İrem Hanım merhaba,
41 yaşındayım, 13 yıllık evliyim. Size biraz utandığım bir şey itiraf edeceğim. Son aylarda eşimle ne zaman tartışsak hemen yapay zekâya yazıyorum. ‘Kocam bunu söyledi, sence ne demek istedi?’, ‘Ben mi abartıyorum?’, ‘Bu davranış normal mi?’ diye soruyorum. Hatta bazen eşimin attığı mesajları kopyalayıp ‘Bunu analiz et’ diyorum. İşin kötüsü, iyi de geliyor. Çünkü arkadaşlarım taraf tutuyor, annem zaten her tartışmada ‘Boşan’ diyor. Yapay zekâ ise daha sakin cevap veriyor. Ama geçen gün fark ettim ki eşimle bir problem yaşadığımda önce onunla konuşmak yerine telefona koşuyorum. Hatta bazen yapay zekânın verdiği cevabı eşime karşı delil gibi kullanıyorum. Kocam da geçen gün ‘Ben seninle mi evliyim, yapay zekâyla mı?’ dedi. Galiba haklı. İnsan ilişkisi hakkında yapay zekâya bu kadar danışırsa kendi duygularına güvenmeyi kaybeder mi?
Değerli Okurum,
Annenin her tartışmada “Boşan” dediği bir ortamda yapay zekânın şansı zaten oldukça yüksekmiş.
Şaka bir yana, burada sorun yapay zekâya soru sorman değil. Bazen insan düşüncelerini toparlamak, başka bir açıdan bakmak ister. Bunun için arkadaşına, günlüğüne veya artık yapay zekâya başvurabilir.
Benim dikkat edeceğim yer başka. Sen fikir mi alıyorsun, karar mı devrediyorsun? “Bu olaya başka nasıl bakabilirim?” diye sormakla “Kocam haklı mı, ben mi?” diye hakem istemek aynı şey değil.
Kullanacaksan kendini anlamak için kullan. Eşini teşhis etmek için değil. Ve sonra telefonu bırakıp asıl kişiye dön. Çünkü sorman gereken soru çok daha basit. “Sen bunu söylerken ne demek istedin?”
Beni asıl düşündüren, artık eşinle konuşmadan önce mutlaka dışarıdan bir onaya ihtiyaç duyman. Eğer her tartışmadan sonra “Ben mi yanlış düşünüyorum?” diye bir başkasının kararına ihtiyaç duyuyorsan, burada yapay zekadan daha değerli bir adres olabilir: bir terapist.
Çünkü terapinin amacı “Kocanız haklı” ya da “Siz haklısınız” demek değildir. Neden kendi duygularına güvenmekte zorlandığını, neden her çatışmada bir hakeme ihtiyaç duyduğunu ve eşinle neden doğrudan konuşamadığını anlamana yardımcı olmaktır.
Yapay zekaya sor. Fikir al. Düşüncelerini toparla. Ama ilişkinizle ilgili kararları ona bırakma. Çünkü bazen ihtiyacın olan şey daha iyi bir cevap değil, neden sürekli cevap aradığını anlamaktır. İşte o noktada ekranı kapatıp bir terapistin kapısını çalmak çok daha iyi bir başlangıç olabilir.
İrem Hanım merhaba,
35 yaşındayım, bekarım ve yaklaşık iki yıldır bir ilişkim var. Erkek arkadaşımı çok seviyorum ama son zamanlarda kendimle ilgili tuhaf bir şey fark ettim. O koşuya başladı, ben başladım. O caz seviyor, ben yıllardır dinlemediğim halde caz dinlemeye başladım. Onun arkadaşlarıyla daha çok görüşüyorum, kendi arkadaşlarımı daha az görüyorum. Tatilde onun istediği yere gidiyoruz, restoranda bile bazen ne yiyeceğime karar vermeden önce onun ne söylediğine bakıyorum. Geçen gün eski bir arkadaşım bana ‘Sen eskiden bunların hiçbirini sevmezdin, ne oldu sana?’ dedi. Önce kızdım. Sonra düşündüm ve haklı olduğunu fark ettim. Erkek arkadaşım benden bunların hiçbirini istemiyor. Hatta ‘Sen ne istersen yapalım’ diyor. Yani beni kontrol eden bir adam da yok. Bunu kendi kendime yapıyorum. Neden bir ilişkiye girince karşımdaki erkeğe dönüşmeye başlıyorum? Bu sevgi mi, yoksa kendimi kaybetmek mi?
Değerli Okurum,
Bence mektubundaki en önemli cümle şu: “Bunu kendi kendime yapıyorum.” Çünkü burada suçlayabileceğimiz dominant bir sevgili yok. Adam caz dinliyor diye evde zorunlu Miles Davis mesaisi başlatmamış. Sen sevdiğin insana yaklaşırken farkında olmadan kendinden uzaklaşıyorsun.
İlişkilerde birbirimize benzememiz normaldir. Aynı kelimeleri kullanmaya, aynı dizileri izlemeye, hatta aynı şeylere gülmeye başlarız. Yakınlığın tatlı taraflarından biridir bu. Ama bir noktada “Biz ne seviyoruz?” sorusu, “Ben ne seviyorum?” sorusunu tamamen yutuyorsa orada durmak gerekir.
Bazen bunun altında çok masum görünen bir korku vardır. “Ben ona ne kadar benzersem, aramızdaki bağ o kadar güçlü olur.”
Oysa iyi ilişki aynı insana dönüşmek değildir. Tam tersine, iki ayrı insanın birbirinin dünyasına gidip gelebilmesidir. Bu hafta küçük bir deney yap. Onun sevmediği ama senin sevdiğiniz bir şeyi tek başınıza yap.
Eski bir arkadaşını gör veya müziği sen seç. Sonuçta onun sevdiği kadının ortadan kaybolmaması da gerekiyor. Aşkta “biz” olmanın bedeli “ben”den vazgeçmek olmamalı.