Mounjaro mu, değil mi?

23 Eylül 2026

Geçen gün Adriana Lima’nın son fotoğrafları karşıma çıktı. Madrid Fashion Week’in kapanış partisinde siyah bir elbiseyle görüntülenmiş.

Haber sitelerinin başlığı aşağı yukarı her yerde “Eski Adriana Lima geri döndü” şeklindeydi. “Eski Adriana Lima” lafına ayrıca takıldım ama benim aklıma ilk gelen başka bir şey oldu.

Artık ünlü bir kadın kısa sürede belirgin biçimde zayıfladığında eskisi gibi “Ne diyeti yapmış acaba?” diye merak etmiyoruz. Yeni soru “Mounjaro mu?”.

Son birkaç yılda bedenlere bakışımızda tuhaf bir dedektiflik hali başladı. İnternette fazla kusursuz bir fotoğraf görünce “Yapay zeka mı, gerçek mi?” diye büyütüyoruz; bir kadın zayıflayınca da GLP-1 tahmini yapıyoruz. Yüzü değişmişse dolgu, gözleri değişmişse ameliyat, kilosu değişmişse Ozempic ya da Mounjaro…

Adriana Lima’nın Mounjaro ya da başka bir GLP-1 ilacı kullandığına dair doğrulanmış bir açıklaması yok. Zaten mesele de onun kullanıp kullanmaması değil.

Mesele, bizim artık bunu otomatik olarak sormamız.

Üstelik bu merakın altında biraz tuhaf bir ahlak hesabı da var. Yıllarca kilolu insanlara “Zayıfla, kendine bak, iradeli ol” dedik. Şimdi insanların kilo vermesine yardımcı olan son derece etkili ilaçlar çıktı ve bu kez de “Ama kendi başına mı zayıfladın?” diye soruyoruz.

Geçen ay International Journal of Obesity’de yayımlanan bir makale tam olarak bundan, yani GLP-1 tedavisine yönelik damgalamadan söz ediyor.  İlaçla kilo veren kişinin “kolaya kaçtığı”, yeterince irade göstermediği gibi yargılar yeni bir damgalama yaratabiliyor. Oysa obeziteyi yıllarca irade eksikliği olarak görmenin zaten bilimsel olarak ne kadar sorunlu olduğunu biliyoruz.

Yani önce “Zayıfla” diyoruz, kadın zayıflayınca bu kez “Nasıl zayıfladın?” diye hesap soruyoruz.

Fakat beni daha çok ilgilendiren başka bir tarafı var. GLP-1’lerle çok sayıda insan kısa sürede ciddi miktarda kilo veriyor. Böyle büyük bir değişiklik yalnızca tartıda olmuyor. Aynadaki insan değişiyor, beden algısı değişiyor, özgüven değişebiliyor, çevreden gelen ilgi değişiyor. Dolayısıyla ilişki de bundan tamamen bağımsız kalmıyor.

The Guardian temmuz ayında tam bu konuda çok ilginç bir dosya yayımladı: GLP-1 ilaçları insanların aşk hayatını nasıl etkiliyor?

Yazıda Mounjaro kullanarak yaklaşık 40 kilo veren 57 yaşındaki Jennifer’ın hikayesi anlatılıyor. Jennifer uzun süre evliliğindeki fiziksel yakınlık problemlerinin önemli nedenlerinden birinin kilosu olduğunu düşünmüş. Kilo verdikten sonra ise beklediği şey olmamış; evliliğindeki bütün sorunlar kilolarla birlikte ortadan kaybolmamış. Tam tersine, artık bazı sorunları kilosuna bağlayamayınca onlara daha açık bakmaya başlamış.

Bence hikayenin en ilginç tarafı bu. İnsan bazen bedenini hayatındaki her problemin açıklaması haline getirebiliyor. “Zayıflarsam kendimi seksi hissedeceğim, eşim beni daha çok isteyecek, ben de seksi daha çok isteyeceğim, ilişkimiz düzelecek…” Sonra 20 kilo gidiyor, pantolon bedeni değişiyor ama evlilik aynı yerde duruyor. Çünkü Mounjaro bir ilişki terapisti değil.

Öte yandan bunun tam tersi de mümkün. Kilo verdikten sonra bedeninde daha rahat hisseden, sosyalleşmeye başlayan, cinsel özgüveni artan, seksi daha sık başlatan insanlar da var. Demek ki aynı iğneden aynı evlilik çıkmıyor.

Belki ilaçtan daha ilginç olan yeni bedenin insanın eski hayatına ne yaptığı. Çünkü bir ilişkide eşlerden biri çok değiştiğinde diğerinin de buna uyum sağlaması gerekiyor.

Daha önce kendisini görünmez hisseden bir kadın birden ilgi görmeye başlayabiliyor. Yıllardır bedenini saklayan biri cinselliğinde daha girişken olabiliyor. Eşi bundan hoşlanabiliyor, şaşırabiliyor, hatta tehdit altında hissedebiliyor.

Bazen kilo kaybı ilişkiyi yakınlaştırabiliyor, bazen de zaten var olan çatlakları görünür hale getirebiliyor.

Yani kilo verdiğimizde değişen yalnızca bedenimiz değil; o bedene bizim nasıl baktığımız, eşimizin nasıl baktığı, hatta yabancıların nasıl baktığı da değişiyor.

Ve galiba GLP-1 çağında başkalarının bedenlerine bakışımız da değişti. İşte beni yeniden Adriana Lima’nın fotoğrafına getiren yer tam burası.

Fotoğrafa bakıp “Mounjaro mu, değil mi?” diye sormamız aslında Adriana Lima’dan çok bizim hakkımızda bir şey söylüyor. GLP-1’ler yalnızca insanların kilo verme biçimini değiştirmedi; zayıf bedene bakışımızı da değiştirmeye başladı. Artık sonucu görmek yetmiyor, yöntemi de bilmek istiyoruz.

Sanki kadın bedeni bir sınav kağıdı ve hangi yolla o bedene ulaştığını bulursak notunu yeniden vereceğiz.

İşin ironisi de burada. Yıllarca kadınlara yeterince ince olmadıklarını söyledik. Şimdi inceldiklerinde de bunun hesabını soruyoruz.

Belki bir dahaki sefere çok zayıflamış bir kadın gördüğümüzde kafamızdaki yeni çağ algoritmasını bir süreliğine kapatabiliriz. Fotoğrafına bakıp “AI mı?”, beline bakıp “Mounjaro mu?” diye düşünmeden önce üçüncü ve çok daha basit ihtimali hatırlayabiliriz.

Karşımızda bedeni hakkında bize herhangi bir açıklama borcu olmayan bir kadın var. Ve galiba GLP-1 çağında öğrenmemiz gereken en zor şey kilo vermek değil; başkasının kilosunu biraz rahat bırakmak.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.