip göndermedi mi? Hatta Turmp Beyaz Sarayda Erdoğan’ın yüzüne “ne istersem yapar, rahibi istedim gönderdi” demedi mi?

Tom Barrack da ne? ABD 1980 darbesinden sonra Türkiye’e Robert Strausz-Hupe’yi atadı. ABD darbe yaptırmış, Kenan Evren’i göreve getirmiş ve Türkiye kuzu kuzu Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesine karar vermişti…

İşte o zaman ABD bize güçlü ve Washington’da bile sözleri altın sayılan Strausz-Hupe’yi genel vali olarak yollamıştı… Sayın Büyükelçi 1981 den 1989 kadar rekor bir süre Türkiye’de görev yaptı. Yalnız bir dipiomat değil siyasi bir teorisyendi. ABD’nin NATO temsilciliği görevini yapmıştı… ABD’de çok saygın bir yeri vardı.

Özal hükumetine çok yardımcı oldu. Süleyman Demirel’in geri dönüşünü engellemek için çok çaba sarf etti. Bizler demokrasi mücadelesinde Demirel’in yanında yer aldık ve korkunç engellemelere rağmen yasakları kaldırıp Süleyman beyi yeniden başbakan yaptık. Süngüyle gitti sandıkla döndü…

Bir gün bana “My boy (oğlum) Süleyman bey için çok çaba sarf ediyorsun ama onu mezardan çıkaramazsın” demişti. Ben de ona küllerinden doğan anka kuşunu hatırlatmıştım.

Yasaklar Özal’a, ABD’ye, Strausz-Hupe ve bazı askerlere rağmen halkın isteği ile kalktı ve Demirel, Erbakan, Türkeş ve Ecevit siyasete döndüler…

Onun için hele bu devirde dişleri sökülmüş bir ABD’nin hele hele yalpalayan bir ABD başkanının bize ve dünya’ya sunacağı pek bir şey yok.

Ne varsa Türk halkında var.

Monarşi lafları boş ve hoş.

Demokratik Türkiye eninde sonunda yolunu bulur ve yeni dünya düzeninde yerini alır…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.